Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
abdullahsahin1 Tarafından Yapılan Yorumlar
Tolstoy romanın başlangıcında düşüncelere ağırlık veriyor. Olay kurgusu içinde geçen en ufak kıpırdanma düşünce dünyasını aydınlatan bir deniz feneri işlevinde. Yarıdan sonrasında ise düşünceleri geri plana atıp olay kurgusunu vurguluyor.
Tolstoy'un münzevi bir hayat yaşadığı ve okuyucuya göre kitap yazmadığı rivayet ediliyor. Buna dayanarak Tolstoy gibi büyük beyinlerin adamının tefekkürü bırakıp sonlara doğru orta beyinlere hitap edişini hala anlayabilmiş değilim.
Dostoyevski'nin bu eserini psikoloji ile ilgilenenler mutlaka okumalı. Zaten okumuşlardır diyenleri duyar gibi oluyorum. Dikkatli ve av arar gibi okumalılar.
Yazar olay örgüsünün en zayıf, en beklenmeyen halkasında öyle bir psikolojik tespit yapıyorki; o tespit üzerine bir kitap yazılıp, üniversitede ders olarak okutulabilecek içeriktedir.
Boş kalırsanız birde bu göz ile okumayı deneyin. Şaşıracaksınız!
Mehmet Şevket Eygi gibi büyük mütefekkir kolay yetişmiyor. Değerini bilmek gerek. Yazılarında hep yapıcılığı telkin ediyor.
Zamanında Sütçü İmam ''bu ahvalde cuma namazı bile kılınmaz'' diyerek nasıl halkı ayaklandırdı ve özünü sahiplendirdi ise Mehmet Şevket Hoca'da bu minvalde yazılar yazıyor.
Milli Gazete'de ki yazılarının külliyat olmasını çok isterim. Her biri doktrin olacak nitelikte. Müslüman Türk halkımızın faydalanması gereken bir eser.
ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM!
Komplo teorisi üreten insanlar kimlerdir? Mezkur soruya verilen cevapların kahir ekseriyeti ''Bir tarafta Erol Mütercimler, diğer tarafta Yalçın Küçük ve çolpası Soner Efendi'' olacaktır.
Bu iki kutup arasında yapıcı/yıkıcı çizgisi vardır. Yapıcı kutup artık içselleşmiş, kökleşmiştir. Yıkıcı kutup ise bıçak sırtında görünüyor.
Erol Mütercimler bu kitabında tarihten kesitler veriyor ve üstüne tezini sunuyor.
Çok eski tarihleri tahayyül edemediğimden biraz sıkıcı olsada yakın tarihe yaklaştıkça çember daralıyor.
Hülâsa komplocuların kitabı diyebiliriz. Monografiseverler için sıkıcı bir kitaptan öteye geçmez. Mütercimler'in büyük emek verdiği gün gibi ortada. Hakkını vermek gerek.
Kudret Cengiz Paşa'nın methedilecek çok yönünü buldum kitabında.
Özellikle özümüzde haiz olan lakin, unutturulan bir istidadımız olan ''komutanın her zaman önde olması gerekliliği'' vurgusunu yapıyor.
Sözleri laftan ibaret mavallar değil. Bizatihi icraatleriyle vaki olan bir takım vak'alar anlatılıyor.
Şimdiye kadar hakkında müspet/menfi bir açıklama duymadım. Vak'a anlatımında hafif bir toz pembelik görünmekle birlikte samimiyetine inandırıyor insanları. Özellikle askerlik arefesinde olan ben deniz gibi insanlara bir birifing işlevi görüyor. Tebrik edilecek bir çalışma. Özellikle kendine özgü ironisi görülmeye değer.