Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Mustafa Altuğ Yayla Tarafından Yapılan Yorumlar

Henri Pirenne’in Ortaçağ Kentleri adlı eseri, 1927 tarihli. Pirenne, bu kitabında Avrupa’da ticaretin yeniden doğuşu süreciyle birlikte burjuva sınıfının oluştuğunu ve bu dönüşümün Avrupa kültürünün gelecekteki biçimlenmesinde son derece etkili olduğunu savunmakta. Avrupa sosyal ve ekonomik tarihine ilgi duyanlar için mutlaka okunması gereken temel eserlerden biri olduğu açık.
Alberto Manguel’in Maimonides adlı eserinin, İbn Meymun üzerine derli toplu ve özlü bir biyografi sunduğunu düşünüyorum. Maimonides’in düşünce dünyasında belirleyici olan temel unsurlar başarıyla ortaya konmuş. Özellikle onun felsefi ve teolojik görüşleri üzerindeki İslamî etkilerin gösterilmesi, eseri daha da zenginleştiriyor. Manguel, farklı kültürlerin iç içe geçtiği bir entelektüel ortamda yetişen bu büyük düşünürü anlamak için etkili bir yol açıyor. Kitap, ortak bir yaşamın nasıl ortak fikirler doğurabileceğine dair bana ilham veren, verimli bir okuma deneyimi sundu.
Ali Teoman’ın bu kitabı, gizemli atmosferiyle okuru hemen içine çeken bir anlatı sunuyor. Yalnızca olay örgüsüyle değil, biçimiyle de dikkat çeken metin, zengin bir metinlerarasılıkla örülü. Farklı eserlere yapılan göndermeler ve metin içinde metinlerin yazılması, kurmacanın katmanlarını derinleştiriyor. Kurmaca içinde kurmaca kullanımı, metni hem düşündürücü hem de oyunbaz kılıyor.

Dilsel tercihleriyle de dikkat çeken kitapta, Osmanlıca kökenli sözcükler anlatıya tarihsel bir tat katarken, metnin geçişken doğasını da besliyor. Bu geçişkenlik, zaman ve mekân kurgusunda da hissediliyor.

Kitap, neredeyse kendi evrenini kuruyor. Özellikle ilgimi çeken “liminal spaces” (eşik mekânlar) kavramıyla örtüşen bölümler, belirsizlik ve geçiş hissini pekiştiriyor. Zamanlararası dolaşım ise sadece olaylar yoluyla değil, anlatının dili ve yapısıyla da sağlanıyor. Tüm bu unsurlar, etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.
Güzel bir teşebbüs olmakla birlikte genelde birbirinin tekrarı anektodlar içeriyor.
90’lar üzerine böyle bir kitap okumak gerçekten keyifliydi. O döneme dair neredeyse her detaya girilmiş ve çok kapsamlı bir çalışma ortaya konmuş. Ayrıca kitap, sadece 90’ları anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda dönemin temel tartışmalarını da kayıt altına alıyor. Bu açıdan bakınca, 90’lar üzerine düşünen, araştıran herkes için önemli bir kaynak olduğunu söylemek mümkün. Tabii ki, bu kitap genel bir çerçeve sunuyor; daha spesifik çalışmalarla, 90’ların Türkiye’nin toplumsal dönüşümündeki rolünü daha derinlemesine incelemek ayrı bir iş. Ancak bu kitap, o dönemle ilgili temel bir zemin oluşturuyor ve okuyucuyu dönemin ruhuyla buluşturuyor. Doğan Gürpınar’ın emeğine sağlık, gerçekten titizlikle hazırlanmış bir çalışma olmuş.