Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423
E-Dergi
KY-323737 Tarafından Yapılan Yorumlar
Doğu ile Batı'nın karşılaştırması üzerine insanlar pek çok eser vermişler.Ancak Doğu ile Batı'nın bu farazi ayrımını anlayabilmek için Doğu'yu okumak gerekiyor. Özellikle Sadi'yi. Bostan'dan yaklaşık bir ay sonra elime aldığım Gülistan'da Doğu'nun bütün incilerini buldum. Bazen küçültülmüş bazen parlatılmış. Özellikle insanın hayata bakışını derinden eleştiren ve doğruya çekmeye çalışan bir felsefe kitabı olarak değerlendiriyorum.
Ağır ağır okunması gerekiyor çünkü bu kitapta "ilm" cahillerin yaptığı gibi çoğaltılmamış ; hakkıyla yerlerine serpiştirilmiş, noktalar olarak okuyucuya sunulmuş. Özellikle son bölüm kitabın bir özeti gibi. Kitap tekrar tekrar okunmasa da son bölüm tekrar okunmalıdır.
Kütüphanede olması gerekir. Mutlaka.
Kitabı okumadan önce buradaki yorumları okudum. Doğrusu "Yüzüklerin Efendisi" "Harry Potter" ı göklere çıkartanların kitabı bu kadar yermemesi gerekir, diye düşünüyorum. Kitap standart bir doğu masal kitabı. Fantastik, basit ve ders verici ...
Kitapta dikkatimi çeken birkaç şey vardı. "Üç kız kardeş" masalı "kül kedisi"ne çok benziyordu. "Alaaddin'in Sihirli Lambası" da oldukça detay içeriyordu ama sıkıcı değildi.
Kitabı bir çırpıda ve zevk alarak okudum.
Çok az kitabı kütüphaneme eklediğim için pişman olmuşumdur. Bab-ı Esrar bu kitaplardan biri. Niye mi?
Öncelikle Ahmet Ümit gibi kendi aleminde bir polisiye yazarının tasavvuf anlatıcılığına soyunması yanlıştı. Dolayısıyla eline yüzüne bulaştırdı: Tanrı baba, İsa'nın Tanrısı , insan aslında Tanrı olmak ister gibi ifadeler mevlevilik tarafından hiç de hoş karşılanmayan ifadeler. Dahası, kendi yeryüzü cennetini ortaya koymak için İslam dünyasının metafiziksel öğelerini kullanması da etik değildi doğrusu. Dahası, önceden yaşanmış olayları kendi kafasında -tamamen saptırarak- yeniden yorumlaması hem tarihe hem de kültürümüze ihanetti. Kitabın sonundaki kaynakça bölümüne de baktım. Oradaki eserlerin bir kısmını ben de okudum. Söyleyebileceğim tek şey var. Ahmet Ümit ya bu kitapları okumamış ya da ne dediklerini anlayamamış.
Artıları yok muydu? Vardı elbette. Herşeyden önce kurgu sürükleyiciydi. Ama tamamen kurgusal olsaydı keşke. Böylelikle yukarıdaki olumsuz eleştirleri yazmamış olurdum.
Kitabın başlarında dehşetle irkildim. Hani "nerede o eski zamanlar" ya da "insanlar iyice çığrından çıkmış" ifadeleri ve düşünme kalıplarının tersine zamaneye şükrettiren olaylar zinciri idi benim dehşete düşmeme neden olan ...
Bunun yanında kafama da pek çok soru takıldı:
Osmanlı'da -özellikle payitahtta- sandığımız kadar da huzurlu; istihbarat sisteminin zayıf; padişahın arka planda "en son babalar duyar" ifadesinin mahkumu; yeniçerinin ve saraylının para hırsından tamamen insandışı bir varlık; olup olmadığı gibi pek çok soru ...
Eğer İskener Pala'nın girişte okuyucuyla paylaştığı bölümdeki anlatı romanın bir parçası değilse oturup tarihçilerin Osmanlı tarihini yeniden yazması gerekebilir. Bu da kitabı başlı başına çekici kılan unsurdu bana göre ...
İlk belirtmek istediğim Ahmet Hilmi Efendi'nin müthiş bir hayal gücü olduğu. Kitabı okurken yer yer akıcılık bozulmasına rağmen genel olarak çekici bir özelliği de var. Özellikle Doğu'nun ve doğululaştırılmış Antik Yunan filozoflarının ortak bakışlarından yola çıkarak olayların özündeki gizemi çözme çabaları okunmaya değer. Ancak kitabın sonundaki Aynalı'nın başından geçen olayları ise bambaşka buldum.
Okunmalı ama; kütüphanede mutlaka bulunması gereken eserlerden biri olmadığı kanaatindeyim.