Toplam yorum: 3.284.947
Bu ayki yorum: 6.453

E-Dergi

KY-323737 Tarafından Yapılan Yorumlar

24.04.2009

Çocuklarımızın, medya ve kitle iletişim araçlarının yanlış yönlendirmesi sonucu Ortaçağ Avrupasının kavramlarıyla anlaşıyor olmaları üzücü bir tablo. Böylesi zamanda en fazla ihtiyaç duyduğumuz "Biz"e ait olanı iyi verebilmek. Mevlana'dan masallar tam aranan ilaç oldu bizim için. Bu kitaptan sonra diğerlerini de almaya karar verdik.
23.04.2009

Kitap Platon'un "Mağara İstiaresi" üzerine kurulu. İdealar dünyası olarak Batı'yı gösteren üstad, mağaradakilerin de ülkemizin aydınları olduğunu söylüyor. Türk aydını üzerine çok ciddi tespitlerin yer aldığı kitapta Rus intelijansiyası, anarşizm, sosyalizm, komünizm, liberalizm kavramları geniş bir şekilde ele alınıyor. Özellikle değişim sosyolojisinin önemli kavramlarından olan ihtilal, inkılap, isyan, devrim, reform gibi kavramlar olabildiğince detaylı alınıyor ve bu kavramlardaki ihtilaflar da -az da olsa- ortadan kaldırılıyor. Üçlemenin son kitabı olan (Bu Ülke, Ümrandan Uygarlığa, Mağaradakiler) kitabın giriş sayfasına içinde alıntıladığım şu söz eklemeyi uygun gördüm : "Aydın, efendisinin ilaçlarını çalıp içen ahmak uşak. Üstad."

Bir de kitabın sonunda bir sürpriz var : Üstad kendi kalemiyle kendi siyasal serüvenini anlatıyor.

Mutlaka okunması gerekir .
19.04.2009

Her yaşta her çağda okunabilecek ve her çağda farklı tat alınabilecek bir kitap. Kitap (Tamamen Doğu'nun düşün birikimi üzerine inşa edilmiş, birbirinden güzel kurgulanmış masallarla dolu) bir Doğu ve geçmiş gezintisi ... Okurken çeken özelliklerden biri de masal içinde masal özelliğiyle ana akıştan kopartılıp tek tek masallara yönlendirilmeniz.

Bir şey daha eklemekte fayda var. Çocuklarımıza cadılı, büyülü, şatolu masallar yerine beydeba masallarını okumamız onlar için de olumlu olacaktır.
17.04.2009

İskender Pala'nın düşün ikliminde kaleme alınan güzel kitaplardan biri . Belirtilmesi gereken önemli iki husus var bana göre:

İlki, kitapta yer alan aşk öykülerinde kurgusallıktan ziyade gerçek yaşam öykülerinden esinlenme var. İskender Pala bunu ifade etmek için tarihi belgelere de yer vermiş. İkincisi de aşk öykülerinin tamamında birbirine tutkun iki kişinin öyküsü aktarılıyor. Vefasızlık ya da kurgusallık değil; tam bir karşılıklılık ... Bunları anlatırken de esin kaynağı olan Âttar'da olduğu gibi ilahî aşka derinden göndermeler yapıyor. Hayli akıcı olan kitabı okurken tebessüm ve hüzün yüzünüzden eksik olmuyor.
15.04.2009

Tarık Buğra'nın yazarlık kariyerini bilerek okumaya başladım kitabı. Ama ne var ki hayretlere düştüm. Çünkü kitap o kadar çok tekrarla dolu ki aynı cümleyi defalarca okumaktan sıkıldım. Dahası "anarşist deha" olarak öne çıkan "İhtiyar" karakterinin hiçbir dahiyane işini detaylarıyla görme şansına sahip olamıyorsunuz. Bütün olaylar "ihtiyar" çevresinde dönüyor. Kitabın başından sonuna kadar onun ne kadar mendebur biri olduğundan başka çok ciddi bir detay öğrenemiyorsunuz. Bir de dönem olaylarını ve eylemlerini anlatırken yazar çok acele ediyor. Dolayısıyla bir olayı en fazla bir sayfada anlatmış oluyor. Geriye kalıyor tekrarlar ... Bunlar olumsuz eleştirilerden sadece birkaçı...

Bunun yanında kitabın yazıldığı döneme baktığımızda 75-81 aralığı olabileceğini çıkartabiliyoruz. Yani Türkiye'nin en çalkantılı dönemlerinden biri. Bu dönemde yazarın daha çok mesaj kaygısıyla bu kitabı yazdığını düşünüyorum. Yine o dönemde derin devlet bilgisinin ya da sezgisinin bu kadar iyi olması da takdir edilmeli ...