Toplam yorum: 3.284.988
Bu ayki yorum: 6.494

E-Dergi

KY-323737 Tarafından Yapılan Yorumlar

29.03.2009

Siyaset felsefesi ve siyaset sosyolojisi araştırmaları açısından çok doyurucu bir kitap. Özellikle İbn Haldun ve Âli Paşa hakkındaki bölümlerin okullarda okutulması bile gereklidir, diyebilirim. Hele ki Batı siyaset felsefesi tarihine değinileri muhteşem. En çok beni etkileyen Hobbes ve Machiavelli kritikleri oldu. "Bu Ülke" nin devamı niteliğindeki bu kitabın zamanın düşünenleri tarafından mutlaka okunması gerekir.
29.03.2009

Kitabı elime almadan önce tarihin tozlu sayfalarına doğru uçan halıyla geziye çıkacağımı sandım ama kitabın içeriğinin güncelliğini görünce şimdi'nin kitabı olduğunu yeniden anladım. Başlarda akıcılığı hissetmesem de okudukça daha çok zevk aldım. Bundan önceki yorumlar az ya da çok kitabın içeriğini anlatıyor. Ama bence en önemlisi tarihi ve içinde bulunduğumuz zaman dilimini idrak edebilmek için başvurulması gereken bir doğu klasiği olduğudur. Sabırla ve dikkatle okunması gerektiğini de eklemek gerek.
12.03.2009

Üçlü serinin ( Bu ülke, ümrandan uygarlığa, mağaradakiler ) ilk kitabı olan Bu Ülke ilk olarak 1974'te basılır. Ama yazıldığı zamandan günümüze 35 yıl geçmesine rağmen ileri bir adım atılmamıştır. Ne düşün dünyamız gelişmiş ne de duygusal dünyamız. Bu gerçek, kitabı okuduktan sonra daha bir katmerlenip giriyor anlığımıza ...
10.07.2006

Kitabı okumaya başladıktan sonra müthiş bir şekilde çağımızı ve düşünme şekillerimizi eleştirmeye başladım. Sonunda şu kanaate vardım ki; biz düşünüyoruz ve düşündüğümüzle kanaat ediyoruz. İşte bizi eksilten bu. Oysa ki bu coğrafyanın düşünürleri düşünmek için değil duygularına yol çizmek için düşünmüşler. Bu da onu araç olarak görmelerini sağlamış. Bir de şunu fark etmemek imkansız; insanlık ileriye değil de geriye gidiyor... Bunu Attâr'ı okuduktan sonra daha iyi anlıyorum ...
25.04.2006

Modern insan tasavvufu yorumlarken ve yeniden doğuşu adlandırırken hep eksik bakıyor. En önemli kısımlarını ya atlıyor yada anlamlandıramıyor. Bu kitapta için için bu çelişkilerin izlerini görüyoruz.Dücane Cündioğlu bunu çok iyi bir şekilde yansıtmış ve eksik sorularımızı da dile getirerek yeniden tasavvufun anlamlandırılması için okuyucuya fırsatları gösteriyor.