Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Muhafazakar Demokrat Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazar Susan Sontag'ın ilk olarak 1960''lı yıllarda yayımlanan ve daha sonradan türkçeye tercüme edilen bu kitabında kafkaesk bir üslupla ölümü ve ölüm sonrası yaşam arayışını sorguluyor. Susan'ın ikinci romanı olan bu eserin Türkçeye bu kadar geç çevrilmesi bence bizler için büyük bir kayıp. Türkçe de yayımlanan bu kitap, Sontag'ın tüm diğer kitapları gibi onun çok yönlü kişiliğini yansıtıyor: yazar, filozof, devrimci, sinemacı, eleştirmen... Sontag'ın yazılarında karşımıza çıkan her şey ve elbette daha fazlası. herkese tavsiye ederim. bol okumalar. Saygılarımla...
Tarihçi Ahmet Refik Altınay, Kabakçı Mustafa'yı Cumhuriyet'e uygun bir yaklaşımla anlatmıştır. Ahmet Refik Altınay'ın bu kitabı, anlatım biçimi ve dili itibariyle tarihi-roman olarak sınıflandırılabilir. Kitabın ilk basımında arap harfleri kullanılmış. geçmişten günümüze kalan nadide bir eser. Herkese tavsiye ederim. Bol okumalar.
Yazarımız Erdoğan Alkan, çağımızda bir Baudelaire, bir Shakespeare'in yetişmesinin mümkün olamayacağını söylüyor. Erdoğan Alkan için son dönemde Türkiye'de okunan Fransız şiirinin elçisi, başçevirmeni diyebiliriz. Çünkü o, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud, Baudelaire, Mallarme, Aragon, Nerval, Pablo Neruda ve Lord Byron gibi pek çok şairin şiirlerini dilimize kazandırdı. Onun edebiyatımıza katkıları bunlarla da sınırlı kalmadı. Şiir Sanatı adında başat şiir akımlarını, Türk şiirini ve Fransız şiirinin Türk şiirine etkilerini inceleyen hacimli bir kitap hazırladı. gerçekten çok başarılı ve değerli yazar. herkese tavsiye ederim. bol okumalar.
Yazar Vircondelet, bu eserinnde Casanova'yı bildik maceralarındaki gibi sadece bir aşık olarak değil, insan olarak da anlatıyor. Vircondelet'nin bu kitabı, Bohemya'daki Dux Şatosu'nda geçirdiği son yıllarında yalnızlığa mahkûm edilen, gözden düşmesiyle beraber arkadaşları, hayranları ve şakşakçıları tarafından terk edilen Casanova'nın hikayesinden oluşuyor. Kitap için, dönemin olaylarıyla ilgili ona atfedilen düşünceler ve hayata dair yorumlarının bir toplamı olduğu söylenebilir. Ancak kitap, adında geçtiği gibi son birkaç günü değil kahramanının 1797 yılında hastalanmasıyla başlayan bütün çöküş dönemini konu alıyor. Kısaca heyecan verici bir eser. Herkese tavsiye ederim.
Yazarımız Nefrin Tokyay, bu eserinde Mevlânâ ile Şems'in aşkına ve Şems'in katline dönemin siyasi entrikaları çerçevesinden bakıyor. Aynı zamanda romanda iktidar oyunları sürmektedir. Moğolların, Tatarların, Selçukluların... Diğer yanda ise hâlâ Selçukluları dize getiren, bir gece yarısı sultanın başucuna kadar gidip bir hançeri yastığının altına sokabilecek, güçte, zekâda ve cesarette olan Alamut fedailerinin son dönemleri de yer alıyor. Alamut fedaileri bütün zayıflıklarına, teslimiyetlerine rağmen, saltanatın oynak ibresi sayesinde iktidara, yok olma ve her an bir cinayetin kör hançerine kurban gidebilecekleri korkusunu yaşatmaktadırlar. Alamut''un çöküş zamanlarıyla birlikte Tapınak ve Rodos Şövalyeleri, Karanlık İsmaili kaleleri ve esrarlı cennet bahçeleri de romanda sözü edilen ve hâlâ gizemini koruyan tarikatlardır... daha fazla ayrıntıya girmeden gerisini size bırakayım. Mutlaka okuyun. İyi okumalar.