Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
cigdemed Tarafından Yapılan Yorumlar
Neredeyse herkesin okuyup yorumlamasından ve beğenenlerin olduğu kadar beğenmeyenlerin de yoğunlukta olduğunu görmemden sonra ben de okudum. Zülfü Livaneli'nin kalemini Kardeşimin Hikayesi ile tanıyıp sevmiş bir okur olarak yabancı, farklı bir üslup okuyor gibi hissettim. Konunun defalarca işlenmiş olması mı etkili acaba diye düşündüğümde; Kaplanın Sırtında anlatılan dönemi de başka yazarlardan defalarca okuduğumu ancak buradaki anlatımını ve anlattıklarını Livaneli'ye özgü, ruhu olan, sürükleyip peşi sıra götüren bir kalem olduğunu hatırladım. Heyecanla okumayı beklediğim, kalemine çok güvendiğim için okuma keyfi sunacağını düşündüğüm Bekle Beni, biraz hüsrana uğrattı.
İskenderiye Dörtlüsü'nün içinden en akıcı bulduğum Mountolive oldu. Olaylar kronolojik olarak ilerliyor. Yine ve yine, Justine de Balthazar da okuduklarımızın arkasında saklı olan bir sürü şey öğreniyoruz. Bunun yanında siyasi ve dini bilgilere de denk geliyoruz ara sıra. O buğulu, efsunlu hava bu kitapta yoktu. Her şeyi mi bilmiyorum ama anlatılanlar net ve oldukça açık bir şekilde aktarılmıştı. Clea'ya başladım, yirmi küsuruncu sayfadayım ve hiç ihtimal vermediğim bir şeyle karşılaştım. Durrell okuyucuyu şaşırtmayı seviyor.
İskenderiye Dörtlüsü'nün yeni baskısı gelir gelmez, edinip elime ulaştığı gibi okumaya başladım. Şimdi Balthazar'ı taze taze bitirmiş bulunuyorum. Şey diyorum: "Bu adam, bize ne okutuyor böyle!" Alışık olduğumuz bir yazın ve anlatım biçimi yok. Ama içine girdiğinde alışıyorsun :) Justine de anlatılan olayların, gizler içerdiği, bilmediğimiz çok başka taraflarının olduğu, aslında bunlar o zaman bilinseydi hikaye belki de bambaşka bir yere evrilirdi'yi okuyoruz. Üçüncüye başlayacağım birazdan.
Okumaya başlamazdan önce büyük beklentiler beslemişim galiba... O yüzden, hıh işte aradığımı buldum diyemedim. Hikayelerde büyük büyük hareketler (kopmalar, ayrılmalar, ölümler, kavuşmalar vb.) beklediğim için çok da uyuşamadık. Akıcı bir üslubu var. Özellikle Cemse'nin ölemediği ile WLO üyesi hikayelerini sevdim.
Kuzey Kore'yle ilgili bilmediğim şeyler öğrendiğim hem de iki çocuğun çıktığı özgürlük yolculuğunu kalbim sızlayarak okuduğum bir çizgi roman oldu. Çizimler de etkileyiciydi. Severek okudum