Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

selahattin_ay Tarafından Yapılan Yorumlar

13.05.2009

Vikingler deyince aklımıza, astığı astık kestiği kestik korkunç,vahşi insanlar gelir. bu yüzden.efsanelerle,savaşlarla abuk sabuk ayinlerle dolu heyecanlı bir kitap okuyacağımı sandım önce.ama öyle değil.
bu kitap bir doçentin elinden çıkmış.yani konunun uzmanı.öyle gösterişli,artistik bir kitap değil.sadece bilgilendirme amaçlı,yararlı ,sakin,dingin,küçük ve kısa bir kitap.yüzyıllar önce norveç,isveç,danimarka çevresinde yaşayan bu insanlar ne yer ne içer, tarımları, denizciliği,ticaretleri, gelişmeleri,zamanla şehir kurmaları, dinleri,diğer dinlere hoşgörülü oluşları gibi…nice konuda fazla detaya girmeden ama yeterince doyurcu bir biçimde okuyucuyu bilgilendirmeye çalışiyor.
Alıp almamak size kalmış.
13.05.2009

Güya yazarın çok satan romanlarından biriymiş.

İlk 50 sayfa

Yine soğuk bir konu.ve ona uygun yine somsoğuk bir anlatım.macera arayan okul kaçkını bir kızın insan kaçkını adamlar arasındaki korku dolu anları…ama aralarında bazılarının içinde bir parça insaf,bir parça başımız belaya girmesin fikrinde olanlar var.bu da gerilimi artırıyor.şimdi nolacak diye bekliyorsunuz.yüce duygular,ideal insanlar yok bu romanda. durumun vehametini size duygusuz bir kamera gibi gösteriyor yazar.ve insanı gerçekten geriyor.
Ben de böyle insanları ,böyle mekanları dinledikçe,gördükçe midem bulanıyor.o rezil ortamlara girmek için yanıp tutuşmaları bir rezalet , sonra o çektikleri çileler,insanlıktan çıkmaları bir başka rezalet.

5-10 sayfa sonra bakıyorsunuz,bir cinayet…merak etmeyin ölen kız değil…
Araştırmalar,soruşturmalar falan…ama aklınıza bilinen polisiye romanlar gelmesin.öyle heyecandan heyecana sürüklenmek diye bir şey yok.zaten yazar polisiye yazarı değil.konunun gidişatı onu gerektiriyor

Bir iki yerde tahlil ve tasvirleri hakkaten şahaneydi.döne döne okunacak yerler var.ama birkaç sayfa için bir kitap almaya değer mi sizce

Ben para verdim okumak zorunda kaldım.bence bu adamı okumayın.bu adamı okumak zevk vermiyor insana.bu iki oldu çünkü.
Bir de "bu adamı alın,okuyun" diye bize tavsiyede bulunan büyüklerimizi anlayamıyorum.yok bilinç akışıymış,yok güneyli ruhuymuş,yok o dönemin insanlarını,mekanlarını en iyi yansıtanlardanmış, yok nobel ödüllüymüş….

13.05.2009

milenyum masalcısı / çocuklara ve ruhu çocuk kalanlara…

yazar iyi masal anlatıyor..ilginç ve de hızlı bir anlatımı var.daldan dala zıplayan bir kuş gibi.bir kişiyi bize anlatırken, birden bir başkasını da bize ayrıntılı bir şekilde anlatmaya başlıyor.onunla bunun ne alakası var derken, yazar birbirinden ayrı dünyaları olan insanları o kadar güzel buluşturuyor ki bir noktada.hakkaten bulunduğunuz zaman ve mekandan kopuyorsunuz.film seyrediyor gibi hissettim kendimi.
Hayallerde,rüyalarda,kabuslarda yaşadığınız yarım yamalak,abuk sabuk ,karman çorman,başı sonu olmayan o tarif edemediğiniz olayları anlaşılır hikayeler haline getirmiş.bu ülkemizde pek yapılmamış bir şey. yazarın başarısı bıraz buradan da kaynaklanıyor.
Yazarın atması bir türlü bitmiyor.bazen iyice zıvanadan çıkıyor.artık gülmeye başlıyorsunuz. Bazen de iğrendiriyor. romanın baş karakterlerinden birinin yüzünü naptığını söylemeyeyim. Aklıma geldikçe ellerimle yüzümü tutmak zorunda kalıyorum.
Sağlam bir bütçe olacak.dünya çapında tarihi macera filmi olur.sinemamız büyük bir atağa kalkar bu romanla.adamın hayal dünyası sizi uçuruyor.
Bazen de iğrenç ayrıntılar var.hani deriz ya :” yav , sofrada söylenecek laf mı bunlar?” işte öyle.
Bu tür kitaplar orta öğretim çağlarında okunduğunda hayran kaldığımız kitaplardandır.
yazarın hayal gücünü, yazma gücünü takdir etmemize rağmen yaş ilerledikçe, kemale erdikçe klasiklere,gerçekçi romanlara alıştığımız için, hatta battığımız için artık “tarzımız “ olmaktan çıkar bu hayali,masalsı macera romanları.
Tarzım değil diyen arkadaşlar !.bu kitabı arkadaşınızdan ödünç alın önce,10-15 hatta 50 sayfa gidin.sonra ister okuyun,ister bırakın.bilirim ki başladığınız kitabı bitirmek gibi bir huyunuz var.anlaşılır,açık,net,akıcı üslubu kitabı bitirmenize yardımcı olacak
Ama bu yazarın başka kitaplarını alıp tekrar tekrar okurmusunuz,bilmem
Küçümseme yoktur bunda.sadece basit bir gerçek vardır : artık bu romanları okuyup,zevk alacak çağı çoktan geçmişizdir.Yine de arasıra alışkanlıklarımızdan kurtulup o çocuksu ,büyülü,esrarlı masalsı macera romanlarına farkında olmadan döndüğümüzü farkederiz.hem kitaptan bir parça keyif alırız,hem de kendi kendimize söyleniriz :
Ben bunda okunacak ne buldum yahu?!!!

07.05.2009

Ben size şimdi filmini anlatıyorum.

Minstrel’in açıklamalarını okuyunca, bu oyunun filmini hemen hatırladım. arkadaş konuyu çok güzel özetlemiş. yıllar önce tv de siyah beyaz filmini seyretmiştim.hatta başrolde K.douglas (meşhur spartacus),topal kızı yanılmıyorsam Abd başkanı R.reagan’ın karısı J.weaman oynuyordu.yazar ; kıyıda köşede kalmış, geçim sıkıntısı çeken insanların hayata tutunma çabalarını ortaya sererken o kadar sade o kadar abartısız o kadar başarılı ki.ne duygu sömürüsü yapıyor ne konuyu bayağılaştırıyor.büyük yazar olmak ,demek böyle bir şey.
Filmin bazı sahneleri hala aklımda.insan hüzünleniyor be.
bir gece yarısı veya bir tatil günü belki karşılaşabilirsiniz bu filmle.ve beni hatırlar belki de seyredersiniz,iyi mi?
Klasik sevenlere…
07.05.2009

yazar nobel ödüllüymüş.bu da en önemli romanı.birçok kişi “ hadi canım sende “diyordur eminim.
Bu romanda parçalanan bir aile var.herkesin başında da bir bela.
.”Yahu şunu doğru düzgün yazsana be adam,amma kafa karıştıyorsun.Anlattığın da ne ki sanki?” sorusunu kim bilir kaç kişi sormuştur yazara?
diyelim romanın konusunu anlamaya başladınız kitabın ortalarına doğru.bu sefer size keyif verecek garantisini de veremem.Modern şairlerin üstü kapalı ifadelerini seven,ne demek istiyor deyip bir şiiri tekrar tekrar okuyan kişilerin çoğu, bu romanı eninde sonunda az çok beğenecekler gibi geliyor bana.ama normal bir okur , bu romana katlanamaz herhalde.
ve hiçbir okurun yazara ve romana ısındığını sanmıyorum.
İlk bölüm 100 sayfa kadar.”zihinsel özürlünün aklından geçenler kağıda ancak bu kadar aktarılır” demek istiyor yazar bize belki de. Yer yer yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz,kimine hoş,kimine boş gelen cümleler istemediğiniz kadar.(Aklıma nedense t.s.eliot’un şiirleri geldi.)bu bölümde yoğun bir sis var.
(demek kurt dumanlı havayı sever)
İkinci bölümü üniversiteye giden oğul anlatıyor.burada da karmaşık bir anlatım var ama ilk bölümdekinden daha az.”içinde kimseyle paylaşamayacağı yoğun duygular taşıyan bir gençten , kendisini anlaşılır cümlelerle ifade etmesini nasıl beklersiniz ki” mi demek istiyor bize yazar bu bölümde. sis yavaş yavaş dağılmaya başlıyor ama.
bundan sonra –yani kitabın yarısını geçince- yazar anlaşılır bir dil kullanmaya başlıyor artık.
Üçüncü bölümü üçüncü oğul anlatıyor. Neredeyse dünyadan elini eteğini çekmiş anasına, kendisini kuzu gibi gösteren kurt demiyelim de hayata tutunmaya çalışan bir i…..
Artık sis kalktı.
Dikbaşlılığı marifet sayan ahlaksız kızlar,elinden bir şey gelmeyen bir ana,alkolik bir baba, artık ailenin bir parçası olmuş zenci hizmetçiler,maddi sıkıntılar…of ki of…( bu kişilere ait özellikleri şimdi söylediğime dua edin.yoksa bu özelliklerini kimbilir hangi sayfada , belli belirsiz söylendiğine şaşarsınız.yazar bu gıcıklığı niye yapar,anlamam?)
bir de yazarın ,olaylar karşısındaki duygusuzluğu mu desem tarafsızlığı mı desem okuyucuda bir hissizlik uyandırıyor.romandaki kişilerin dertleriyle dertlenemiyorsunuz, ağlanacak hallerine ağlayamıyorsunuz.taş kesiliyorsunuz.heykel gibi..ama üstünüzde bir ağırlık,bir sıkıntı,sormayın gitsin.nasıl bir anlatım tarzıysa artık kalben,fikren romandan uzaklaşıyorsunuz.yine de romanın lanet havası,kokusu belli bir süre üstünüze bulaşıyor.
Rahatsız oluyorsunuz.
Mantığınız ,meraktan başka herşeye benzeyen o uyuklayan merakınızı son bir gayretle dürtüklüyor :
“şşşşt,kendine gel,sona yaklaştık , ne olacak dur bakalım”
Dördüncü bölümü yazar anlatıyor.
Kısa bir süre sonra da bitiyor.oh be,kurtuldum,diyorsunuz.üstünüzde acaip bir tatsızlık…

Son bir şey söyleyim :
Türkiye’de bir yazar böyle bir roman yazsaydı,ömrü boyunca yayınlatacak bir yayıncı bulamazdı herhalde.sebebini öğrenmeye gitse alacağı cevap aşağı yukarı şöyle bir şey olurdu :
Önce eski usta yazarları bol bol oku,hikaye anlatmasını ,yazmasını öğren…!
Ne tuhaf di mi? Ama orada bir yazar buna benzer bir düzine roman yazıyor.ve koskoca nobeli alıyor.(diğer roman yorumlarına da bakarak söylüyorum