Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

selahattin_ay Tarafından Yapılan Yorumlar

15.04.2009

bizans oyunları,bizans üzerine oynanan oyunlar

Herhalde bu kitabı tarih meraklıları okur.hatta pahalı deyip almayabilirler. Alın veya almayın diye tavsiyede bulunamam.
Yazar imparator’un en büyük kızı.kırk yıla yakın imparatorluk yapan babasını anlatıyor.tarafsız olmaya çalıştığını söylese de ,olamadığı yerler bayağı yer tutuyor.dönemin bazı önemli kişilerini ayrıntılı anlattığı doğru.ama günlük hayatı,gelenekleri ayrıntılı anlattı, diyemeyiz. benim de asıl merak ettiğim böyle şeyler.yani o günler de yaşamış bir tüccar,bir esnaf o günlerde neler yaparlardı,ne yer ne içerlerdi,nerede eğlenir,nerede eğitilirlerdi.birbirleriyle ilişkileri nelerdi?....bunlar yok.durmadan dinlenmeden yapılan savaşların arasına serpiştirilmiş günlük hayatla ilgili birkaç küçük bilgiyle yetinmek zorunda kalacaksınız.
Komnenos’a gelince ,kendisini 2.abdülhamite benzettim nedense düşmanlarını idare etmesi açısından.nüfüsları az galiba çevresindeki milletlere göre. ve bu yüzden sık sık bir ülkeyle savaştıklarında diğer devletlerden yardım istiyorlar.tabi bu işler de bedava olmuyor.zaten neredeyse savaştan başlarını kaldıramıyorlar.yıl 1100.
İstanbul’un fethi 1453.tam 350 yıl nasıl dayanmışlar,hayret.türkü türke kırdırma,hristiyanların bile İstanbul’u ele geçirme çabaları ,dışarıdan içeriden bir sürü entrika…yahu durun ,bir dakika nefes alın diyesiniz gelecek…
Arada türklerin de birbirlerini yediklerini de göreceksiniz…acı ama gerçek..
19.03.2009

Bu uzun hikayeyi sadece edebiyat tutkunları okuyabilir.birçok kişi belki de hikayenin yarısını geçtiği halde elinden bırakmak istemiş olabilir okurken.bu gıcık,gaip ve de garip adamın nesini okuyacak mışım bile diyebilirsiniz.Amaaan neyse sonuna yaklaştım,bitireyim demiş te olabilirsiniz.Ama yazar hikayeyi öyle bir bitiriyor ki, ama ne bitirmek!içiniz birden cız edecek.Ah,ben ne yaptım,diyeceksiniz.sanki o adamı ihmal eden,önemsemeyenlerden biri de sizmişsiniz gibi.yıllar önce sahaflardan aldığım bu kitabı, hala arasıra elime geçtikçe şurasından burasından bir iki satır okurum,özellikle sonunu.adama hem acı acı gülümser,hem de büyük bir acıma duyarım.sonra uzuuun uzun dalar,giderim.Ya Rabbi,bu ne iş
19.03.2009

Basına konulan yasaklar,istiklal mahkemelerinin keyfi kararları,devletin malını cebe indirmeler,millete akla hayale gelmeyecek eziyetler,camilerin,türbelerin içine etmeler,dini eğitimi kısıtlamalar,İstiklal savaşında yararlık gösterip te meclise girenleri kısa bir süre sonra meclis dışına hatta yurtdışına atmalar , daha neler neler… bunları yazmak bir cesaret.ve bunu başarabildiği için yazara tebrikler.o döneme ait zabıtlar,tutanaklar velhasıl birçok belgenin kilit altında olduğunu söylüyor, yazar.bir de o belgelerin gün ışığına çıkarıldığını düşünün.Vay o devre..
18.03.2009

Ağaoğlu o dönemde dönen dolaplardan, yapılan talandan,rüşvetten vs..kirli işlerden nefretle ve şiddetle bahsediyor ama bunun belgeleri falan yok ortada. yazar zaten araştırmacı gazetecilik
iddiasında değil.sadece Atatürk’ün ülkeye getirmek istediği demokrasi ortamının başarısızlıkla sonuçlanmasını anlatıyor.İktidardakiler, halkın kurulan yeni partiyi büyük bir aşkla,şevkle kucaklamalarından korkunç rahatsız oluyor.ve olanlar oluyor.neler oluyor,neler. yazar buzdağının üstünü anlatıyor.çekişmeleri,didişmeleri…Az şey mi?değil elbet.
Ama kafanızı meşgul eden bir sürü soru!memleketi daha da kötüye götüren neler yapıldı,onlar kimlerdi?bunlar araştırmacaların işi.yazar ,sadece başlarından geçen scf ‘nin 100 günlük fırtınalı macerasını anlatıyor.sonuç : elbet hüsran.scf den diğer arkadaşları gibi 100 günün sonunda bir köşeye fırlatılıp atılmış.ölümüne kadar kıt kanaat yaşamak zorunda bırakılmış. insanın aklına ister istemez şu soru geliyor kitap bitince.scf kurucularından olmaya mecbur edilmeseydi ,yine o meşhur toplantıların müdavimlerinden biri olsaydı , tek parti dönemini böylesine topa tutar mıydı?o döneme merak duyanlar alıp okuyabilir.aman mutlaka okuyun,diyemem.
04.03.2009

Kitap dindar bir yazar tarafından yazılmış ama tarafsız yazılmış bence.kişilerin karakterlerini,olaylar karşısındaki tavırlarını gerçekten çoğu zaman bir psikolog titizliğiyle ele alıyor.ve bir edebiyatçı kadar tane tane ve aklınıza yerleştirecek şekilde okuyucuya açıklıyor.Aklıma ister istemez yıllar önce okuduğum Zweig’in o nefis biyografileri geldi.
Bir cerrah gibi kesilmesi gereken yeri kesmiş,biçilmesi gereken yeri biçmiş.tek parti döneminde yapılan yanlışların çok partili dönemde de nasıl yapıldığını göstermiş.dindar insanların camilerine,dini eğitime,arapça ezana kavuşmalarına rağmen hala toplum içinde rahata huzura eremediğini de görecekseniz.bunun sebeplerini ve taa günümüze kadar gelen uzantılarını da görecek ,yazara hak vereceksiniz. yolsuzlukların, fuhşun,haddinden fazla borç almanın,alınan paraların gereğince yatırımda kullanılamaması vs…bir sürü şeyi de okuyacaksınız.fakat bu yapılan hataları belgelerle de destekleyerek daha geniş çaplı tutabilirdi kitabı.şimdi sıra geldi inönü dönemine.bakalım orada neler yazmış