Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Adem Artan Tarafından Yapılan Yorumlar

28.10.2006

“Teşkilât-ı Mahsusa”nın niteliği ve çalışmaları hakkında yararlı bir kaynak.
Akademik bir eser olduğundan anlatımı biraz soğuk da olsa kitap kendisini yine de okutturuyor. Yalnız kaynakçanın dipnot olarak sayfa sonlarında değil de kitabın arka sayfalarına konulması okurken dikkati dağıtabiliyor.
Teşkilat-ı Mahsusa’nın ve onun önde gelen liderlerinden Eşref Kuşçubaşı’nın Trablus ve Arap yarımadasındaki faaliyetleri üzerinde yoğunlaşılmış. Hakeza Cemal Paşa’nın Suriye’deki ordu komutanlığında icraatları.
Kitapta beni en çok etkileyen bölümlerin başında Trablus’ta Enver Paşa’nın İtalyan işgaline karşı fişek imalathanesi, bir gazete, evet gazete, askerî bir eğitim merkezi ve şeyhlerin çocukları için bir okul kurdurması ve Enver Paşa’nın Balkan savaşlarının başlamasıyla Trablus’u terk ederken yerine bıraktığı ve şeyhlere güvence verdiği Aziz Ali’nin bölgeyi terk etmek istemesi üzerine bütün şeyhlerin kendisine ricacı olması, fakat Aziz Ali’nin kararında ısrarcı olması üzerine kendisini geri getirmek için görevlendirilen bir bedevi müfrezesini ağır bir yenilgiye uğratması geliyor.
Kitap, ayrıca Arap yarımadasında öyle söylenildiği gibi her adım başı bir Arap ayaklanması çıkmadığını, dolayısıyla “arkadan vurulma” edebiyatının ne kadar “gerçek” olduğunu ortaya koyuyor. Arap aşiretlerin pek çoğu, 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kalıp savaşın sonucunu beklemiş.
Eşref Kuşçubaşı’dan bir alıntı ile bitirelim: “Çok para harcadık…İngilizler daha fazla harcadı ve biz onlardan daha fazla muharebe kaybettik."
10.10.2006

Roman, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla seyfiyenin, yani askeriyenin yerini kalemiyenin, bugünkü ifadeyle bürokrasinin nasıl aldığını oldukça sürükleyici ve ustalıklı bir şekilde anlatıyor.
Romanın kahramanları kalem efendisi Ali Arif ile subay Şevki, akraba ve hatta aile dostu olmalarına rağmen biribirlerine, daha doğrusu birbirlerinin mesleklerine burun kıvırırlar. Her biri için önemli olan, asıl kendi mesleğidir ve devlet, ancak bunu anlarsa ayakta kalabilecektir.
Yeniçeri Ocağının kaldırılıp 1. Meşrutiyete kadar geçen yaklaşık elli yıllık süre içinde sadece seyfiye ile kalemiye arasındaki yeni güç dağılımı değil, bu iki gücün kurtuluş için nasıl farklı çare arayışlarına girdiğini ve bunların - 1. Meşrutiyet özelinde - neden ve nasıl sonuçsuz, hatta daha büyük yıkımlara neden olduğunu da roman kahramanının ağzından okuyoruz.
Sözkonusu dönemi roman sıcaklığında ve sürükleyiciliğinde okumak isteyenler için tavsiye ederim. Kitabın sürükleyiciliği de cabası.
07.10.2006

Modernliğin, modernleşmenin o hep ihmal edilen sosyal boyutuna farklı açılardan bakan Nilüfer Göle'nin röportajlarından oluşan bu kitap, önünüze oldukça değişik bir yelpaze açıyor. Tek bir modernleşme yerine farklı modernleşme anlayışlarının olduğu, oluştuğu, bu hususta birbirine zıt görünen kesimlerin bile modernliği bir şekilde içselleştirdiğini Nilüfer Göle'nin tespitleriyle teslim ediyorsunuz. Nilüfer Göle'nin tespitlerini okuduğunuzda bunların yansımalarını toplumda gördüğünüzü, konuyla ilginize göre "Tam da düşündüğüm gibi" veya "Hiç böyle düşünmemiştim, ama doğru/neden olmasın." diyorsunuz. Modernliğe değil, çoğul modernliklere bakan Göle sadece topluma değil, modernlik anlayışının farklılaşmasında etkili olan faktörlere de (siyaset, ekonomi . . .) röportajlarında eğilmiş. Modernleşme maceramıza sadece siyasi değil, sosyolojik olarak da bakmak isteyenler, modernliklerin toplum içindeki değişik yansımalarını görmek isteyenler için tavsiye edilecek bir kitap. Okuyunca kendinizden ve çevrenizden çok şeyler bulacağınıza eminim.
29.09.2006

Yavuz Bülent Bakiler'in büyütecinden Cumhuriyetin önde gelen siyasi ve kültürel aktörlerinin değişik yönlerini ele alan bir kitap. Özellikle tek parti dönemine dair ilginç bilgiler var. Ülkemizin yakın tarihini merak edenler açısından okunması gereken bir kitap. Her yerine katılmayabilirsiniz ama bence okunmalı. Tarihten edebiyata, siyasetten kültürümüzün değişik alanlarına o alanların en meşhur kişilerinin Yavuz Bülent Bakiler'in kaleminden hatıraları. Kitabın en önemli özelliği sürükleyiciliği. Elinize aldınız mı bir türlü bırakamıyorsunuz. Hele de konularla az biraz ilgili olunca sayfalar birbiri ardınca bitiyor. Hem edebî, hem de bilgilendirici bir tarih kitabı. İkisini çok güzel harmanlamış Sayın Yavuz Bülent Bakiler. Kişisel tutarsızlıklardan devlet kademesindeki yanlışlıklara kadar sakınmadan yazmış. Bize de okumak düşüyor.
29.09.2006

Yeni bir bin yıla adım atmanın arefesindeki Türkiye'de (Malum, olay 1999'un Mayıs'ında gerçekleşti.) demokrasinin nasıl işle(me)diğini çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyan "acı ama gerçek bir Türkiye" kitabı.
Demokrasinin beşiği olan mecliste namuslar üzerine yemin edilen demokrasinin, insan haklarının bile nasıl ayaklar altına alındığını, Merve Kavakçı'nın şahsında millete nasıl "haddinin bildirildiği"nin acı mı acı öyküsü.
Kitap, Türkiye'de siyasetin nasıl yürütüldüğüne dair ilginç bilgiler de veriyor. Bir partinin nezdinde siyasilerin nasıl plansız, kitapsız işler yaptıklarını ve sonra da "zor"u görünce nasıl olup da yan çizdiklerini.
"Tükiye'de ne kadar demokrasi var ve siyaset ne kadar etkili, basının bu oyundaki rolü ne?" gibi soruların cevaplarını merak edenlerin, bu ülkeyi biraz daha yakından tanımak isteyenlerin mutlaka okumaları gereken bir kitap.
"Zorla güzellik olmaz." derler ya, zorlama demokrasi de ancak bu kadar olabiliyor.