Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Adem Artan Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazar, 1930'ların panoramasını bu dönemin ezilenleri, köylüleri, suçluları, fakirleri üzerinden çok çapıcı şekilde anlatmış. Hemen hemen her hikayede içinizden bir parça kopuyor, bazen haykırmak bazen de isyan etmek istiyorsunuz. Bazen de alabildiğine şaşırıyorsunuz. Yokluğun, zulmün, haksızlığın, menfaatperestliğin böylesine canlı ve içten şekilde anlatıldığı hikayeler insanı çarpıyor.
Sabahattin Ali, insanın ay misali hep sakladığı o karanlık yüzüne çok çarpıcı şekilde ışık tutuyor. Hem dönemi merak edenlerin hem de Sabahattin Ali hayranlarının -diğer eserleriyle birlikte- kesinlikle okumaları gereken bir eser.
Yaşanmışlıklardan yola çıkılarak yazıldığı için her hikaye sizi derinden etkiliyor. İçinizden bir şeylerin gittiğini -yaşayarak olmasa da okuyarak- anlıyor, hissediyorsunuz Sabahattin Ali'nin öykülerinde. Ali'nin sade ve duru üslubu da bunda etkili. Anadolu'nun o dönemlerdeki (1940'lar) panoramasını, insanından devlet anlayışına kadar çarpıcı şekilde yansıtmış yazar. Bize de okumak, anlamak, dertlenmek ve takdir etmek düşüyor. Kalemin ve eserlerin gibi ruhun da şad olsun Sabahattin Ali.
Türküler başta olmak üzere sanat müziğinin bu topraklardaki macerasına folklordan tarihe, edebiyattan siyasete çok yönlü ve derin bir bakış. Özellikle türkülerin (sadece) bizim (için değil) ve yakın çevremiz için de ne kadar önemli, belirleyici ve kaynaştırıcı bir unsur olduğunu, geçmişten günümüze müziğe yüklenmeye çalışılan ideolojik ve sınırlayıcı kalıpları, ükemizin önde gelen müzik otoritelerinin halk müziğine karşı anlamsız taassuplarını okuyunca hem şaşıracak hem üzüleceksiniz.
Bayram Bilge Tokel'in birikimine ve üslubuna hayran olmamak elde değil. Kitabın sonundaki röportajlardan ikisini Mustafa Kutlu ve İbrahim Tenekeci'nin yapmış olması da kitabın değerini ayrıca arttırıyor.
Sadeliğinde derin hikayelerin yazarından bazen akıp giden hayatın bir kesitini, bazen çarpıcı bir anı anlatan hikayeler. Her hikaye benzer tatları vermese de çoğunda hayata, unuttuğumuz güzelliklere dair sıcak, temiz ve duru duygularla donanıyorsunuz.
Özellikle "Karakoncolos" benim çok hoşuma gitti.
Tarık Buğra, 1930'a damgasını vuran Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın Ankara'daki ve Akşehir'deki yansımasını, etkilerini çok güzel kaleme almış. Dönemin Türkiye'sinde tek partili hayatın adeta kurak topraklara, dolayısıyla muhalefet partisinin de bir yağmura benzetildiği, ama bu yağmurun da tez zamanda sona erdi(rildi)ği kitapta Akşehir özelinde bir Anadolu kasabasındaki ilişkiler, kuraklığın ne demek olduğu, o dönemde hem Ankara'da hem de Akşehir'de insanların siyasetten ve muhalefetten ne anladıkları çarpıcı şekilde işlenmiş. Yazar, romanını tarihî alıntılarla da desteklemiş. Bir seri olduğuna inandığım ve merhum Tarık Buğra'nın bu defa Demokrat Parti'nin kuruluş yıllarını yine Akşehir üzerinden anlattığı "Dönemeçte" adlı romanı da "Yağmur Beklerken"den sonra okunmalı.