Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423

E-Dergi

aselki Tarafından Yapılan Yorumlar

26.07.2006

İvo Andriç, bu kitapta Sokullu Mehmet Paşanin vezir olduktan sonra doğdugu toprakları unutmayarak “Doğu” ile “Batı”yı o günün şartlarında biraz daha da olsa birleştirmek için yaptırdığı Drina köprüsünü ve de onun etrafında gelişen olayları, yaşayan insanları anlatıyor. Ama anlattığı süreç köprünün yapıldığı Sokullu Mehmet Paşa zamanından 1.Dünya savaşına kadar geçen uzun bir zaman dilimi. Dolayısıyla Andriç, Bosna ve çevresinde Osmanlı tebaası müslümanların ve de hristiyanların bir arada nasıl yaşadıklarını, Osmanlının zamanla nasıl gerilediğini ve de bunun başkentinden uzak sıradan bir kentte nasil hissedildigini objektif bir şekilde anlatmiş. Kitapda bir çok küçük hikaye var. Ve bütün bu hikayelerde tabi ki köprü bir şekilde rol alıyor. Kitapda beni en çok etkileyen karakterlerden birisi “Ali Hoca” idi. Belki de yazarın onu kitapda anlattığı son karakter yapması idi etkilenmemin nedeni. Kitabın arka kapağinda da yazdığı gibi, Drina Köprüsü kimliklerin, dinlerin, devletlerin ötesinde daha çok insanı anlatan ve de bunda da cok başarılı olmuş bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.
15.07.2006

Türkiye Jokey Klubü tarafından yapılan teklifle üstad bu kitabı kaleme alır ve jokey klübü tarafından ödüllendirilir. Fakat üzülmeniz lüzumsuzdur bir süre sonra çıkacak Büyük Doğunun kapağında dört nala koşan cins atlar ve altında kalın puntolarala yazılmış kelimeler "ÜZERİMİZE DÖRT NALA GELEN FELAKET KUMAR"
10.07.2006

>
>
>
>
>Mehmed Akif Anlatıyor...
>
>Mehmet Âkif bir yaşlı zâtı anlatıyor: Sultan Ahmet camiine gidiyorum her
>sabah ne kadar erken gidersem gideyim mihrabın bir kenarında saçı sakalı
>bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam ümitsizce bedbin durmadan ağlıyor. O kadar
> ağlıyor ki ağlamadığı tek dakikayı yakalayamadım. Nihayet bir gün yanına
>sokuldum.
>
>Muhterem dedim, Ah Efendim dedim, Allah’ın rahmetinden bir insan bu
>kadar ümitsiz olur mu? Niye bu kadar ağlıyorsun? Bana “Beni
>konuşturma” dedi, “kalbim duracak”. Ben çok ısrar
>edince ağlıya ağlıya anlattı. Dedi ki :
>
>“Ben Abdulhamit Cennet mekânın devrinde bir binbaşıydım orduda. Bir
>birliğim vardı benim de. Annem babam vefat edince, servetimiz vardı
>payimar olmasın diye sadarete bir istifa dilekçesi gönderdim. Dedim ki
>annem babam vefat etti falan yerdeki mağazalarımız, filan yerdeki gayri
>menkullerimiz... bunlara nezaret edecek bir nezaretçiye ihtiyaç vardır.
>İstifam kabul buyurulursa, istifa etmek istiyorum. Biraz sonra bana
>doğrudan doğruya hünkârdan bir yazı geldi, istifan kabul edilmedi. Öyle
>anlaşılıyor ki istifa dilekçem padişaha gönderilmişti. Ben bir daha
>dilekçe verdim yine aynı cevap geldi. Bizzat çıkayım huzuruna şifai
>olarak görüşeyim, bu celâdetli padişah cidden çok celadetli (yiğitlik,
>kuvvet ve şiddet). Ben yaveriyle uzun zaman bir yerde kaldım. Tuhaf gelir
>size nasıl sen kaldın diyeceksiniz? Yaşlı yaveriyle uzun zaman bir yerde
>kaldım, Abulhamit faytonda giderken faytonun sağındaki solundaki nefes
>almaya bile korkarlardı, derdi. Medet Efendi. Allah rahmet etsin
>evliyaullahtan bir zâttı. Ben bizzat o celâdetli, haşmetli padişahın
>huzuruna çıktım. Hünkârım dedim. İstifamın kabulünü rica edeceğim dedim.
>Durumumuz budur dedim. Derin derin biraz düşündü. İstifa etmemi
>istemiyordu, yüzünün halinden belliydi. Israrıma da dayanamadı, öfekeli
>bir edayla, elinin tersiyle beni iter gibi “Haydi istifa
>ettirdik” dedi seni.
>
>Ben döndüm sevinerek geldim işimin başına. Gece âlem-i manada orduların
>teftiş edildiğini gördüm. Gördüm ki son savaşı vermek üzere şarkında ve
>garbında savaşan orduları bizzat Rasul-i Ekrem teftiş ediyor. Efendimiz
>(SAV) yıldızın önünde duruyordu. Bütün Türk ordusu Aleyhissalatu
>Vesselam’a teftiş veriyordu. Osmanlı padişahlarının ileri gelenleri
>vardı.
>Abdulhamit’de edeble, kemerbeste-i ubudiyetle kâinatın
>Fahr’ının arkasında duruyordu. Bütün ordular geçti. Derken benim
>birlik geldi; başında kumandanı olmadığı için darma dağındı. Efendimiz
>döndü Abdulhamit’e dedi ki “Abdulhamit! Nerede bu ordunun
>kumandanı?”, Abdulhamit “Ya Rasulallah!, çok istedi, ısrar
>etti, istifa ettirdik.”. Efendimiz “Senin istifa ettirdiğini,
>biz de istifa ettirdik” buyurdu. Ben ağlamayayım da kim ağlasın
>!?..”
>
>İŞTE SEVGİLİ DOSTLAR, RASÜLULLAH S.A.V EFENDİMİZ HER SAVAŞTA VE HER AN
>BİZİMLE BİRLİKTEDİR. YETER Kİ BİZDE ONUN BU İCABETİNE LAYIK OLALIM, VE O
>HER AN YANIMIZDAYMIŞ GİBİ GÜNAHLARDAN UZAK OLALIM ..
>
>BİZ ÖYLE BİR AJDADIN TORUNLARIYIZ Kİ, BAŞ KUMANDANI RASÜLULLAH .. DAHA
>SONRA FATİH' LER, KANUNİ' LER, YAVUZ' LAR, ABDULHAMİD' LER VE VAHDETTİN'
>LER .. DAHA SAYAMADIĞIMIZ MÜBAREK NİCE PADİŞAHLAR. BU EJDADA ANCAK VE
>ANCAK SALİH EVLAT VE ŞUURLU MÜSLÜMAN OLARAK LAYIK OLABİLİRİZ ..
>
>UNUTMAYIN, BİZLER ÜMMETİZ, YANİ KÜÇÜK BİR MİLLET DEĞİL KOSKOCAMAN BİR
>ÜMMETİZ, TEK EKSİĞİMİZ BU GÜCÜMÜZÜN FARKINDA OLMAMAK, AMA İNŞALLAH YAKINDA
> BUDA OLACAK ..
>
>CENAB-I HAK YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN SEVGİLİ KARDEŞLERİM ..
>
05.07.2006

Yazan Hüseyin Üzmez olurda bu kitap merak edilmezmi. Üstadın deyimiyle "madem ızdırap çekiyorum öyleyse gencim" Bu kitapta her daim genç bir adamın dstanlık aşkı anlatıyor. Roman kahramanının kim olduğu ortada fakat her okuyanın kendini onun yerine koyacağını umuyorum. Izdırabını kaybetmemiş gençlere.
05.07.2006

Günümüz nesli tarafından destanlasan şahsiyetlerin de bizler gibi insan olduklarını anlatan güldüren, iç çektiren, özleten anlatımlarıyla tanıdık bir ses Hüseyin Üzmez.Elinizden bırakmadan okuyacağınız ve tekrar okuduğunuzda ilkinden hiçbirşey kaybetmediğini anladığınız bir eser olacaktır.