Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

SihirliFlut Tarafından Yapılan Yorumlar

11.02.2026

Fernando Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı, klasik bir olay örgüsünden çok, insanın iç dünyasında dolaşan düşüncelerin ve duyguların parçalı bir günlüğü gibi. Kitap, yalnızlık, varoluş, yabancılaşma ve içsel huzursuzluk temalarını derin ve şiirsel bir dille ele alıyor. Yazarın zihninin kıvrımlarında dolaşırken kimi zaman kendisiyle yüzleşiyor, kimi zaman da kelimelerin ağırlığında durup düşünmeye zorlanıyorum.
Eser, hızlı okunacak bir roman değil; aksine sindirilerek, hatta aralar verilerek okunmayı istoyor. Pessoa’nın melankolik ve felsefi üslubu, ruh hâline göre okunduğunda çok daha etkileyici oluyor. İçsel sorgulamaları seven, yalnızlığı ve düşünmeyi bir yolculuk olarak görenler için derin ve unutulmaz bir kitap.
10.02.2026

Özlem Ünaldı, bu kitapta gündelik hayatın içinden küçük ama kalbe dokunan anları sade bir dille anlatıyor. "Annem aşure gönderdi." cümlesi bile başlı başına bir duygu taşıyıcısı: aile, geçmiş, özlem ve ait olma hissi. Kitap boyunca, anneden gelen bir kap aşureyle birlikte çocukluğa, eski evlere, komşuluklara ve unutulmaya yüz tutmuş sıcak ilişkilere doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.
Öyküler kısa, abartıdan uzak, samimi ve tanıdık. Ünaldı’nın dili gösterişli değil, tam tersine “az sözle çok şey anlatma” derdinde. Okurken sık sık “bunu ben de yaşadım” dedirten anlar var. Özellikle aile bağları, kadınlık halleri ve içsel yalnızlıklar çok doğal bir şekilde işlenmiş.
09.02.2026

Uyku, okuru sessizliğin, yalnızlığın ve içe dönüşün kıyısında dolaştıran; şiirsel diliyle öne çıkan bir roman. Hüsnü Arkan, bu eserinde uykuyu yalnızca fiziksel bir ihtiyaç olarak değil, kaçış, unutma ve kendine sığınma hâli olarak ele alıyor.
Roman, modern insanın yorgunluğunu ve zihinsel dağınıklığını merkezine alıyor. Karakterlerin iç dünyasında gezindikçe, bastırılmış duyguların ve geçmişten taşınan yüklerin nasıl ağırlaştığını hissediyoruz. Uykuyla uyanıklık arasındaki o belirsiz sınır, anlatının temel atmosferini oluşturuyor; gerçek ile düş iç içe geçiyor.
Hüsnü Arkan’ın dili sade ama derin. Uzun betimlemelerden çok, okurun içinde yankı bulan cümlelerle ilerliyor. Bu da Uyku’yu hızlı tüketilen bir roman olmaktan çıkarıp, durup düşünerek okunması gereken bir metne dönüştürüyor. Kitap boyunca hâkim olan dinginlik, yer yer melankolik bir hüzne dönüşüyor.
09.02.2026

Perde Arkası, Soğuk Savaş yıllarının gölgesinde, Berlin Duvarı’nın iki yakasında yaşanan hayatları merkeze alan; tarih, aşk ve dostluğu iç içe geçiren güçlü bir roman. Jozef Banáš, “sahte bir cennetin” ardındaki gerçekleri anlatırken, ideolojilerin insan hayatında açtığı derin yaraları gözler önüne seriyor.
Roman, demir perdeyle ayrılmış bir dünyada umut etmeyi, sevmeyi ve insan kalabilmeyi sorguluyor. Karakterlerin yaşadıkları, yalnızca politik bir dönemi değil; korku, fedakârlık ve vicdan arasında sıkışmış insan ruhunu da yansıtıyor. Aşk ve dostluk, baskı altındaki bir sistemde bile var olabilen en güçlü direnç biçimleri olarak öne çıkıyor.
Banáš’ın anlatımı sade ama etkileyici; tarihsel bilgiler hikâyenin önüne geçmeden, doğal bir akışla okura sunuluyor. Okurken hem dönemin atmosferini hissediyor hem de “özgürlük” kavramının bedelini düşünmeden edemiyorsunuz. Kitap, resmi tarihin dışında kalan, perde arkasında yaşanan sessiz dramları görünür kılıyor.
08.02.2026

Boşluğun Çığlığı, bireyin içsel yalnızlığını, aidiyet arayışını ve varoluşsal sancılarını merkeze alan, duygusal yoğunluğu yüksek bir roman. Ayşen Peren, insanın içindeki boşluğu bastırmak yerine onunla yüzleşmesini öneren bir anlatı kuruyor. Hikâye ilerledikçe sessiz gibi görünen karakterlerin iç dünyasında yankılanan çığlıklar giderek belirginleşiyor.
Romanın dili sade ama etkili; duygular doğrudan aktarılmak yerine sezdirilerek veriliyor. Bu da okuru metnin pasif bir takipçisi olmaktan çıkarıp düşünmeye ve hissetmeye zorluyor. Boşluk kavramı, sadece bir eksiklik değil; bazen dönüşümün, bazen de kırılmanın başlangıcı olarak ele alınıyor.
Boşluğun Çığlığı, hızlı tüketilen bir hikâyeden ziyade, okunduktan sonra zihinde kalan sorularıyla öne çıkan bir eser. İçsel yolculukları, psikolojik derinliği ve insan ruhunun karanlık köşelerini okumayı sevenler için etkileyici ve sarsıcı bir okuma deneyimi sunuyor.