Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

zekiye.. Tarafından Yapılan Yorumlar

30.10.2006

Ahmet Altan'ın kitaplarındaki kadın erkek ilişkileri, aldatma, aldadıltma ve en önemlisi cinsellik temalarının ön plana çıkmasından artık hoşlanmıyorum. Ahmet Altan çok büyük bir yazar. Ama şu alışagelmiş mevzulardan biraz uzaklaşmayı denese...
30.10.2006

Ahmet Ümit'in kaleminden yine aynı üslup, yine aynı akıcı, sürükleyici bir polisiye romanı. Türk yazarlarımızında kaliteli polisiye romanı yazabilmelerini ispatlayabilecek bir kitap. Yazar kitap için oldukça araştırma yapmışa benziyor. Emeğinin karşılığında da böyle bir eser çıkmış karşımıza. Bence bu kitabı okumalısınız.
30.10.2006

Metin Gümüş'ün bu çalışması özellikle çalışan bayanlarımıza tam bir rehber olacak. Akşam eve geldiğimizde yemek yapmak için saatlerimizi ayıramayacağımıza göre bence pratik bi yemek tarifiyle güzel sofralar kurabilriz :)
30.10.2006

Hayatımda ilk okuduğum romandır Kaşağı. Ve ben bu romandan sonra tam bir kitap kurdu oldum. Küçük yaşlarda okumama rağmen kitaptan ders çıkarmak hiçde zor olmamaıştı. Tüm çocuklarımızında bu eseri okumasını sağlamalıyız.
30.10.2006

Atilla İlhan'ın dizelerinde mutluluk, hüzün , aşk , yükseliş, aile , arkadaşlık vs.. gibi her yönde zengin bir anlatım var. En çok duyulmuş ve benimde beğendiğim şiirlerinden biri Ben sana mecburum...

Ben Sana Mecburum Bilemezsin

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.