"Herkes hayatında kendince ilginç anılara sahip olabilir. Ancak doğru kelimeleri kullanmazsanız, anlattıklarınız yarım kalır ve mesajınız olmayabilir" Bu kitap için söyleyebileceğin en özet yorum bu olacaktır.
İki yıl önceki kitap fuarından gerek 19 kez basım yapmış olmasına gerekse internet sitelerinde okuyucu yorumlarına bakarak okunma şansı verdiğim bu kitap ile ilgili söyleyebileceğim en önemli şey, yazarın önsözüne katıldığımdır.
Bu kitap gerçekten yayıncısının 'ROMAN' olarak sınıflandırmasına rağmen, bu tanıma uymayacak kadar dağınık, özensiz, gelişi güzel yazılmış ve yer yer edebi olabilmek adına anlamları tamamen havada kalan, neredeysee Viktorya dönemi duygusal abartılarına nazire yapar ölçüde abartılı ve gereksiz ikili konuşmaları içeren bir metne dönüşmüş.
Bununla birlikte yine internet sitelerinde belirtildiği üzere, yazarın doğrudan hayatından esinlenerek yazdığı olayların bir yansıması olan bu metin bir 'ANI' niteliğini de taşımaktan uzak.
Gördüğü ilginin nedenini anlamak adına satır aralarını zorlayarak dahi okumaya çalışmama rağmen, okuyucuya nasıl bir mesaj vermek istediğini algılayamadım. Kitabın bir mesajı olmadığı gibi bir düşünceye kapılmamak gerek çünkü, mesajı olmayacak bir yazının, yayınlanma çabası peşine düşülmesinin de beyhude olduğunu düşünüyorum.
Yazarın gençlik yıllarından itibaren anlatmaya başladığı hikaye ileri-geri dönüşler şeklinde verdiği karar(lar) sonucu yaşadığı pişmanlığın öncesine ve sonrasına dönerek iki farklı perspektiften yaklaşmaya çalışması, duygu ve düşüncelerin çok yalın -adeta birkaç cümlede - detaylandırılmadan yansıtılması nedeniyle maalesef beni sürüklemedi.
Bununla birlikte yazar hikayenin 'şimdiki' zamanında psikolog doktor ile arasında yaşadığı fikir çatışmaları bölümünü öne çıkarmayı başarabilseydi, sanırım hem edebi lezzeti daha yüksek hem de sağlam bir anafikri olan bir eser meydana getirmiş olabilecekti. Maalesef ki bu bölüm kitabın son bölümünde yer alıyor ve üzerinde de fazla düşünülmemiş.
Netice olarak, edebiyat tutkunlarını peşinden sürükleyecek bir eser olmaktan uzak, yer yer -vakit kaybı mı acaba? diye sizi düşüncelere salabilecek bir kitap olmuş. Hiçbir benzerlik taşımamasına karşın, okuyuculara özellikle Irvin D. Yalom'un Divan isimli eserini okumalarını tavsiye ederim.