Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Marek Tarafından Yapılan Yorumlar

23.06.2007

Bu kitabı ya da bu kitabın bir özeti sayılabilecek bir Baskın Oran makalesini, hemen her Türkiye vatandaşı okuyabilseydi keşke. Baskın Oran bu kitabında, bu ülkenin çok önemli sorunlarından birine, azınlıklar meselesine, gerektiği gibi disiplinler arası bir kapsamda eğiliyor ve Lozan'dan bugune tum ilgili hukuki metinlere yer veriyor. Ayrıca tarafsız olmaya özen gösteriyor. Ayrıca ve ayrıca Türkiye'ye ilişkin başka hiç kimseden duyamaycağınız o kendine özgü saptamalarda bulunuyor. Üstelik kullandığı dil öyle akademik bir dil değil. Bu kitap herkes okusun diye yazılmış. Diğer yandan Baskın Oran devletin bize öğrettiklerini papağan gibi tekrarlamıyor diye, onun hakkında hiçbir şey bilmeyenlerin, "Baskın Oran ne anlar bu konulardan" "Baskın Oran yabancı güç odaklarının adamı" gibi iftiralarda bulunmalarına karşılık, onun bir öğrencisi olarak şunu söylemek isterim: Biz daha doğmadan, bu konular hakkında harıl harıl çalışmalar yapmış, on yıllarını bu işe ve konuya vermiş bir akademisyendir kendisi; yoksa öyle yermantarı gibi birden bitmemiştir.
16.06.2007

Edebiyatın önde gelen klasiklerinden, tüm zamanların en türlü türlü yorumlanan romanlarından, bir serüven kitabı olarak yazılmamış ama öyle de okunan Moby Dick. Her edebiyatsever, Moby Dick'te, Moby Dick'e özgü o sıcak dili bulacaktır elbet. Yalnız romansever değil; tüm edebiyat severler için büyük bir zevktir Moby Dick'i okumak, çünkü onda şiirin de tadı vardır, tragedyanın da. Yaşama dair türlü temanın içiçe geçtiği, insanlığın ve insan olmanın sürekli sorgulandığı, balina avcılığı ve balina avcıları penceresinden bakıp toplumsala uzanan, balina avcılığı ve balina üzerine ansiklopedik bilgilerin verildiği bir koca kitaptır Moby Dick. Koca yüreğinde, tüm zamanların Ahablarını ve Moby Dicklerini barındırır; eskinin de modernin de insanını evirir çevirir.
15.06.2007

Beckett kitapları yaşamın ta kendisine en çok benzeyen yazarlardan biri, belki de birincisidir. Bu yüzden, Beckett okumak bazıları için rahatsız edici olduğu gibi, bazıları içinse üstün bir zevktir. Mercier ile Camier, okuyucuyu (Acaba Nasıl? ve Watt gibi) fazla zorlamadan, okuyucuya Beckettyen tadın saf bir formunu sağlar. Mercier ve Camier iki arkadaştır, tıpkı bizim bu yaşamda ne halt ettiğimizi bir türlü anlayamamız gibi, bu iki arkadaşta içinde bulundukları durumdan hiçbir şey anlamaz görünürler. İkisi bir yolculuk yapmaktadırlar ama nereye, neden gittikleri belli değildir. İki arkadaşın nereye ve niçin sürüklendiği belli olmayan bu yolculukta, aralarında geçen diyaloglar ve başlarından geçen olaylar; okuyucuya yaşamın en acıklı düzleminde konumlanmış en matrak ve komik ikilisini armağan eder. Arka kapakta yazdığı gibi, bu kara mizah başyapıtı; Mercier ile Camier'ye gülerken kendimize gülmeyi de öğretir belki bize.
15.06.2007

Bu kitap, orta sınıftan bir entellektüelin, geç yaş bunalımlarının bir anlatımı değildir. Öyle görmesi bedavadır ama Venedik'te Ölüm'ün verebileceği tüm hazları kaybetmek gibi bir bedeli vardır. Alman yazar Aschenbach'ın penceresinden, yaşamdaki anlam kaybının yarattığı boşlukta; ideal ve tanrısal güzelliği keşfetmeyi, bu güzelliğe aşkla farklı bir anlam bulmayı gözlemleriz. Bu kişisel değişim süreci, öyle yalın ve ustaca betimlenmiştir ve sonunda ölümle öyle hoşça bir koşutluğa bağlanmıştır ki "Venedik'te Ölüm" novellaların en devleri arasında sayılmıştır. Ayrıca Visconti gibi bir sinema ustası tarafından, 1971'de sinemaya uyarlanmış; bir edebiyat başyapıtı oluşunun yanısıra, bir sinema basyapıtı haline de gelmiştir.
15.06.2007

Perec'in bu ebatça ufak ve anlatımca sade kitabı, onun ne denli büyük bir yazar olduğunu üstüne basa basa gösterir. Bu kitap, onun Yaşam Kullanma Kılavuzu ya da Kayboluş gibi büyük veya sansasyon yaratmış kitaplarından değildir ama bu kitap bir toplumun köklü değişimini, daha işin başında ustaca kavrar ve sergiler. Tüketim toplumundan bahsediyorum. Şimdi gözeneklerimizin içine kadar girmiş olan tüketim toplumu çağı, altmışlarda doğmaya başlamış; yeni tüketim alışkanlıkları ve yaşam biçimleri, toplumun bu köklü değişiminde kendini göstermeye başlamıştı. Perec "Şeyler"de, 60'daki bu dönüşümü güçlü bir biçimde gözlemlemiş ve şeylerin (yani türlü türlü nesnelerin) yaşamları ve hayalleri işgal edişini, uslubuna yabancılaşmanın kokusunu yedirerek, Jerome ve Sylvie'nin küçük yaşamları, o yaşamın düşleri içinde vermiştir. Zaten kitabın alt başlığı da "Altmışlı yılların hikayesi"dir. Bizim içine doğduğumuz ama doğumunu bilmediğimiz tüketim toplumunun doğumunu, minimal olarak ve tüm temel çarpıcı yönleriyle görmek; ayrıca eşsiz bir George Perec okuması yapmak isteyenlere birebirdir bu kitap.