Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

camel Tarafından Yapılan Yorumlar

03.09.2001

Ömer Seyfettin'in ünlü antı ve bir kaç hikayesinin derlenerek tek kitapta toplanmış hali. Güzel bir kitap. Ömer Seyfettin'in hemen her hikayesinde rastladığım, hikayeyi çok süsülüymüş gibi gösteren sade anlatımı, ve basit gibi görünen derin gerçekleri yansıtan muhteşem hikayeleri ile Ömer Seyfettinin okunmaya değer bir başka kitabı. tavsiye ederim.
06.08.2001

Ömer Seyfettinin bence en güzel hikayesidir. Okurken bir insanın bu kadar sade bir hikayede bu kadar sürüklenmesi çok etkileyici. Üstelik insanın milliyetçilik damarlarından kanın çok hızlı akmasını sağlayan bir kitap. Hikayeyi okuduğunuzda gerçekten heyecanlanıyorsunuz. Benim ilk okuduğum kitaplardan biridir bu nedenle ayrı bir önem de taşır benim için. Ömer Syefettinin bu ölümsüz klasiğini hala okumadıysanız bence hemen okuyun. Herkese tavsiye ederim.
06.08.2001

Yakup Kadri'nin yaptığı da bu iki şehri 1920-1923 arası İstanbul'unda canlandırmak. Kitabın 1927-1928 arasında yazılmış olması da önemli; ayrıntıların canlılığını bu pek geçmemiş zamanın izlenimleri sağlıyor.
Evet, mütareke yılları. İngilizler, Fransızlar, Ruslar memlekete doluşmuş. İki üç ABD'li de var. Bunlar yabancı arkadaşlar. Türklerde Sami Bey var, kızı Leylâ var, Leylâ'nın nişanlısı Necdet var. Necdet Almanya'da okumuş bir genç. İşgalcilere nefretle yaklaşıyor. Yaklaşmıyor hatta. İşte balolardır, çay partileridir, içkili ortamlardır derken böyle bir eğlence düşkünü meclis ortaya çıkıyor. Hani savaş ortamının içinde aşk hikâyesi de olsun tipinde bir roman. Bu gönül işleri boyutunun bence tek işlevi, ecnebi askerlerin ve bazı Türklerin ne kadar ahlaksız olduğunu falan göstermek. O kadar. Ülke uçuruma sürüklenirken ortalığı boş bulanlar... Ya Yakup Kadri'nin bu tip olayı sıkıntılı. Karakter değil, tip yaratıyor.
Yakup Kadri'nin ta kendisini, Necdet'in okuduğu bir kitaptan etkilenip şekillendirdiği düşüncelerinde de buluyoruz bir noktada: "Bu tamamıyla hicivci bir duygulanma değildir. Hicivci gülen, kızan veyahut hatalarımızı, kusurlarımızı acı bir dille yüzümüze vuran adam demektir. Lakin ben, bu manzara karşısında sadece iğreniyorum ve bir leş önünde burnumu tıkayıp gözlerimi kapayarak kendimden geçmek istiyorum ve bu toplulukta hâkim olan tesir de asıl budur."

Yazar bölmemiş ama romanın iki farklı bölümden oluştuğu söylenebilir. Birincisi; bu bahsettiğim leş İstanbul. İkincisinde Türk ordusunun İzmir'e doğru ilerlemeye başlamasıyla ortadan kaybolan veya Türk dostu kesilen insanların hayatları var. Böyle. Güzel tabii, klasik.

05.08.2001

Sefiller edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biridir bence. Klasikleşmiş bir roman olan bu kitap, Victor Hugo'nun adıyla özdeşleşmiş ve hatta yazarın ününü bile aşmıştır. Öyleki kitap okuyan herkesin en azından bir kaç kere Kozet, Jan Valjan gibi kahramanların geçtiği yazılar okuduklarına eminim.
Kitabın konusu; işlemediği bir suçtan hapise atılan Jan Valjanın hapishaneden çıkmasıyla başlayan yeni hayatında ne yönde gideceği. Kozeti yanına alışı ve benzeri bir çok olay.
İnsan davranışlarından, polisiyeye, dramadan trajediye bir çok unsuru bir arada bize sunan destansı bir eser.
Bize o günün Fransasını yaşatırken aynı zaman da, zaman ve mekanın sınırlarını aşan bir klasik olma özelliğini taşıyan eser; birçok dile çevrilmiş, defalarca beyaz perdeye aktarılmış, müzikal ve tiyatral oyunları sahnelenmiş büyük bir eser. Eğer Büyük yazar Victor Hugo'nun bu ölümsüz eserini hala okumadıysanız çok büyük bir kaybınız var demektir. Herkese okumasını tavsiye ediyorum.
05.08.2001

Küçük yaşlarda zorla müziğe başlayan belki de tek bestekar olan Beethoven büyüdükçe müziği sevmiştir. Napolyona inanan ve onun fikirlerini benimseyen milliyetçi bir gençken düşündüğü ve istediği tek şey müziğini bu uğurda kullanmak olan Beethoven'ın sonradan Napolyonun düşündüğü gibi bir insan olmadığını anlaması ile hayatının baştan sona değişmesi gibi bir sürü iniş çıkışla ünlü besteci Ludwig Van Beethoven'ın hayatı...
Kullağındaki rahatsızlıktan dolayı ömrünün son yıllarını sağır olarak geçiren, ama sağırken bile kafasında duyduğu müziği kağıda dökerek son senfonisini (9.Senfoni)ve daha bir çok müzik eserini yazan büyük müzisyenin hayat hikayesi gerçekten okunmaya değer. Herkese tavsiye ederim.