(Sayın Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun üst üste kuduğum ikinci kitabı olduğundan ve eğitim hayatımın sınav dönemine denk gelmesinden,ayrıca yaz mevsiminin gelmesiyle çayır çimen yayılmamdan ötürü kitap okuma hızım yavaşlamaya başladı.Yakın zamanda sipariş ettiğim yeni kitapların gelmesiyle birlikte daha da hızlanacağımdan eminim.Bir önceki siparişimden gelmiş olan İskender Pala’nın kitabını da bitirdikten sonra biraz daha eğlenceli bir bloga dönüşeceğimden eminim.)
Rahmetli olduğunu sonradan öğrendiğim değerli yazarın her kitabında ayrı bir Türk yiğidi boy göstermekte.Bu kitapta göze çarpan yiğitlerimiz benim için sırasıyla Ersagun Bey (kendisi Alpaslan’dan yadigardır),Kılıç Aslan (bir önceki kitapta geçen Süleyman Bey’in oğlu,Türkiye’nin Sultanı),Çaka Bey (Bizansta yetişmiş bir bey,Bizans oyunlarını bilen ve denizcilikte bir numara).. Ayrıca Sarı hoca ve Küpeli Hafız gibi bilekten çok düşünce gücüne önem veren değerli kişiler.. Kitabımız haçlı ordusunun oluşturmak için dinsiz,kendini ölümsüz sanan bir grubun uğraşlarının başarıyla sonuçlanmasıyla başlıyor.Ki bu ekip aynı zamanda Melikşah’ımızı öldüren kişilerin arkasındakilerdir.Kitabın büyük bir kısmı zaten haçlı ordusuna karşı yapılan savaşlar ve zaferlerimiz,ayrıca Bizansın oyunları gibi entrikalarla geçiyor.Her zaman olduğu ve olacağı gibi Türk’ü sadece soydaşı kırabiliyor.Kitapta dikkatimi tekrar tekrar çeken bir başka şey ise Bizans’ın nasıl uzun süre dim dik olmasa da (kitapta için boş ağaç kabuğu diye geçer) ayakta kaldığını anlatıyor.Serinin 3. kitabı olan bu kitap benim için heyecanlı bir kitap ve diğer kitaplarla birleşince bir birikimdi.Ayrıca yeni bir teknik geliştirdim.Okuduğum kitaptaki yer isimlerinin günümüz diliyle karşılaştırıp,tarih haritalarından kitabı takip etmek gerek hayal gücü gerekse anlam katma açısından etkileyici oluyor.Benim için klasikleşmiş kitaptan beğendiğim küçük bir bölümle yazımı sonlandırayım.
” Ergenekon çok eski bir Malazgirt’tir.Ordan,o Ergenekon’dan nasıl çıktıysak Malazgirt ovasına öyle geldik,Malazgirt ovasından da öyle çıktık.Bunu böyle belleyin.Sabahtan beri,daha gün ışırken,Malazgirt günüdür bugün deyip nasıl ciride,çevgana başladıysanız gün batmasına yakın da Ergenekon’dan çıkışı anmalısınız.Ergenekon’dan çıkılan o gün o saat,kor ateşte demir döğülerek kutlandı.Her yıl o gün o saat geldi mi,Oğuz soyundan gelme boylar nerde olursa olsun kor ateşte demir döğdüler,niye?Biz varız işte,biz yeryüzündeyiz,yok olmadık;gücümüz kökenimizdir,ateşle demirdir bilne,unutulmaya diye!”