Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar
David Thorne okuduğum Avustralyalı tek yazar olabilir, tanıdığım en en komik yazarlardan biri olduğu kesin. Bu kitap daha önce ve sonra hiç örneğini görmediğim bir şekilde bir grafik tasarımcının e-posta yazışmalarından oluşuyor. E-postalar genelde sıkıcıdır ama işin içinde David varsa karın ağrıtacak derecede komik. Neden? Çünkü "müşteri" sinir bozar, tavşandan havuç yapmanızı ister ve her zaman gollük ortalar yapar, bunu bilgisayar işindeki herkes bilir.
Küçük, tatlı intikamların novellası. Kirpi kült bir karakter. Sırası kapıldı diye, trafik kurallarını alay edercesine hiçe saydı diye hasmını mini mini cezalandıran adamın öyküsü. Müthiş bir çatışma kurgusu. Şahsım dahil pek çok kişi sık sık "Kirpi" olmak ister. Bence rahmetli Sulhi Dölek'in en iyi, en komik romanı. Bir çağdaş mizah klasiği. Sanki Larry David Curb Your Enthusiasm'ı yazmaya başlamadan önce bu kitabı okumuş. 2009'da Mazhar Alanson ve Güven Kıraç'ın başrollerinde oynadıkları bir filme de çekilmişti.
Ferhan Şensoy benim için evvela büyük yazardır. Bütün kitaplarını hatmetmiş biri olarak Düşbükü’nü ayrı yere koyarım. 17 muhteşem hikâyenin 4’ü lise yıllarında (1968-1970) dergilerde yazdıkları. Uyuza yakalanıp taksiciyle birlikte kardeşçe kaşınanların, bıktım usandım sokaklarının, cevize mağlup olup dişi kırılanların ve artık on para verilmemesi gereken şişmanların öyküleri bunlar. Hani romantik bir eylem olarak parkta bir bankta kitap okumak vardır ya; bu kahkaha şelalesi edebiyat şöbiyetini 2002'de İzmir Karşıyaka'da bir parkta zevkten sekiz köşe okumuştum. Düşbükü, edebiyat nedir, hikâye nedir, mizah nedir, üslup nedir, özgünlük nedir sorularına neşeyle cevap vermeye başladığım dönemi açar. Kitabın kapağındaki kediye benzetilmiş kırlent hatırına, ne zaman bir kırlent görsem kediye benzetesim gelir.
Çoğumuz bir belediye otobüsünde ayakta durmak zorunda kaldığımız anlardan birinde o sıralar çok zevkle okuduğumuz kitabı çıkarıp okumaya çalışmışızdır. Ambulansla Dünya Turu'nu ben böyle bir yolculukta, sol elimle tutunma demirine koala gibi sarılırken okudum. Abuk sabuk sallanmalar, dengeyi kaybetmeler, ani fren sırasında okuduğu sayfayı kaçırmalar... Değer miydi? Vallahi değerdi. Şiir desem değil, aksiyon desem değil, mizah romanı desem değil. Fakat hepsi. Harfler büyüyor, kelimeler deli gibi akıyordu. Bambaşka bir ses, matrak bir üslup edası. Melida'yla o otobüste tanıştım işte. Ben orada ayaktaydım, o ise ambulansla dünyayı dolaşıyordu ya da tam tersiydi.
Yazarın 1985'ten 1991'e kadarki sürede gazete ve dergilerde yazdığı hiciv yazılarından oluşuyor. Sürücü belgelerinden, taksicilerden, futboldan, dondurma yemenin usullerinden, nasıl Malta Şövalyesi olunacağından, dullardan, Kızılderililerden bahseden bu İtalyan dedenin denemelerinden birçok alıntı yaptım yıllar içinde. Anladım ki bir ilim adamının beyin gıdıklayan tespitlerini ıskalattıran şey fiziğe, kimyaya veya ortaçağ tarihine dair dar cepheli fikirlerimizdir. Ufkumuzu ve tabii ki profesörü serbest bırakınca zihin açıcı, keskin imalı tespitler duyabiliriz. Hayatımda okuduğum en müthiş mizah eserleri listesinde ilk 10'dadır. Pek çok arkadaşıma sitayişle bahsedip tavsiye ettiğim kurgu-dışı kitap. Mükemmele yakın bir anlatım gücü, ironisi çok yüksek bir dünya eleştirisi. Çok çok komik. Nur içinde yat Eco.