Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar

Bu kitabı veya bir başka Woody Allen kitabını okuyup da felsefi düşüncelere ve umarsız, bulantılı, varoluşsal hezeyanlara kapılmamak mümkün değildir. Doğrudan akla hitap eder, beyinciğe yahut hipotalamusa veya östaki borusuna değil. Pek enteresan, biraz panik, oldukça zeki, sınırlı lüzumsuz karakterlerin öyküleri bunlar. Ölüm, hastalık, akıl, sanat ve felsefeye takmış yazarın temel ders kitabı bana kalırsa. Bir caz klarnetçisi olan Woody Allen, cümlelerden kimsenin çıkaramayacağı muzip sesler çıkarıyor. Bu sesler beni hep güldürdü. Bir edebi eser okurken, hikâyenin içine fırlatılmışken, düşüncelerle alevlenen bir gülüş paha biçilmezdir. Hiç tereddütsüz en sevdiğim 12 kurmaca mizah edebiyatı kitabı listesine aldım, alıyorum, alacağım.
Roman gördüğüm en sıradışı ilk cümleyle başlıyor. Doktor adayı kahramanımız Ferit’in ilginç komşularının ve arkadaşlarının biraz karanlık, biraz trajikomik dünyalarını izlerken bir yandan sevgilisi Selma ile olan bol tereddütlü, bol bunalımlı hikâyesini takip ediyoruz. Son çıkan assolist gibi sahneye çıkan gizemli kadının varlığı olaya bambaşka bir boyut katıyor. Kitap, dönemi itibariyle de Peyami Safa’nın artık olgunlaşmış romancılığını ve bir sanatçı olarak felsefesini mükemmelen yansıttığı, kahramanına yaşattığı materyalizm-mistisizm çatışmasını harikulade resmettiği bir külttür. Lisede yutarcasına Peyami Safa okurken sıra bu esere geldiğinde tökezleyip yarım bırakmıştım. 2013'te borcumu ödemenin rahatlığıyla ve coşkuyla bitirdim. ‘Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’ 1949’da yayımlanmış. Sonra ‘Yalnızız’ geliyor ve ‘Biz İnsanlar’la kapanıyor perde. En sevdiğim bu 3 romanın, üstadın son 3 romanı olduğunu birkaç yıl önce öğrendim.
Memduh Şevket bir söyleşide “Ben edebiyattan anlamam” diyordu. Nasıl olur? Daha sonra okuduğum eserlerin tümünde gördüğüm gibi, o tarife sığmayacak kadar sade, öz, olmuş, çözmüş dilinden çok etkilendim. Romandaki pansiyonda kalan her bir kişiyi sağlam bir karakter olarak öyle güzel gösteriyor, öyle şık konuşturuyordu ki hayranlık duydum ve kendimi affetmemeye karar verdim. Böyle bir kitabı geç okumuş olmak şöyle dursun, “edebiyattan anlamayan” ustanın satırlarının parlaklığına uzak olduğumu hissettim. Kitabı bitirdiğimde edebiyattan ne anladığımı yeniden düşündüm; bu da biraz yıkıntı, gürültü ve tozla sonuçlandı. Herhangi bir kurmaca karakteri, sözleri, bakışları ve yanlışlarıyla öncelikle yaşayan bir insan olarak ciddiye almamın kilometre taşıdır bu kitap.
Boşnak asıllı yazardan Orta Avrupa ile Amerika arasında gidip gelen, yazarlığa ve dünya acemiliğine dair mis gibi hikâyeler. Bosnalı bir Bukowski, şapşik bir Fante okumak iyi geldi.
Eyvallahsız, dahice, bol ayarlı, bol öğretici acayip bir sözlük. Satırları çizmekten bitap düştüm. Bir mizah klasiği. Yazıldığında Groucho Marx 20, Woody Allen’ın babası 10 yaşındaydı, düşünün.