Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar

Gelmiş geçmiş en iyi, en komik, en zamansız, en ferah feza mizah romanıdır kanımca. Çok dikkatle okunursa bir parça ırkçı görünebilir ama nasıl TenTen'de bunu o zamanın koşullarında eritip hoş görebiliyorsak bunu da unutabiliriz. Nur içinde yat Jerome.
Bol miktarda, kısalı uzunlu, hüzünlü hüzünsüz, filtreli filtresiz mizah hikâyeleri. Yazarın sadece esprici değil, hakiki bir yazar olduğunu yeniden gösteren pek kahkahalı edebiyat öğünü, öykü gölü.
Alman bir kadın yazardan şahane mizah! Çok şeker fikir. İnsan bu tür kitapları okuyunca "Neden benim aklıma gelmedi ki?" diyor. Neyse, böylesi daha iyi. Birisi çok güzel obua çalarken aynı anda da kaliteli muz ortalar yapabiliyorsa "Benim neden aklıma gelmedi" demek manasız zaten. Almanlar uzanıp yatmakta da mizahta da pek iyi değiller, bunu biliyoruz. Ancak Nina Fröhlich isminin sesi kadar sevimli bir eser yaratmış. Çok kere kahkaha attım. Kitap bittiğinde insan "acaba başka neler yapılabilir uzanarak?" diye düşünüyor. Aklıma Woody Allen'ın bir lafı geldi: "Ölüm, sadece uzanılarak yapılan kolay işlerden biridir."
Evet kapak hiç çekici değil, sanki Donald Trump'ı ya da kongreyi yahut ABD iç siyaseti ve dolar rezervi hakkında sıkıcı kitapların kapaklarını andırıyor. Değil ama. Tamam, Amerika hakkında, tamam para toplumu ve biraz yerel siyaset hakkında fakat insan hakkında bir yandan. Marketler, ev tozları, aşk, müzik, binalar, sokaklar, erkekler, kadınlar ve sıkıcı piyasacı düzene isyana dair de. Hacimli ve bu yüzden ürkütücü görünse de su gibi akıyor çünkü yazarı samimi; sulu zırtlak samimiyet değil, dalga geçmeyi de insanları ciddiye almayı da bilen samimiyet. Çok renkli, malumatfuruş, duygusal, zıpır. Çağına ait. Eskiden pazar sinemaları vardı TRT'de işte o hissi veriyor. Tom Robbins'in yazar hakkında söylediği şey var ön kapakta: "Joey Goebel doğuştan yazardır, kaderi orijinal olmaktır."
Okuduğum ilk yetişkin romanıydı. 1996’da. Çok sevmiştim. Daha sonra kelimelere, kitaplara bakışımı, mizah duygumu nasıl etkilediğini fark ettim. Edebiyat böyle bir şey işte; dünyayı gezer, tarihte bambaşka yıllarda ve yerlerde bulunur, kahkaha atar ve duygulanır, kurtarılır ve kurtarır. 25 yıl sonra yeniden okudum. Gene çok heyecanlandırdı ama biraz çocuksu buldum kitabı. Bu değerini azaltmaz ama hatırımda. O zamanki hayat tecrübemi de hesaba katarsak, daha karmaşık ve dâhice bir hikâye kalmış. Şimdi o kadar mükemmel olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan, hem yaşıtlarıma hem de 15 yaşındakilere tavsiye eder miyim? Bittabi evet. Not 1: Filmdeki ülkeyi bir uçtan bir uca koşma mevzusu romanda yokmuş! Şaşırdım kaldım. Not 2: Roman kendi ülkesinde 1986'da yayımlanmış. Daha sonraki yıllarda seyrettiğim Woody Allen'ın Zelig filmi ise 1983'te yapılmış. Yazar Winston Groom o filmi izlemiş bence. Nur içinde yatsın.