Toplam yorum: 3.285.323
Bu ayki yorum: 6.849

E-Dergi

Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar

Bir akşam Dost Kitabevi'nde eşimle dolaşırken sarı kapaklı bir kitabı heyecanla getirip "Tam sana göre bir kitap" dediği anı çok net hatırlıyorum. Ve yanılmadı. O kadar komik ve o kadar sürükleyiciydi ki o zamandan beri sarı kapaklı kitaplarda mizah bağlamında bir şeytan tüyü olduğunu düşünüyorum. Yazarın diğer kitabını da çıkar çıkmaz okudum. Puertolas, müthiş hicivli bir macera vadediyor. Sadece bu kitabı değil, yazarı da takibe almak gerek.
Kara mizah her zaman şiddete meyyal değildir, her zaman sivri dilli olmaz, yalnızlığın gerçekçi ve orijinal tarifi de kara mizahtır. Arka kapağında yazan yorum güzel tarif etmiş: "Sanki Jim Jarmusch, Ay’da geçen bir film çekmiş de onu izliyorsunuz gibi." Gerçekten çok kısa bir sürede bitiyor ama her kareyi dikkatle, keyifle tekrar tekrar seyretmek gerekir. Seyretmek diyorum çünkü kitapta sözcük ekonomisi müthiş. Senaryo iki-üç sayfayı geçmiyordur herhalde. Okunmaktan önce zevkle izlenmesi gereken bir kitap bu. Finalinin enerjiyi, gerilimi yükseltmesi daha iyi olabilirdi. Mevcut haliyle tamamlanmamış duygusu veriyor. Sanki belki 1-2 sayfa daha, bilemiyorum, karakterlerimizin bundan sonraki olası hayatlarına dair kırıntılar bekledim. Yine de müthiş elbette. Çizgi roman, sinema ve kara mizah seven herkes göz atmalı.
Sözlük formatında mizah kitaplarının arasında çok uzun yıllardır yıldız gibi parlıyor. Belki de her dilde olması gereken tuhaf, komik, durum ve şeylere dair. Yazarlarımız bu kitabın devamını da yazmışlardı. Douglas Adams'a bir de buradan bakın.
Ülke olarak çizgi roman sektöründe kadın çizere pek alışık değiliz. Kitap işin bu tarafından, yani müellifinden başlayarak ilginç, gerçekten acayip, hoş bir okuma seyahati sunuyor. Ötekileştirilen, dışlanan kişi ve gruplara negatif bakışın çok başarılı hicvi. Yumuşak, komik ama naif bir çizgi, yer yer sıradışı ve keskin mizah ruhu, yer yer tatlı bir romantik komedi. Konusu itibariyle çok yaratıcı, harbi fantastik -ki fantastik kurmaca nitelikli hicve karabiberin pilava yakıştığı gibi yakışır. Olay örgüsü yormuyor, karakterler dertli ama sevimli. Çizerler, mizahperverler, politikacılar, sanatçılar, kadınlar ve erkekler okumalı, gülmeli.
Gurur duymuyorum ama genellikle çok sevsem de bir kitabı iki kere okumam. İki kere okuduğum kitapların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Üç kere okuduğum kitap sanırım yok. Her neyse, Günler kitabını ilk kez 2001'de İzmir'de okulun kütüphanesinden almış, tuhaf, denize sıfır, grotesk bir öğrenci pansiyonunda bayıla bayıla okumuştum. Sanırım yeniden okumak için 20 yıl makul bir süre. Yeniden geçen yıl, yine bayıla bayıla okudum. Cemal Süreya pek çok niteliği barındıran bir şairdi. Benim önemsediğim kısmı şanlı mizah duygusu. Günlüklerinde yeniden o mizahı, Türkçeyi özümsemiş aydını, büyük yazarı gördüm. Bence günlük türünün en iyi örneklerinden biridir. Yalnızca ülkemizde de değil, dünyada da. Bir yerde şöyle diyor Süreya: "Sonra, her şey kendi doğal çizgisini izlesin diye Kemal Sunal'lı bir filme girdik.” Bir cümlede ihtiyacım olan gülümseme buna benziyor.