Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar

Ayşegül Aldinç kelimeleri ve mizahı seven bir müzik insanı. İlk kitabında da görmüştük, bu ikincisinde de. "Ne iyi olmuş da yazmış" dedirten bir iş. Kelime uyduruyor, kendiyle dalga geçiyor, toplumla dalga geçiyor. Söylemek istediği şeyler var, söylemeyi başarıyor da. Zevkle ve gülerek okunuyor.
Pek az kişi hatırlıyor olabilir; Ersan Üldes bir Afili Filintalar yazarıydı. Bu ilk romanı 1999 Inkılap Yayınları roman ödülü almış. Muhtemelen 1997-1998 civarında yazılmış. Yani müellifi 25 yaşındayken. Farklı karakterlerin ağzından, hakikaten aynı bir yerli film gibi komediyle başlayıp trajediyle bitiyor. Ferhan Şensoyvari bir açılıştan sonra Uyurkulak'ı andıran bir kıvamda sona eriyor. Kelime oyunları, akıl yürütmeler, matrak tahliller ve pek girift olmayan, hicivden melodrama evrilen bir hikâye. Ersan Üldes'i Zafiyet Kuramı'yla tanıyıp sevmiştim. Bunun bir ilk roman olduğunu da unutmazsak okuması keyifli ve ilham verici. Hatta kitabı Pre-Filintalar bile sayabiliriz. Gülüngeç mizah kadar kara-mizahı, hatta dolandırmadan anlatılmış trajediyi sevenlere öneririm.
Ulvi Alacakaptan ilginç bir sanatçı. Ferhan Şensoy'un tedrisinden geçmiş ama sonra yolunu manevi ve siyasi tam tersi yöne gitmiş ancak Şensoy'da sevdiğimiz şeylerin asgarisi onda da var: Mizah, özgün vücut dili, aksi tabiat, iyi kalem. Yazarın bütün kitaplarını okudum. Bu son kitabıyla kendi cenahıyla da hesaplaşıyor. Bir şekilde tarafsız bölgede kalmış, yer yer şikayet ediyor, yer yer "ben buyum zaten" diyor. Anılar var, düşünceler var, birçok güldüren anekdot ama bir şekilde yeterince doyurucu değil. Belki de artık yazmak birinci önceliği değil Alacakaptan'ın. Bu arada Muammer Karaca'nın yeğeni olduğunu da öğreniyoruz.
Yazarın ilk romanıymış. Türkçede yayımlanmış bütün kitaplarını okudum; doğrulayabilirim, arka kapakta söyledikleri gibi gerçekten belki de en komik romanıdır. Yaz tatili de yaklaştı, tam bir keyif kitabı. Kahkaha deposu. Yazar İngiliz klasik mizahının Wodehouse ve Jerome ile birlikte en iyi üçlüsünden biri. Ve bu kitapta İngiliz klasik mizahında bulunan her temel şey var; ilişkiler, eğitim, sosyete.
Kitaptaki ilk 2 öykü ile son 2 öykü muhteşem, muhteşem! Araştırmayı, yazımını, üslubunu, çevirisini kesinlikle çok beğendim, çok güldüm ama tarih sırasına göre okunan yarı gerçek - yarı uydurma öyküler öyle ustaca dizilmiş ki, başında çılgın bir kitaba girdiğinizi anlıyor, bitirdiğinizde "o neydi be öyle?" diyorsunuz. 2010'ların ilk yarısında bu tip kitaplar, yani bir şekilde Stephen Fry'ın işin içine karıştığı veya İngiliz stili yarı kurmaca türünden "mizahi dünya tarihi" kitapları çok yayınlanırdı, sonra sanki karantinaya alındılar. Ortam ıssızlaştı. Dilerim ki bu yeni bir başlangıç olsun. Tarih sahnesinin hemen gerisindekilerin hikayelerini ve mizahı sevenler bu kitabı okumalı. Teşekkürler Kairos Kitap.