Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Bahadır Cüneyt Yalçın Tarafından Yapılan Yorumlar

Geçen yıl hayatını kaybeden David Lodge'un ilk romanlardan biri, kampüs üçlemesinin birincisi. Gayet keyifli bir okuma. Lodge'un eserlerini tarif etmek için şu üç kelimeden faydalanabiliriz; üniversite, edebiyat, seks. Elbette mizah önemli bir unsur. Saydığım üç kelimeyi ve mizahını düşünüp komik olay örgülerini hesaba katınca Woody Allen'ın filmlerinden hoşlananlar Lodge'u da sevebileceğini söylemek yanlış olmaz. Zaten Allen'ın kitapları değilse bile filmleri söz konusu olduğunda o üç kelime şuna dönüşür: sinema, edebiyat, seks. Lodge'a geri dönersek bu roman epey komik, kolaja göz kırpan tekniğiyle de delişmen, çekici. Baştan sona her sayfada en azından gülümsetiyor, bazı yerlerde kahkaha işten değil. Bu kitap kendi ülkesinde yayımlandığında, yani 1975 yılında, kitapta değinilen konularının çoğu ülkemizde açıkça tabuydu. Şimdi bile öyle denebilir. Okurken telefon ve bilgisayar olmadığını fark etmezseniz çağdaş bir roman okuyor gibi olabilirsiniz.
Twain öldükten sonra yayımlanmış, iyi de olmuş çünkü yazarın bütün kredisine rağmen epey tepki alabilirdi. Tee 1962’de yayımlanmış, Dünya’nın görece en sakin döneminde. Her ne kadar Şeytanın ağzından yazılan mektuplar gibi başlıklanmış olsa da, deneme diyebileceğimiz, İncil üzerine nefis hicivler. Kitabın temasını anlayınca elimden bırakmayı bile düşündüm çünkü edebiyatta dini referanslı metinler bana sıkıcı gelir. İyi ki bırakmamışım çünkü neredeyse kahkaha vadeden bir üslup ve içerik var. Hristiyan inancına hatta komple insanevladına alaycı, sert eleştiri. Mizahi bakımdan harika, teolojik açıdan değerlendirmek zaten beni aşar. Ancak müthiş tutarsızlıkları işaret ediyor ve şiddetin yüceltildiğini, cinsel münasebetin kötülendiğini savunuyor. Sinek ve içindeki kötüden kurtulamayan insan da yazarın sivri dilinden nasibini almış. Yazarın Ademle Havva’nın Günlüğü eseriyle bütünlük taşıyor. Vonnegut’un üzerindeki Twain etkisini bu kitapta daha fazla hissettim.
Çeviri isminden tutun da arka kapak yazısına kadar aslan gibi mizah kitabı nasıl sindirilip, ezilip kişisel gelişim kabızlığına hapsedilir örneği. Oysa delicesine komik, nefis bir mizah edebiyatı şenliği! Yazarın benzer başka kitapları da varmış ama tabii ki çevrilmemiş, çevrilmeyecek... İngilizcesinden okuyacağız çare yok. Mesela sadece listelerle yazılmış bir romanı var. Harika değil mi? Guy Browning şahsi takip listeme kahkahalı bir giriş yaptı efendim.
Yine Şapşallar, ilk defa kitaplaşmış öykülerden oluşuyor. 2021’de yayımlanan Şapşallar’la aynı frekanstan devam eden yeni bir koleksiyon. Bir nevi Şapşallar 2.
Şahane bir mizah romanı olmasına sevindiğim, okurken keyifle güldüğüm kadar, en az beş altı cilt daha devamı olmasına rağmen ülkemizde çevrilip yayınlanmamasına üzüldüğüm bir eser. Dünyada başka bir örneği var mı, duymadım, bir ergen günlüğü olarak başlayıp sanırım Adrian Mole karakterinin orta yaşına kadar gidiyor. Bu birinci cilt karakterimizin 13-14 yaşını kapsıyor. Sue Townsend vefat etmese devamını da yazıyormuş. Kesinlikle çocuk kitabı değil ama içindeki çocuğu yaşatan, mizahperver herkes bir şans vermeli.