‘’Bu kitap, bir çocuğun esenliğinden ve mutluluğundan kendini sorumlu hisseden herkes için’’.
•Teknoloji çağında doğayı kucaklayan çocuklar yetiştirme gayesiyle yola çıkmış bir baba, yedi bölümden oluşan kitapta doğa ile çocuklarının bağını kuvvetlendirme deneyimlerini aktarıyor. Kimi deneyimler çocukların doğada olmasının güzelliğini gözler önüne sererken kimi deneyimlerde yalnızca belirli kesimlerin erişebileceği veya erişmeyi tercih edeceği türden deneyimler. Özellikle Türkiye’deki yaklaşımlar göz önünde bulundurulduğunda, bazı deneyimler aşırı veya travmatik olabilir.
•Kitapta da bahsedildiği gibi çocuk yetiştirme konusundaki makul risk düzeyi, zamana ve mekana göre değişir. En iyi ihtimali umup en kötü ihtimale göre hazırlık yapmak gerekir. Ama bazı bölümleri bir kenara ayırırsam, mevcut çocuk & doğa bilincimi ve heyecanımı katlayarak çoğaltan bir kitaptı. Çocukların toprakla, bitkiyle, besinlerin sofraya gelme süreciyle, hayvanların yaşamıyla ve doğanın cömertliğiyle ilgili öğrenmesi gereken ne çok şey var. Onların doğadan başarıyı, başarısızlığı, sabrı, sorumluluk almayı, paylaşmayı ve hatta ölümü öğrenmeleri mümkün. Çocuğa bir bitkiyi büyütme sorumluluğu vermek, kirlenme kaygısı gütmeden çamurla temasını desteklemek, mantarları, yıldızları, hayvanların ve bitkilerin doğal yaşamını gözlemlemek, balık tutma sürecini deneyimlemek, kamp yapmak, ateş yakmak, yağmurda suya toprağa bulanmak, doğadan materyaller toplayarak koleksiyon yapmak, risk almak, zorlu süreçlere adapte olmak kitapta bahsedilenlerden bazıları. Özellikle çocuğun bir bitkiyi büyütmek için emek vermesi ve o bitkinin ürünlerinin sofraya gelme sürecini tanıması, onlara değer vermenin, doğaya minnet duymanın güzel bir yolu. Böylece çalışmanın değerini ve gerçek besinlerin tadını öğrenme fırsatı elde ederler.
•Başkalarını izleyerek dolaylı deneyim kazanmak değerli olsa da Vygotsky’nin de belirttiği gibi müdahalesiz öğretim anlayışıyla, çocukların ihtiyaç duyduklarında rehberler eşliğinde birinci elden aktif rol alması ve deneyim kazanması çok daha değerli. Doğanın içindeyken eşlik edebilecek birçok soru, etkinlik, deney mevcut. Yeter ki bu etkileşime hevesli yetişkinler olsun, çocukların zaten doğuştan gelen merak duygusu var. Çocuklara yapabileceğimiz en büyük kötülüklerden biri, içinde yaşadıkları doğal dünyaya karşı hissettikleri bu merak duygusunu köreltmektir. Örneğin çocuklar kötü hava fikrini yetişkinlerden öğrenir. Bu sebeple davranışlarımızın, konuşmalarımızın ve benimsediklerimizin önemi düşündüğümüzden fazlasıdır.
•Elbette aynı zamanda birçok faydası olan teknolojiden vazgeçmesekte onu doğaya tercih etmediğimiz bir yaklaşımı benimsemek ve bundan aldığımız keyfi yansıtmak, çocuklara keşfedebilecekleri güçlü bir kılavuz sunacaktır. Hangi teknoloji doğadaki çocukluk anılarının yerini tutabilir ki? Yaşasın doğada olmak…
''Çocuklar doğayla ve diğer canlılarla bağlantı kurmak için doğuştan gelen bir dürtüye sahip olan, biyofili eğilimli varlıklardır.''
''Çocukların ürettikleri sanat eserleri onların dünyaya seslenmesinin bir yolu, kitaplarda dünyanın onlara seslenmesinin bir yoludur.''