Toplam yorum: 3.285.048
Bu ayki yorum: 6.574
E-Dergi
Kitap Misafiri Tarafından Yapılan Yorumlar
Levent’in Diyarbakır şehri ile ilgili pek çok şeyi öğrendiği ve biz okurlara da bu bilgileri aktardığı Levent Serisi’nin Diyarbakır durağında sizi neler mi bekliyor? Yaklaşık 9 bin yıllık tarihi ile eski isminin Diyarbekir olduğunu öğreniyoruz daha ilk sayfalarda. Tabii ki bir Diyarbakır gezisi yaparsak Ulu Camii ve Nebi Camii’yi ziyaret etmemiz gerektiğini, Cahit Sıtkı Tarancı’nın buralı olduğunu ve tabii ki müzesine de muhakkak uğramamız gerektiğini öğreniyoruz. Hasan Paşa ve Deliller Hanı’nı ziyaret eden Levent ve arkadaşlarının eğlenceli anılarını okurken yine pek çok bilgiye de sahip oluyoruz. Peynirciler ve Yoğurtçular Çarşısı, İçkale derken son durağımız da Malabadi Köprüsü oluyor. Bu önemli şehrinizin değerlerini öğrenirken keyifli bir okuma bu kitapta sizleri bekliyor.
“Affluenza” yani tüketici hastalığı ile baş başa kalan yazarın bunu yenme sürecini anlatmaya başlaması ile karşılıyor ilk sayfalar bizi. Gereksiz alışverişten, işe yaramayan eşyalarımızdan kurtulmak ve israftan kaçınmak için, minimalize bir yaşam benimsemek için yapmamız gerekenler detaylıca anlatılıyor. Sade yaşam için yapılması gerekenler bu kadar detaylı olarak anlatılınca malum, cümleler birbirini tekrar etmeye başlıyor, sade bir kitap olmaktan uzaklaşılıyor. Büyük yazı puntosu kullanılarak sade görünümlü bir kitap mı, yoksa bol sayfalı bir kitap mı düşünülmüş; ondan da emin değilim. Doğu felsefesinden yaklaşımlar yerine yazarın kendi yaşamından verdiği kesitler, daha okunası ve doğal geldi bana. Maddeler halinde birtakım yaklaşımların cümlelerini okumak beni çok etkilemiyor. Ama ev düzeninin olmadığını düşünen ve kendine çeki düzen vermek isteyenler için, özellikle ev hanımlarına yönelik yazılmış bir kitap, bir çıkış yolu sağlayabilir elbette.
Çocukluğunda “dünyanın en samimi dostları olan” Vecdi, Hüsam ve Nergiz’in yaşadıklarını Vesdi’nin hatıra defterinden okuduğumuz bir Halid Ziya Uşaklıgil eseri. Üslubu, anlatımdaki başarısı ile okunması gereken bir kitap.
Serseriliğin de bir usül ve adabı vardır. Serseri, yeri gelir hakim karşısında dürüstçe haykırır serseri olduğunu, yeri gelir soygun yapar ama asla dilenmez! Bu kuralları bu amansız yolda mücadele veren “Denizci Jack”in cümleleri ile öğreniyoruz. Kitabın otobiyografik özellikler taşıdığını da anlatıcının adının Jack London olrak geçmesinden anlıyoruz. Bu haşin yol mücadelesini okumak isteyenlere ve yeni yollarda yeni serüvenlere girenlere başarılar dilerim.
Çünkü “Yol”da hayat kesinlikle kolay değildir…
Hani bazen diyoruz ya eskinin insanları ne kadar saygılı, düzgün Türkçe kullanıyor diye. İşte bunun sebeplerinden bir mektup yazmak. Çünkü insanlar birbiriyle iletişime geçerken, yani birine mektup yazıp hal hatır sorarken edebiyat yapıyordu, sanat yapıyordu aslında. Günümüzde olduğu kelime bile olmayan ifadelerle iletişim kurmuyordu eskiden insanlar. Halini hatrını anlatırken gününün tasvirini yapar, ailesinin hasletlerini yazıya döker, nitelikli uzun mektuplar alınırdı kaleme. Yazar da bu kitabında bizlere duygu ve düşünceleri mektuplaşan karakterler yoluyla anlatmış.
Mektuplaşmayı sevdirebilecek, Kapra Yayınları’ndan çıkan bu kitabı okumanız gereken kitaplara dahil etmelisiniz.