Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Rint_Rint Tarafından Yapılan Yorumlar

21.12.2020

19.yüzyılın Paris ve Le Havre arasındaki demiryolu hattında geçen suç, aşk, cinayet ve insanın nasıl hayvanlaştığını anlatan bir trajedi hikayesi. Yozlaşmanın, bağnazlığın ve cahilliğin toplumun her katmanın sirayet ettiği ve baş edilemediğini yine gözler önüne seriyor. Yazar, insan ruhundaki derinlerinde barınan hayvani ve bastırılmış duygularını, bitmek bilmeyen arzu ve isteklerini ve bunları nasıl eyleme geçirdiklerini harika bir betimlemeyle bizlere sunmuş. Ve bu kitapla insan ile hayvan arasındaki o ince çizgiyi anlayacaksınız.
21.12.2020

İnsan insanın cehennemidir.. Nana, mahalle aralarının çöplüklerinden havalanmış olan bir sinek.. Kendisiyle birlikte çürümelerin, kokuşmaların mayasını da getirip, yalnızca üstlerine konarak o dönemin Paris erkeklerini zehirler.. Nana; hem güzel hem çirkin, hem fahişe hem evlenilecek kadın, hem zengin hem fakir, hem tanrıça hem canavar, hem sinek hem rengarenk kelebek hem cennet hem cehennemdir.. Dönem Paris’inin iğrenç eğilimlerini ve getirdiği yıkımları bir fahişenin hayatından gerçekçi,sade bir anlatımla sunuyor Zola.
21.12.2020

Muazzam bir eser. Sartre yalnızca filozof olmadığını dahi bir kurmaca ustası olduğunu da göstermiş. Bir yandan ikinci dünya sabaşı öncesinin umutsuz ortamı bir yandan da insanların iç dünyasında ki umutsuzluklar ve durağanlık olağanüstü bir ustalıkla yazılmaktan öte adeta resmedilmiş...
21.12.2020

Özgürlük Yolları üçlemesinin ilk kitabı 'Uyanış'ı (İlk Uyanış - Akıl Çağı diye de biliniyor) daha önce okumuş olmama rağmen üçlemenin diğer iki kitabını okumadan önce yeniden okumamın faydalı olacağını düşündüm. Bilinç düzeyimde yine aydınlanma oldu sanki. Birbirinden çok farklı karakterlerin özgür hissetmek için verdikleri mücadeleler ve bu süreçte yine birbirleriyle kesişen yollar. Varoluşçuluğun dahisi Sartre.
21.12.2020

Özgürlük Yolları üçlemesinin sonuncusu ve muhtemelen en karamsar olani. ilk kitap bireyin içsel mücadele ve varoluşsal sıkıntılarını ele alırken ikinci kitapla birlikte daha sosyolojik saptamalar içermeye başlıyor kitap. Yıkılış serinin son kitabı savaş koşullarının gölgesinde Fransız toplumu üzerinden toplumsal simgeler , değerler , kültür ve butun bunların birey üzerindeki yükünü anlatıyor. Savaşa gitmek zorunda olmak cesur olmak ve vatani sevmek mecburiyeti ve daha burada sayamayacağım nice birey ve toplum çatışması elbette her zaman ki gibi Varoluşçu bir perspektiften ele alınmış. Okuması ve sindirmesi zor hazır hissedenlerin okumasi gerek diye düşünüyorum.