Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kayısı Çiçeği Tarafından Yapılan Yorumlar
İlk polisiye deneyimim, aynı zamanda ilk Ahmet Ümit okumam. Başkomser Nevzat ile tanıştım nihayet. Ahmet Ümit'in Başkomser Nevzat serisini okumayı düşünüyordum uzun zamandır. Nihayet kısmet oldu. İlk kitabı bitirdim. Ara vermeden bütün seriyi okumayı düşünüyorum. Hadi bakalım :))
Ahmet Ümit'in ilk kitaplarındandır. O yüzden üstalık seviyesinin giderek artacağını düşünüyorum. Agatha'nın Anahtarı 15 tane cinayet hikayesinden oluşan kısa bir öykü kitabıdır. Başkomser Nevzat ve yardımcısı Ali cinayetleri çözüyorlar her seferinde.
Agatha Christie dünyaca ünlü İngiliz polisiye yazarıdır. "Doğu Ekspresi'nde Cinayet" kitabının konusu için 1920lerde Türkiye'ye gelmiştir. Ünlü Pera Palas otelinde kalmıştır. İşte kitaba da adını veren ilk hikaye Agatha'nın bu Türkiye ziyaretini konu alıyor. Yani bir polisiye yazarı olan Ahmet Ümit kendisi de bir polisiye yazarı olan Agatha Christie'yi anlatmış.
Polisiye kitaplar çok çabuk bitiyormuş :))
"Kurtlukta düşeni yemek kanundur."
Kurtlar Vadisi'nin meşhur repliği... Meğer bu kitaptanmış. Kemal Tahir'in okuduğum ilk kitabıdır. Bu sayede Kemal Tahir'i de tanımış oldum biraz.
Kitap 1926 İzmir Suikasti'ni anlatıyor. Kendimizi Genç Cumhuriyeti'in ilk yıllarında buluyoruz. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, Cumhuriyet kurulmuştur. Genç Cumhuriyet ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlar içinde debeleniyor. Yeni Cumhuriyet emekleme aşamasındadır. Ama kurucu kadrolar yollarını ayırmaya başlamışlardır. Milli Mücadeleyi birlikte kazanan paşalar siyasi cephede ayrı yürüyorlar. İnkılaplar konusunda fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Ayrılık o kadar derinleşmiştir ki birbiriyle mücadele etmeye, birbirlerini engellemeye hatta suikast teşebbüsüne kadar varmıştır.
Bu çekişme cephelerinden biri de elbette eski İttihatçılar'dır. Romanımızın baş karakterleri İttihatçılar'dır. Kemal Tahir Cumhuriyet'e, inkılaplara ve Suikasti'e farklı bir pencereden bakıyor. Onun yaklaşımı çok farklı ve eleştireldir.
II. Dünya Savaşı yılları... Milli Şef çok sıkı savaş tedbirleri almıştır. Tasarruf için Milli Koruma Kanunu çıkarılmıştır. Varlık Vergisi çıkarılmıştır. Aşar Vergisi yeniden getirilmiştir. Temel ihtiyaç maddeleri karneye bağlanmıştır. Başta gıda maddeleri olmak üzere bir çok şeyin kıtlığı görülmektedir. Hayat pahalılığı ve kara borsa baş göstermiştir. Türkiye'de savaşın etkileri en şiddetli haliyle hissedilmektedir. Savaş kapıya dayanmıştır. Alman tehdidi kabus gibi çökmüştür ülkenin üzerine. Sıkı yönetim ilan edilmiştir. Gece sokağa çıkma yasakları gelmiştir. Hava saldırılarından korunmak için geceleri Karartma Uygulamalarına başvurulmuştur. Sıkı yönetim ağır bir şekilde uygulanmaktadır. Her kes casus şüphesiyle sık sık aranmakta ve sorgulanmaktadır. Kısacası bir baskı dönemi başlamıştır. Tabi yazarlar ve gazeteciler de bundan nasibini almıştır. Sansür sopası ortaya çıkmıştır. Sorgular ve tutuklamalar bir hayli artmıştır. Bir çok yazar ve gazeteci sıkı takip altındadır.
Yılmaz Karakoyunlu'nun okuduğum ikinci kitabıdır. "Salkım Hanımın Taneleri" kadar başarılı bulamadım ama tabi ki güzel.
Roman 6 - 7 Eylül Olayları'nı konu almıştır. Ama bence yeterince cesur olamamış. Bence biraz yüzeysel kalmıştır. Bu arada yazar eski milletvekili ve bazı dizi ve filmerde senaryo danışmanlığı da yapmıştır.
Bu arada Murat Yıldırım ve Beren Saat'in başrolünü paylaştığı filmi de çekilmiştir.
Mübadeleyi merkeze alan ilk roman olması hasebiyle önemlidir. Ayrıca Selçuk Yöntem'in başrolde olduğu filmi de çekilmiştir.
Roman kısa ve oldukça hoş bir hikayeden oluşuyor. 12 Eylül’den Mübadeleye uzanan bir hikayedir.
Baskı kalitesi de çok iyidir. Zevkle okudum.