Yaşar Nuri Öztürk Bey'in okuduğum ilk kitabı oldu bu.Kitaptan çıkardığım bir çok anlam var.Birincisi vede en önemlisi;Bu ülke ve bizim ülkelerimize benzer yapıdaki milletlerin maddi manevi değerlerine dışardan veya içerden saldırılar olmuştur ve olmaya devam edecektir.Bu saldırılar şimdiye kadar dışardan Truva taktiğiyle içerdense kuzu postuna bürünmüş kurtlar vasıtası ile olmuştur.Yani bize hoş görünmeye çalışanlardan,bizim gibi olduğunu sandıklarımızdan.En yumuşak karnımız olan İslamiyetle ve Allah sevgisiyle vurmuşlar bizleri.Sebep dinimizi doğru öğrenememek,hurafelerden arındıramamak veya herkesin kendimiz gibi inanmasını istemek olabilirmi acaba? Oysaki gerçek teslimiyet(islamiyet) Allah ile bizim aramızda görünmeyen bir perde değil midir? Bu perdeyi aralamaya çalışıp Allahla aramıza girenlere dur demek teslimiyetin bir gereği değil midir?
İkinci önemli anlam;Bu saldırıları yapanlar eskinin barbar,bugünün tek dişi kalmış medeni canavar milletleri olmuşlardır tesadüf bu ya!
Ve en önemli anlam ise, bu barbar toplulukların yanındamıyız yoksa karşısında mı? Onlardan neyi almalıyız ve onlardan nelerimizi korumalıyız? Yani truva atını içimize alıp uyumaya devam edelim mi yoksa uyanık mı olalım?
İşte bu kitapta yakın tarihimize de atıfta bulunaraktan kuzu postuna bürünmüş kurtların,truva atlarının kimler olduğunu okuyabilirsiniz .Her devirde dışardan hediye edilen Truva atları vardı,diş bileyen kurtlarla birlik olmaya çalışan.Sürüye dönmüş ve değerlerini kaybetmiş topluluklar bu atların peşinden çok çabuk uçuruma düşmüşler ya da içlerindeki kurtlara yem olmuşlardır...
Uçuruma gitmemek için lütfen biraz daha sorgulayıcı,araştırıcı ve okuyucu olalım.
İtiraz etmeden her fikri tanıyalım.Her fikrin içinden lezzetli kısımları ayıklayıp sepetimize atalım.
Bence, okuyacağınız bu kitapta bir çok gerçeğe yer verilmiştir.
Saygılarımla.