Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kayrobi Tarafından Yapılan Yorumlar

23.11.2011

Paris’te başlıyor hikaye. Ancak kahramanları yabancı değil; genç Türk diplomatı Ferit, Ermeni teröristlerin peşindeki Türk istihbarat elemanı Adnan, İstanbullu Ermeni yazar Jirayir ve yine İstanbul’dan Arjantin’e göç etmiş güzel bir Ermeni kadını Araksi, tarihin garip cilvesi, dönüp dolaşıp Paris’teki bir sanat galerisinde buluşuyorlar. Türk istihbaratının aldığı bilgiye göre galeri Ermeni teröristlerin merkezidir ve imha edilecektir.
23.11.2011

Hikayelerin arkasındaki İstanbul manzaralarının, insan tiplerinin ve kimi olayların sahiciliğini yirmi yıldır yaptığı Türkiye ziyaretleri ile sağlayan Barbara Nadel, diziyi yazmaya devem ediyor.

Barbara Nadel’in komiseri de bu toprakların insanı olduğu hususunda ikna edici. Orta halli bir devlet memuru olarak canlandırılan Çetin İlkmen, davranış ve düşünüş biçimleriyle kimi zaman yerli yazarların kaleminden çıkan polis tiplemelerinden daha sahici. Bir yandan karısı Fatma’nın kaprisleri, ihtiyar babasının huysuzlukları ve geçim dertleri ile bunalan, öte yandan amirlerinin baskılarına akılcı manevralarla direnmeye çalışan, güç bela kontrol altına alınmış bir ülsere sahip, sigara tiryakisi, stresli bir adam o. Üstelik tam dokuz çocuk sahibi!… Ama bu umarsız ya da tevekkel erkeklik hali komiserimizin ateist ve aydınlanmacı kimliğine hiç uygun düşmemiş. Kısacası, Çetin İkmen tiplemesinin yegane kusuru, Türklerin çok çocuklu bir millet özelliğini de üstlenmesinde. Sanıyorum Nadel, kahramanı üzerinden doğu-batı sentezine varmak istiyor...
23.11.2011

Emrah Serbes’in ilk romanı. “İlk”liğini hiç belli etmeyen bir üslubu, polisiye severleri memnun edecek karmaşıklıkta bir entrikası, bu entrika çevresinde dolaşan sağlam bir kurgusu var. Daha da önemlisi, yazar yerli polisiyelerdeki önemli bir eksikliğin üstesinden gelebilmiş. Alışılageldik hayali özel detektiflerin yerine çok gerçekçi gözlemlerle canlandırdığı cinayet masası ekiplerini –başarıyla- yerleştiriyor.
23.11.2011

Hikaye olup bitenleri bilen, en azından sağlam kanaatlere sahip gibi görünen birinci tekil şahıs tarafından aktarılıyor. Ne var ki anlatıcımız aslında bir başkasının anlatımın yorumcusu; ve her ikisi de yaşananları bilecek kadar kadar bilgiye sahip olmamaları bir yana, bildiklerini doğru biçimde yorumlayacak kadar da tanımıyorlar Türkiye'yi, insanlarını ve toplumunu. Yaptıkları yorumlar çoğu kez Batılı bir bakış açısını yansıtır tarzda, duygularını öne çıkaran öznellikte.
23.11.2011

“Yarınlar Bizim”, bütün şablonlarıyla; uluslararası haber alma teşkilatları ve uluslararası suç örgütleri arasındaki “savaş”ı konu ediniyor. Romanın bahse değer en önemli özelliği, hikaye içerisinde Türkiye’den, medyamızda boy gösteren tanıdık isimlerden ve olaylardan sözediliyor olmasında.