Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Kayrobi Tarafından Yapılan Yorumlar
En çok satılan kitaplar listesinin başında yer alan polisiye roman emekli bir dedektifin etrafında gelişen klasik bir “seri katil” işkencesinden başka bir şey değil bence.sürekli tekrar eden aynı tasvirler, ikide bir ortaya konan bütün deliller, savcı ve dedektifler arasında geçen uzun beyin fırtınaları bir ara kitabı bırakmayı bile düşündürttü bana. Bir diğer konu birçok çeviri kitapta olduğu gibi burada da kendini gösteren anlam karmaşası. Şuna her zaman inandım ki bir romanı yazmaktan çok daha zor olanı o romanı bir başka dile çevirmektir. Çevirmen şu hataları yaptı, bu hataları yaptı diyerek küçümsemek istemiyorum ama belirgin göze batmalar yaşadım.
Kitabın başında, her şey o kadar yavaş ve anlaşılır devam ediyor ki, sanki bir filmi sinema salonunda arkanıza yaslanmış büyük bir zevkle izliyorsunuz. Sonlara doğru ise, sanki bir an önce sona gelmek istemiş yazar... Yine her şey güzel, hoş ama ben de sanki aceleye gelmiş izlenimi verdi: mesela SAPO ajanlarına ne oldu, hükümet - basın ilişkisi nasıl gelişti vs. gibi bilgilerde eklenebilirdi. Ama direk sonuca ve kahramanımız lisbeth ile kardeşinin akıbetine kaydı olaylar
Mumya Sandukası, serinin diğer okuduğum firavunların laneti kitabından çok bağımsızdı bir kaç yer dışında. En önemli farkı ise artık büyüyen bir Ramses vardı karşımızda ( çocukları ). Polisiye roman olmasına rağmen kitapta bir kaç yerde polis geçiyor kelimesi geçiyor esprisini ilk kitapta olduğu gibi bu kitap içinde söyleyebilirim. Kendini doktorculuk konusunda da oldukça geliştiren baş kahramanımız amelia peabody ve diğer kahramanlarımızın mısır'da başlarından geçen ve yine sizi " acaba katil kim " diye bir o kişiye bir bu kişiye yönlendiren bir anlatım ile karşılaşıyoruz kitapta. Bir çok kitapta olduğu gibi mantıksız veya kitapta değinilmeyen bir konuyla bağlantılı bir şekilde bitmeyişi ( yani kötü bir süprizle ) ne kadar gerçekçi bir kitap olduğunun göstergelerinden biri olsa gerek. Kitabın türkçe tercümesi gerçekten süper, zaten diyaloglar vs. de çok güzel yazılmış. Kitaptan hiç kopma yaşanmıyor, her saniyesi sizi mutlu ederek geçiyor diyebilirim.
Kitabı daha bir fantastik bekliyordum ama kendi hayalinde yarattığı mıntıka topluluğu dışında fantastik sayılabilecek tek öğe; kitabın en sonunda karşıma çıktı... Bunun sebebi olarak ise ben yazarın fantastik öğeleri seçmekten çok baş karakterin duygu ve düşünceleri ile geçmiş - şimdiki zaman arasında gidip gelmesi ile yaşananları harmanlayıp bizlere sunma isteğinin olduğunu düşünüyorum. Zaten bunda başarılı olduğu için kitap sıkıcı gelmedi; bölüm sonlarında yer alan süprizler ise devamlılık adına başarılı sonuçlar doğurdu diyebilirim.
Ali ural, kelimeleri işlemiş, onlarla dans etmiş, öyle büyülemiş ki onları, tıpkı kavalıyla yılanına yön veren bir Hintli gibi.Sözcüklere ahtapot kolları verip, hayatın her noktasına sarılmaları emrini vermiş, dili kelebek kozasından kurtarıp kendi emrine vermiş, onu öyle bir eğitmiş ki ağzınız açık kalır.