Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Fatma Pekdemir Tarafından Yapılan Yorumlar

28.09.2025

Bu kitabın kendine has bir dokusu var. Acı ve kederle yoğurulan kelimelerle ruhunuz daraldığını hissedebilirsiniz.
Güzel anlatımı ile acıyı birden vermiyor serum gibi damla damla serpiştiriyor zihninize.
Acıyla kıvranan insanların yalnızlığı, yitirdiği umutları ve kaybolan hayatları her şey güzelce okuyucuya sunuluyor.
10 tane hikaye bulunuyor içinde. Hikayelerdeki zorlu hayat süreçleri ruhunuzu Azkaban’ın ruh emicileri gibi çekebilir ama benden demesi.
28.09.2025

Ayhan’ın Almanya denemeleri, annesinin kabuk bağlamayan yarası, aşk sanıp aldanan teyzesi ve teyzesini yıllardır usulca seven Nedim Ustamız..
Bu eser bana bazı hayatların nasıl çıkmazda ve kedere saplı kalabileceğini öğretti. Gözyaşlarının kederle döküldüğü zaman kolay kolay durmadığını da…
#kitaptanalıntılar
“Daha önce zamanı fark etmezdim. Hiç geçmiyormuş ya da yokmuş gibime gelirdi. Duvar saatinin kutusunda birikiyormuş da, bir gün açıp baktıklarında ahşap kokusundan başka hiçbir şey bulamayacaklarmış gibi.“
“Zaman kaybolduğunda düşüncelerim de kaybolurdu. Her şey bir saat zembereğinin yayında yaşamaya başlardı.”
“İnsanlar acılarını gülümseyerek hatırlamayı ne ara öğrenirler? Hemen mi? Çok sonradan mı, yaşlanınca mı?”
“Arada bir başımı okuduğum kitaptan kaldırıp dükkanın açık kapısından dışarı bakardım. Asıl dünyanın hâlâ var olduğunu görmek kafamı karıştırdı.“
“Aşkın hayali birgül belki kendisinden daha tatmin edicidir.”
28.09.2025

Beni uzun zamandır bu kadar içine çeken bir kitap okumamıştım. Bu eser bir solukta okuduğunuz hikayenin sonuna geldiğinizde ‘Ya ben ne okudum şimdi..’ hissiyati bırakıyor insanda.
İçerisinde yedi öykü bulunan kitap adına ilk öyküden alıyor. Benim içimi en burkan öykü “Murat bir baba dese“ oldu.
Eser hayatımızda belki bizim değil ama yanıbaşımızdaki hayatların çok kolay olmadığını vurgularken insanların yaşamlarındaki kayıpları tüm gerçekliğiyle yüzümüze vuruyor.
10.10.2024

Kitapta; Elizabeth Harmon’un bodrum katında başlayıp Moskova’da nihayete eren serüvenine konuk oluyorsunuz.
Ailesini elim bir trafik kazası sonucu kaybeden Beth’in yetimhaneye yerleşmesi ile başlıyordu her şey. Hademe Shaibel’in Satrançla tanışıklığı Beth’in hayat çizgisine çizmesine yardımcı oluyordu.
Evlatlık verilişi ve satranca olan ilgisi arttıkça turnuvalara katılıyor ve hatırı sayılır ödüller kazanıyordu. Beth’in cinsiyetinden dolayı bu oyunda başlarda yadırgansada insanlar süreç içinde bu duruma alışıyorlardı.
Şampiyonluk serüvenine giden bu kitabı göz açıp kapa yana kadar okumuş olacaksınız. Sade anlatımı ve akıcı üslubu sayesinde kitap kendisini okutuyor.
10.10.2024

“”Herkesin bir masalı vardır, doğunca başlar, sürer, sürer…“ diye özetlemişti hayat denen yolu”

Ayfer Tunç’un gazete ve dergilerde yazdığı yazılardan oluşan muazzam bir eser.
Kitapta yok yok; Mina Urgan, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Zeki Müren, Yusuf Atılgan ve tanımadığımız daha niceleri…
Birbirinden farklı hayat hikayelerinin kısa bir kesitine şahit oluyorsunuz veya karakterlerin tüm hayatını bir film şeridi gibi izliyorsunuz kelimelerden.
Tek kelimeyle enfes bir kitap. Yazarın dilinin akıcılığı ve sade anlatımı insanı kitaba öyle bağlıyor ki elinizden bırakamıyorsunuz.