Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Fatma Pekdemir Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazardan okuduğum ilk eser diyebilirim, ilk tanışmaydı yani. Eser kitaba adını veren #biraşkıntarihi ve beraberindeki altı kısa öyküden olmuşmakta. Diğer kısa öyküler konu bakımından aşk, namus, evlilik gibi toplumu alakadar eden bireysel olgular ele alınmış.
Uzun hikayemizde ise Macit ve Güzin’in masum mektuplarla başlayan ancak sonunda hüsran yahut göz açılması olarak tabir edilebilecek bir aşk hikayesine tanıklık ediyorsunuz.
Eserin beni rahatsız eden noktası, evliliğinden memnun olmayan ve türlü çarpık ilişkilere adım atabilecek tiplerdi. Ben günümüz dizilerini böyle sanarken yazar o dönemde de olduğunun altını çizmiş öyküleriyle.
İskoç yazarla ilk tanışmam olan bu kitap benim için güzel sayılacak derecedeydi. Farklı konusu ve hikayenin karamsar-kasvetli havası sizi gerçekten o köhne konağın içinde hissettiriyor.
Konusundan bahsetmek gerekirse; savaş esnasında yaralanan bir subay tedavisinden sonra kendisini daha çabuk toparlamak için istirahat kararı alıyor. Doktorunun tavsiyesi ile gittiği yerde tuhaf bir aile yaşamaktadır. Anne, oğlu ve kızı. Atalarının soylu ancak süreç içerisinde yoksullaşmış bu ailenin sakladıkları bir durum vardır. Subay bu sırrı araştırırken evin kızı olan Olalla’yı görür ve tutulur. Tabi Olalla da subaya. Ancak sırları genç subayı ile Olalla’nın arasına girecektir.
Sonlara doğru bu gotik hikayenin vampir gizemi taşıdığını görüyoruz. Kitap keşke daha uzun olsaydı dedirtiyor insana ama bu haliyle bile beni tatmin etti.
Yazarla geç kalmış ilk buluşmaydı bu eser. İçerisinde mini mini hikayeler barındırmasından dolayı birazcık önyargılı başlasam da o kadar çok sevdim ki.
Bazı hikayelerden sonra “oh, iyi olmuş.“ desem de bazılarından sonra ise boğazımda bir yumru hissettiğim çok oldu. Bazılarında gözyaşlarım aniden mutluluğa dönüştü. Bazılarında ise o sinsi gülüşümü yapıp “hahaha” dedim.
Kısacası kitap enfes bir tat bıraktı zihnimde. Devamı olsa hayır demeyecektim hani. Bundan sonraki durağı mı ise #delitarla olacak kesin.
“Başkasının felaketinin, kendi mutlulukları anlamına gelmesinin tuhaf hüznüne kapıldı ikisi de.“
Eser adından da anlaşılacağı üzere balıkçı Mustafa ve hayattaki en değerlisi Mesude’nin hüzün, umut, hayal kırıklığı, korku ve acı dolu mutluluklarını konu alıyor.
Mustafa ve Mesude’nin biricik oğulları Deniz ve Zilhan’ın oğlu Samir’i anlatan kitap duygu yoğunluğunu derinden hissettiriyor.
Eserin en can alıcı temalarından biri “Göçmenlik” dramı. Bu söylem üzerinden birçok konu harmanlanıp okuyucuya öyle sunulmuş.
Hikayede güçlü bir kadın olan Mesude’nin olaylara yaklaşımını ve kadın dayanışmasına yakından tanıklık ediyorsunuz.
Livaneli’den okuduğum ilk kitap olması sebebiyle zihnimde çok farklı bir okuma tadı bıraktı. Merak uyandıran diğer kitaplarını da en kısa zamanda okuyacağım. Kalemi akıcı ve olaylar yalın bir anlatımla sunulduğu için insanın elinden bırakası gelmiyor.
Bir adam düşünün hayalde mi gerçekte mi yaşıyor bilmiyor. Yaşadıklarının ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bir fikri yok. Okuduklarınızın ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu…
Konusundan bahsetmek gerekirse; aynı mahallenin birbirine yakıştırılan iki gencin hayatlarının birleşmeye çalışırken ayrılmasını anlatıyor.
Ayrılması hususunda yaşananları, İlknur’un psikolojik buhranlarını ve mahallelinin tutumlarını yazar kelimeleriyle o duyguları size nakşediyor.
Keyifle okuyabileceğiniz hayal ile gerçeği zor ayırt edebileceğiniz bir eser.
Ben iki saatlik uçuşum sonrasında bitirmek üzereydim, baya akıcı bir üslubu var.