Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Fatma Pekdemir Tarafından Yapılan Yorumlar
Emile zoladan okuduğum ilk kitaptı. Eserin ismi beni etkilemiş olsa gerek uzun süre kapağını bile açmadım.
@canyayinlari ‘ndan aldığım eserin içeriği beş kısa öyküden oluşmaktadır.
Yazar her hikayede farklı toplumsal ve ekonomik imkanlara sahip insanların ölüm şekillerini irdelemiş.
Hikayeler çok akıcı ve duru bir anlatıma sahip.
Kitapta insanların farklı ekonomik koşullara sahip olması ölüm teması içinde farklı duygularla anlatılmış. Beni en etkileyen hikaye dördüncüsü oldu. Fakirlik kavramı insanda farklı bir duygu uyandırıyor. O fakirliği gerçekten hayal edince içiniz dayanmıyor.
Kitabı bitirdikten sonra insan şunu soruyor kendine “Ölüm herkes için neden farklı?“.
Cevaplar kesinlikle herkes için öznel fikirlere sahip olacaktır.
Bence herkesin zaman ayırıp okuması gereken bir eser. Çünkü okuduktan sonra ölüm kelimesi hem zor hem de kolay geliyor.
Eser bir adamın dramına şiirsel bir üslupla yaklaşıyor. Çocukluk yıllarında açılan yaralarına Firuzan’ın merhem olacağını düşünürken Firuzan’la birlikte yeni açılan yaraları…
Ve o yaraların ne onunla ne de onsuz kapanmayacağını anlaması…
Asıl yaraların kendi içinde olduğunu anlamasıyla iç konuşmalarla devam eden bir eser.
Genel olarak içinde her türden acının olduğu muazzam acı dolu bir kitaptı. Okurken ruhum acıdan kaçacak yer aradı diyebilirim. Bu dramdan asla sıkılmadım. Eğer bir parça gerçekliği varsa bu çok üzücü bir durum.
Yazarın kalemi duyguları kelimelerle dans ettiriyor adeta, o duyguyu size benimsetiyor.
Edebiyatımıza pek çok ilkin örneklerini veren Ahmet Mithat “Ölüm Allahın Emri” eseriyle de bir farklılık yapmıştır. Eserini kronolojik olarak sondan başa doğru bir sıralama ile yazmıştır.
Okurlara; kelimeleri konuşturarak sohbet havasında bir kitap sunmuştur. Zaten kendisi “Sanat toplum için” diyenlerdendir. Bu da kitabında birçok dipnot bulmak demek.
Eserin konusu şöyle: Ensesi Yamalı Kanlı Mustafa Paşa’nın konağında geçen saplantılı bir karşılıksız aşkı anlatıyor. Bu aşk Behice’nin uğruna ne entrikalar ve dolaplar çevirdiği konu ediliyor.
Paşa’nın yeğeni Sıtkı’nın İstabul’a gelişiyle Behice’nin ona göz koyması ve saf cariye Sinesaf’ın ona meydan okuması okurlara samimi bir dille aktarılmış.
Ahmet Mithat’ın kalemini hep sevmişimdir ama bu eserini daha bir sevdim.
Kitap insanı mıknatıs gibi çekiyor. Öylesine akıcı ve sade ki devamı olsa daha okuyacaktım. Tarık Tufan’la ilk tanışmam bu kitabı ile oldu. Diğer kitapları da kitaplığımda yerini aldı, bu kitaptan sonra.
Hikayenin akıcılığı ve size yakınlığı garip hissettiriyor.
Konu itibari ile gitmeye karar vermiş iki insanın kalmasının mümkün olamadığını ve olamayacağını kapsıyor.
İshâk ve Jülide’nin hayatlarının bir yağlı boya tablosunun yorumunda birleşeceği ihtimali gözler önüne serilmiş.
Geçmişe doğru anlatımlar insanı o zamana doğru sürüklüyor.
Konusu itibariyle: Üç arkadaşın birbirlerine ilk aşklarını anlatmasıyla başlayan kitapta Turgenyev’in ilk aşkına tanık oluyorsunuz.
Daha küçük bir çocukken hemen yan evlerine taşınan komşularıyla yaşanacak olanların farkında olmayan Vladimir; masum ve safça aşkıyla oyalanmaya başlar. Ancak zaman Vladimir’in bu masum aşkının ötesinde derin olayların varlığını kavramasıyla yaşamın kolay olmadığını düşündürür.
Ayrıca kitapta içsel konuşmalara ve duygu tahlillerine biraz fazlaca yer verilmiş.