Toplam yorum: 3.322.772
Bu ayki yorum: 50
E-Dergi
sabunkokusuu Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap o kadar dokundu ki yüreğime bir süre bunu aşamayacağımı düşünüyorum. Ayfer Tunç uyurgezerlik kavramına derinlik katarak uyurgezerliğin yalnızca fiziksel bir durum olmadığını, insanların farkında olmadan hayatta biraz uyurgezer olduğunu yüzümüze çarpıyor sanki. Anne ve kız iletişimini sanki sevgi ile değil de sessizlikle kuruyor. Okurken herkesi biraz olsun veya çok olsun anlıyorsunuz fakat müdahale edemiyorsunuz hissi haliyle omuzlara çöküyor.
Başkalarının Tanrısı, inanç kavramını bireyin iç dünyasıyla, geçmişle ve toplum baskısıyla harmanlayan çarpıcı bir anlatı kurmuş. Roman, sıradan gibi görünen insanların içlerinde taşıdıkları kırık tarafları açığa çıkarıyor. Her karakter, kendi inancını bir tanrıya bağlamaya çalışırken aslında başkalarının tanrılarına tutsak hale geliyor.
Romanın merkezinde inanç ve kimlik sorgusu var. Mine Söğüt, insanların Tanrı’ya değil, Tanrı fikrine nasıl tutunduklarını gösteriyor. Dini ya da felsefi bir metinden ziyade daha çok inanç kisvesi altında yapılan ikiyüzlülükleri eleştiren bir ayna görevi görüyor bu roman.
Yazar, toplumsal değerlerin kişisel acılarla nasıl çarpıştığını incelerken okuyucuya şu soruyu sordurur: "Ben gerçekten neye inanıyorum? Kendi tanrıma mı, bana öğretilen tanrılara mı?”
Öykü iki kız çocuğunun hikayesi gibi başlıyor ama sayfalar ilerledikçe adeta zihnimizde görünmeyen bir ayna kuruyor. Morrison bu aynayı öyle bir yerleştiriyor ki asıl hikaye karakterlerde değil bizim zihnimizde şekilleniyor. “Hangisi siyah, hangisi beyaz?” sorusu sanki "ben kimi nasıl görüyorum" sorusuna dönüşüyor. Bence ırkçılığı anlatmıyor, ırkçılığın düşünme biçimimizde ne kadar kök saldığını anlatıyor. Morrison renkleri gizleyerek bizi kendi önyargılarımızla yüzleştiriyor. Ustaca yazılmış bir eser.
Kitap, evrendeki enerjilerin birbiriyle nasıl etkileşime girdiğini ve insanın kendi düşünce frekansını fark ederek yaşamını nasıl şekillendirebileceğini anlatıyor. Yazar, karmaşık bilimsel kavramları sade bir dille kişisel deneyimlerle harmanlıyor. Okuyucuya hayatına neyi çağırıyorsan, onun frekansında titreşiyorsun düşüncesini aşılıyor.
dostluğun ve içsel huzurun küçük cümlelerle anlatıldığı büyük bir kitap. Her karakter, insan ruhunun bir parçasını temsil ediyor: merak eden çocuk, güven arayan köstebek, temkinli tilki ve bilge at. Kısacık sözlerle büyük duygular bırakıyor.
Hayata, sevgiye ve kabullenmeye dair evrensel bir hikâye. Basit gibi görünen sözleriyle kalbe dokunuyor, her yaştan okuyucuya huzur ve umut veriyor.