Toplam yorum: 3.284.427
Bu ayki yorum: 5.933

E-Dergi

sabunkokusuu Tarafından Yapılan Yorumlar

01.11.2025

Başkalarının Tanrısı, inanç kavramını bireyin iç dünyasıyla, geçmişle ve toplum baskısıyla harmanlayan çarpıcı bir anlatı kurmuş. Roman, sıradan gibi görünen insanların içlerinde taşıdıkları kırık tarafları açığa çıkarıyor. Her karakter, kendi inancını bir tanrıya bağlamaya çalışırken aslında başkalarının tanrılarına tutsak hale geliyor.
Romanın merkezinde inanç ve kimlik sorgusu var. Mine Söğüt, insanların Tanrı’ya değil, Tanrı fikrine nasıl tutunduklarını gösteriyor. Dini ya da felsefi bir metinden ziyade daha çok inanç kisvesi altında yapılan ikiyüzlülükleri eleştiren bir ayna görevi görüyor bu roman.
Yazar, toplumsal değerlerin kişisel acılarla nasıl çarpıştığını incelerken okuyucuya şu soruyu sordurur: "Ben gerçekten neye inanıyorum? Kendi tanrıma mı, bana öğretilen tanrılara mı?”
20.10.2025

Öykü iki kız çocuğunun hikayesi gibi başlıyor ama sayfalar ilerledikçe adeta zihnimizde görünmeyen bir ayna kuruyor. Morrison bu aynayı öyle bir yerleştiriyor ki asıl hikaye karakterlerde değil bizim zihnimizde şekilleniyor. “Hangisi siyah, hangisi beyaz?” sorusu sanki "ben kimi nasıl görüyorum" sorusuna dönüşüyor. Bence ırkçılığı anlatmıyor, ırkçılığın düşünme biçimimizde ne kadar kök saldığını anlatıyor. Morrison renkleri gizleyerek bizi kendi önyargılarımızla yüzleştiriyor. Ustaca yazılmış bir eser.
20.10.2025

Kitap, evrendeki enerjilerin birbiriyle nasıl etkileşime girdiğini ve insanın kendi düşünce frekansını fark ederek yaşamını nasıl şekillendirebileceğini anlatıyor. Yazar, karmaşık bilimsel kavramları sade bir dille kişisel deneyimlerle harmanlıyor. Okuyucuya hayatına neyi çağırıyorsan, onun frekansında titreşiyorsun düşüncesini aşılıyor.
20.10.2025

dostluğun ve içsel huzurun küçük cümlelerle anlatıldığı büyük bir kitap. Her karakter, insan ruhunun bir parçasını temsil ediyor: merak eden çocuk, güven arayan köstebek, temkinli tilki ve bilge at. Kısacık sözlerle büyük duygular bırakıyor.
Hayata, sevgiye ve kabullenmeye dair evrensel bir hikâye. Basit gibi görünen sözleriyle kalbe dokunuyor, her yaştan okuyucuya huzur ve umut veriyor.
20.10.2025

“Gece Açan Çiçekler” gizli kalmış acıların, içsel direncin ve kadın dayanışmasının (Halide ve Nihal) sembolü gibi okunabilir. Roman, yüzeyde sade bir yaşam öyküsü anlatıyor gibi görünse de alt metninde insanın karanlık yanlarını, geçmişin izlerini ve yeniden doğma cesaretini işliyor. Her karakter, kendi karanlığında filizlenen bir çiçek gibi; kırılmış ama köklerinden vazgeçmeyen. Okuru içe baktıran, sarsıcı ama bir o kadar da iyileştirici bir dili var. Yazar, karakterlerin sessiz çığlıklarını doğanın döngüsüyle ustaca birleştiriyor; gece açan çiçek metaforu da aslında karanlıkta bile güzelliğini bulabilen ruhları temsil ediyor. Dili yalın ama duygusal olarak yoğun, okuruna hem hüzün hem umut bırakıyor. Kısacası, karanlıkta bile ışığını bulma cesaretini anlatan, kırılgan ama dirençli insanların hikayesi diyebiliriz.
Ek olarak yazarın dili o kadar keyifli ki altını bolca çizdiğim bir kitap oldu.