Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

rmujdat01 Tarafından Yapılan Yorumlar

04.12.2006

Delikanlı, kumarhanelere alışık olmadığını belli eden adımlarla masaya yaklaşır, parasını oyuna sürer ve kaybeder... Artık delikanlı için tek kurtuluş intihardır...
Ancak kendini öldürme planları yaparak yolda giderken, gizemli bir dürtünün etkisiyle, ördüğü bir antikacı dükkanına girer. Antikacı, artık ölümden başka hiçbir arzusu kalmamış bu genç adama tılsımlı olduğunu iddia ettiği bir deri hediye eder. Öyle bir deridir ki bu, sahibinin bütün dileklerini korkunç bir bedel karşılığında gerçekleştirmektedir.
04.12.2006

Her sayfada karşımıza çıkan görkemli tabiat, yüce ruhlar ve o dönemin debdebeli Paris hayatı ve iki arkadaşın bu çerçevede birbirlerine yazdıkları mektuplarda fazilet, mutluluk, aşk, aile, nikah, çocuk, doğum, şefkat, saygı gibi kavramların irdelenmesi... "Aşk bir kafes olamazsa, sıkılan erkeği tutmak için hiçbir şeyin para etmeyeceğini" bilen iki kadının evliliklerini sıradanlıktan, sevgisizlikten kurtarmak için verdikleri mücadeleler, birbirlerine yazdıkları "püf noktaları"... Kısacası, sanki eserdeki bütün mektupları iki dost birbirine göndermemiş de yazar muhteşem bir dille süsleyerek dünden bugüne göndermiş. Değişen hiçbir şey yok: Kadınlar aynı kadınlar, erkekler aynı erkekler...
04.12.2006

Balzac bu eserde, memleketi olan Touraine'e, onun inatçı ve sert insanlarına veda etmektedir sanki. Sönmüş Hayaller kitabındaki Rupembre gibi, ruhu henüz Paris kraterinin ateşiyle yanmadan, son bir kez, tanıdığı ve sevdiği yerleri öyküleriyle gezer. Güzel kentleri, yıkık şatoları, meyve bahçelerini, Loire Nehri'nin kıyısındaki kavak ağaçlarını, tepecikleri ve gümüş pırıltılarıyla akıp giden Indre, Cher, Loir ve Vienne Irmaklarını dolaşır. Tam anlamıyla ait olduğu, çağının romantik kuşağına uygun bir rahatlık ve incelikle, eskiye ait eğlenceli ve hüzünlü öyküleri, hemşerisi Rabelais'nin ve somurtkan Mösyö de Brantom'un biçemini anımsatan bir dille anlatır. Sanatın dizginlerini tümüyle özgür bırakarak, çocuksu yaradılışını açıkça ortaya koyar. Kral şakaları, şövalye öyküleri, keşiş fıkraları, serseri serüvenleri ve daha başka tuhaf ve eğlendirici olayları dile getirir. Balzac, Touraine'de ve başka yerlerde, her alanda, sürekli gezintide olan hayal gücünün yardımı ve o köylü kahkahasıyla bir devdir. Ama sonunda, yaşama sevincini elinden alan felaket olgusu olarak adlandırılabilecek olan, Madam de Hanska'ya duyduğu aşk, tüm yaşamını ve çalışmalarını etkilemeye başlar. Kahkaha ve gözyaşları eşliğinde yazdığı önsözlerde ve üçüncü bölümdeki öykülerde, bir kölenin efendisine duyduğu özverili aşkın acılarına rastlanabilir artık! Türkçe'de ilk kez Niyazi Eröztürk'ün yalın, akıcı diliyle yayımlanan bu öyküleri keyifle okuyacak, Balzac'dan yeni tadlar alacaksınız. (Arka Kapak)
04.12.2006

Eugénie Grandet, büyük Fransız yazarı Honoré de Balzac’ın İnsanlık Güldürüsü genel başlığı altında tasarlayıp gerçekleştirdiği çok sayıda romandan oluşan o dev yapıtın en çok okunan yapıtlarından biri. 1833’de yayınlanan bu romanında Balzac, taşra insanlarını ve onların özellikle para ile olan ilişkilerini eşsiz bir gerçeklikle anlatır. Cimrilik ve Aşk bu romanın işlenen iki ana tema’sıdır. Balzac, bu romanında, Grandet Baba’nın büyük malvarlığını alınteriyle açıklanamayacağını gözler önüne serer. Grandet Baba, büyük Fransız Devrimi sonrasında, dönemin siyasal koşullarından ustaca yararlanmasını bilmiş, her türlü aldatmacayı geçerli kılan bir yöntemle büyük bir malvarlığının sahibi olmuştur. Bu zenginliğin içinde alınterinin payı, denizde bir damla gibidir. Eugénie Grandet’nin tertemiz aşkının ve yüce gönüllüğünün, bütün bu pisliklerin yanında yeri nedir? İşte Balzac’ın büyüklüğünün tartışılmaz yanı burada ortaya çıkıyor. Bu roman öylesine sevilmiş, öylesine yaygın bir okur kitlesi bulmuştur ki, ‘Eugénie Grandet’nin yazarı’ diye anılmak sonunda Balzac’ı bile kızdırmıştır.
04.12.2006

kuduğum her şey, Hristiyanlık ve yardımseverlik fikirleriyle, insanlara karşı şefkat ve merhamet haykırışlarıyla doluydu.O zamanlar tanıdığım en iyi insanlar, hep bu konular hakkında ateşli konuşmalar yapıyorlardı.Oysa gerçek hayatta gördüğüm her şey, insanlara şefkat ve merhamet duygusundan hemen hemen yoksundu.Yaşam sonsuz bir sertlik ve düşmanlık zinciri halinde, değersiz şeylere sahip olmak uğruna aralıksız ve kirli bir savaş şeklinde, önümde akıp gidiyordu.Şahsen ben sadece kitaba ihtiyaç duyuyordum.Benim gözümde başka hiçbir şeyin zerre kadar değeri yoktu.