Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
DaRaDuNgA Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap Yurdu, 'Teklifler' kısmında serinin devamını neden göstermez anlamıyorum.
Mesela, Kemal Tahir - Esir Şehrin İnsanları 1. Kitap kısmındayız. Aynı sekmedeki sayfa içinde serinin İkinci ve Üçüncü kitapları neden görünmez?
Okuduğum en iyi romanlardan birisi olarak Sefiller'in benim muhayyilemde ayrı bir yeri vardır.
İlahi olgunun ve mukadderatın bu kadar tezahürü mü olur dedirtecek kadar güzel işlenmiş bu romanın ana karakteri olan Jean Valjean'ın başından geçenler gerçekten, anlatsam roman olur edebiyatını yapan çok gün görmüş insanlarımızın yaşadıkları ya da yaşayabilecekleri temel duyguların bir özetini oluşturuyor. Victor Hugo kahramanlarının duygularıyla öyle güzel oynuyor ki, sonuçta ortaya şimdiye kadar yazılmış belki de en iyi drama romanı çıkıyor karşımıza. Sefiller'i bir başyapıt yapan temel unsur bence Victor Hugo'nun eşsiz kurgulama tekniğidir diyebilirim. Kaderin garip cilveleri ancak böyle zamanlamalarla ve böyle güzel anlatılır. Bunu yaparken de Victor Hugo, insanın zihnini kahramanların psikolojik dünyasına hazırlamak için ortamla ilgili birçok şeyi de anlatmadan geçmiyor hiçbir konuya. Tabii bu dediğimi, kitabın kısaltılmış ya da şöyle desek daha doğru olur, kitabın katledilmiş versiyonlarını okuyanların anlayabileceğini sanmıyorum. Sefiller 4 cilt tam metin olarak okunmalıdır. 2000 küsür sayfa ama o kadar lezzetli ki.. Kitapta hemen hemen hiçbir şey boş yere kullanılmamış.
Her ne kadar mezarında yatmakta bile olsa Victor Hugo'yu, böyle bir eser yazdığı için yürekten kutluyorum. Ayrıca kendine güvenini de takdir ediyorum, beni en çok çeken şey oydu zaten: "Yeryüzünde Tanrı'nın ilahi hükümlerinden kaçıldıkça, kurulan düzen erkeğin emeğini sömürdükçe ve kadını fuhuş batağına ittikçe, çocuk ise geceye ve karanlığın bataklığına doğru sürüklendikçe böyle eserlerin okunması ve yaşaması zorunludur!!!"
İşte kendine güvenin dramatik kurgusu..
İşte Victor Hugo...
İnsanları, özellikle de gazetecileri rahatlıkla ikiye ayırabilirim. "Jeffrey Archer'ın Dördüncü Güç'ünü okumuş olanlar ve okumamış olanlar" diye.. Romanda olay kurgusu tekniğinin büyük ustası olduğunu öyle bir ispat ediyor ki yazar, bu olayları işlerken zamane gündemini de ihmal etmeyerek ayrı zenginlikler kattığı romanı bir başyapıt haline getiriyor. Kaderin garip cilveleriyle şekillenen iki ayrı yaşamın gün gelip aynı noktada birleştiğini ve bu noktanın da 'ya hep, ya hiç' çizgisinde bulunan iki insanın temel direği olduğunu yalın bir anlatımla sunan Archer'ın romanını okuduğumda kafamdaki idealizm kurgusu ayrı bir şekil aldı.
Artık, ideallerimi gerçekleştirmem için onu istemem yeterliydi. Gerisi metod işiydi ve diğerleriyle aramdaki mahiyet farkıydı o kadar.
Soluk soluğa bir çırpıda okunacak ve özellikle de Richard Amrstrong ve Keith Townsend'in bir numara olmak yolundaki ölümcül mücadelesinin destansı kitabı.
Kitabın tek zayıf noktası ise -bence tek zayıf yanı- karakterlerin psikolojisine ve çevre şartlarına yeterince eğilmemiş olmasıydı. Gerçi "olay içerikli" bir romanda bunu da yapsaydı herhalde Victor Hugo'nun Sefiller'inin etkisini yaratırdı. Herşeye rağmen çok iyi bir eser.
Yüzüklerin Efendisi, "fantastik roman" türünün en güçlü ve tartışmasız en iyi üçlemesi olarak j.R.R. Tolkien'in bence hiçbir zaman da eskimeyecek başyapıtıdır. Neden mi? Roman da insan, hemen hemen her şeyi uzun gerilim kurgularıyla buluyor. Bu da tabii, romanın önemli birçok kısımlarının yazıldığı sıralarda Tolkien'in cephede olmasından ve o cephenin de I. Dünya Savaşı olmasından kaynaklanmakta. Tolkien şüphesiz, romanda yarattığı karakterlerle sofistike dünyaların mistik havasını yakalayarak aslında pekte fantastik olmayacak konulara ustalıkla değiniyor.. Bu konular cinler, melekler, şeytan, yerin yedi kat dibi, ya da cennet-cehennem arasında gidip gelen farklı hülyalar ve farklı dünyalardaki farklı karakterlerin Tolkien yorumuyla canlandırılmasından ibaret.. Roman boyunca üzerinizde sürekli bir gerilim hissediyorsunuz ve kitabın sonuna dek bu maceranın aslında kendi hayat maceranızın belli kesitleri olduğunu düşünüyorsunuz. Kendinizi kitabın dünyası ile birleştirdiğinizde ise ortaya fantastik alemde sürekli gezinen ve muhayyilesinde bir 'Kahraman Frodo' ya da 'Kurtarıcı Gandalf' yaratan bir kişilik çıkıyor. Film ise birçok açıdan mükemmel olmasına rağmen roman kurgusuna ve anlatımına verdiği zarardan ötürü, ayrıca Yüzüklerin Efendisi'nin hayal dünyasının dokunulmazlığından ötürü insana "Keşke hiç çekilmeseydi." dedirtiyor..
Çünkü Orta Dünya insanları, yüzüklerini kimseyle paylaşmak istemiyor..
Bazen kendileriyle bile..