Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İlunga Tarafından Yapılan Yorumlar

23.03.2020

Beyaz Açlık, Aki Ollikainen'nin ilk romanı, buna rağmen Finlandiya Edebiyat Ödülü'nü kazanmış.1866-1868 yıllarında Finlandiya ve İsveç'te yaşanan Finlandiya Kıtlığı olarak adlandırılan kıtlık, Avrupa'da doğal sebeplerle oluşan son kıtlık olarak biliniyormuş.
Beyaz Açlık da işte bu dönemi, iki çocuğu ile yollara düşen Marja üzerinden anlatıyor.Bir yandan çetin kış koşullarıyla , bir yandan açlık ile mücadele veren Marja, çocuklarını ve kendini hayatta tutmaya çalışıyor.
Hiçbir şekilde duygu sömürüsüne kaçmadan, nesnellikle anlatılan hikâye, ( bence seçilen anlatıcı ve bakış açısı etkiliydi) yine de kanını donduruyor insanın.
23.03.2020

Notre Dame’ın Kamburu uzun zamandır okumayı planladığım bir kitaptı.Bir grup okuması kitabı öne çekmeme vesile oldu.
Victor Hugo’nun Türkçeye çevrilmiş çok az eseri var gördüğüm kadarıyla.

Çok büyük zevkle okusam da Paris üzerine verilen ayrıntıların, tarihi bilgilerin zaman zaman roman kurgusunun önüne geçtiğini, okumada zorluk yarattığını düşündüm.Bir de kent bilincinin, kent belleğinin korunması düşüncesinin daha o yıllarda bir sanat yapıtının içinde vurgulanmasına hayran kaldım.
Zaten, 1831 yılında yayımlanan Notre Dame’ın Kamburu’nu (Notre Dame de Paris) Victor Hugo, Notre Dame Katedrali’nin yıkılmasını önlemek, yenilenmesini sağlamak amacıyla yazmış.
Quasimodo ve Esmeralda’nın acı sonu yüreğimi bir kez daha burktu.
23.03.2020

Kurguların arasına kurgu dışı kitaplar sıkıştırmak iyi geliyor bana.Semih Gümüş, Romanın Şimdiki Zamanı kitabı ile bitmek bilmez alınacaklar ve okunacaklar listeme birkaç kitap daha ekledi.☺️
Evde okunmayı bekleyen bazı kitaplar için de dürttü beni.Resul, Cafe Esperanza, Mihman,Gençlik Düşü, Yere Düşen Damlalar, Kırk gibi.
Daha önce okuduğum romanlara dair yaptığı eleştiriler de zenginleştirdi okumalarımı.
23.03.2020


Patrick Melrose otobiyografik ögeler taşıyor.

Bir röportajında, Edward St.Aubyn " Akla ve fikirlere dayanan fabrikasyon romanlar yazmaya çalışıyordum ve bu romanların herhangi bir duygusal enerjisi yoktu. İntihar teşebbüsüm, gerçeği anlatmak ve kendimi öldürmek arasında kati bir seçime sahip olduğumu fark ettirdi bana."demiş.
Kitabı okuduğunuzda Edward St.Aubyn'in ne demek istediğini daha iyi anlıyorsunuz.
Soylu, zengin, entelektüel bir ailenin çocuğu olan Patrick, yetişkinlerin dünyasından uzak ( hatta özellikle uzaklaştırılmış) yalnız bir çocuk.Babasının insanlıktan uzak, gittikçe artan şiddeti (ki cinsel istismara kadar varır şiddet) Patrick'i derinden yaralar.
Edward St. Aubyn öylesine soğukkanlılıkla, nesnellikle dokunuyor ki tabulara edebiyat böyle bir tavır sergilemeli diyorsunuz okuyucu olarak.
23.03.2020

Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları serisinin üçüncü kitabını devirirken, bu seriyi okumayı düşünenlere çok büyük beklentileri girmeden (türünün güzel bir örneği o ayrı