Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

umutseyhan75 Tarafından Yapılan Yorumlar

12.11.2009

Kapağına Dan Brown yazın, içine ne koyarsanız koyun bu ülkede hem çok satar, ve en komiği, hem de çok beğenilir. Roman tam bir safsata. Amasra salatası gibi, herşeyden biraz konmuş, ama bir farkı var, yenmeyecek kadar kötü. Hele sonu, bilgisayardan azıcık anlayan herkesi kahkalara boğacak kadar abartılı ve saçma.
Şimdi, bu kurgudur, abartı olabilir, sen de kimsin diyecek olanlara bilim kurgu yazarlığını azıcık öğreteyim: Bilim Kurgu romanları ikiye ayrılır:
1. Bilimsel gerçekliğin üzerine kurgu yaparak, örneğin Michael Crichton romanları.
2. Bilimsel gerçekliği hiç dikkate almayıp, o an için hiçbir gerçekliği olmayan ögeler üzerine kurgu yaparak, örneğin uzay savaşları, uzaylıların dünyaya gelişi gibi konularda yazılan romanlar.
Dan Brown'ın DaVinci Şifresinin yanında şaheser kalacağı kadar kötü bu romanına gelince. Bu romanında 3. bir tür oluşmuş:
3. Bilimsel gerçeklerin üzerine kurgu yap. (Bilgisayar gibi zaten var olan birşey üzerine). Ama kurguda serbestsin, mevcut gerçekliği yok sayabilir ve saçmalayabilirsin. Bilgisayar Bilimleri ile ilgili tüm gerçekleri YOKSAYIP, baştan tanımlayabilirsin.
Metal fırtına ve Dan Brown okurları, hadi DaVinci Şifresini anladık, kısa süreli aksiyonlarla sağlanmış olsa da orada bir sürükleyicilik vardı (hakeza Melekler ve Şeytanlar da da), ama bu saçmalığı beğenmeniz gerçekten inanılmaz. Hadi biraz başka şeyler okuyun, bir deneyin, inanın her anlamda daha iyi bir sürü yazar ve roman var. Dünya Dan Brown'dan ibaret değil.
12.11.2009

Bu yazarın ilk romanını okumuştum, yıllar sonra bile gayet iyi bir korku-gerilim romanı olarak aklımdadır. Dolayısıyla yazarı, bir korku-gerilim yazarı olarak bildiğimden ve kapaktaki biyolojik tehlike işareti beni o romanı almaya tetiklediğinden dolayı alıp okudum. Öncelikle Ken Folet'in -kapağında yine aynı işaret olduğu için hevesle satın aldığım- romanı kadar rezalet olmadığını söylemem gerekiyor, fakat öte yandan bir hayal kırıklığı yaşadığımı da söylemek zorundayım.
Çok başarılı polisiye Macera yazarı Glenn Meade'in moadya uyarak yazdığı korku-gerilim romanı Şeytanın Müridi'nde yaşadığını bu yazar da bu romanda yaşamış. Şundan artık eminim, bir tarzda başarılı olan bir yazarın bir başka tarzı denemesi çok kötü sonuç veriyor. Bunu yapmak için Stephen King gibi, Dean Koontz gibi kendi tarzını yaratabilen bir yazar olmalı. Yoksa roman, ucuz bir taklitten öteye gidemiyor.
Gaia Teorisi, sadece ilginç bir teori, ve bir kaç dakikada tüketilebilecek bir etkisi var, o kadar. Bundan bir roman yaratmak için yazar şartları çok zorlamış. Öyle ki, 250. sayfalara kadar sizi sadece "neymiş bu teori yahu?" sorusu götürüyor, sonrasını ise "zaten okuduk, bari bitirelim" diyerek tamamlıyorsunuz. Bazı şeyler o kadar zorlanmış ki, bir rasathaneden, salt dağın tepesinde olduğu için bütün dünya ile iletişim kopabiliyor. Oysa uydu telefonu bile en az 15 yıldır kullanılıyor dünyada. (Aklıma Ken Folet'in içinde 7-8 kişinin olduğu bir evde bütün cep telefonlarını kullanılamaz ve polis çağırılamaz duruma getirmek için attığı taklalar geldi).
Bu romanında yazar, MICHAEL CRICHTON taklidi yapmış. Bunu da zaten kendisi romanın ilk sayfalarında bir karakterin ağzından itiraf etmiş: "Sanki bir Michael Crichton romanı gibi" cümlesi ile. Ama ucuz bir taklitten öteye gidememiş, çünkü:
- Crichton, hiçbir zaman 10 cümle ile anlatılabilecek İSPATLANMAMIŞ bir teori üzerine roman yazma tembelliğine kaçmamıştır. Crichton, romanında ele alacağı konu ile ilgili en az 2 yıl araştırma inceleme yapar, bilim insanları ile görüşür, tonlarca literatürü devirir ve o konuda -sadece bir teoriden ibaret değil- geniş kapsamlı bilgi sahibi hale gelir. Ardından da kendi kurgusunu yapar. Kurgu dinazorların tekrar hayata döndürülmesi gibi uçuk bile olsa, romanı okurken bilimsel gerçekliğe öyle bir oturur ki, "e döndürsünler şunları hayata artık, ne bekliyorlar" dersiniz. Bu durum, küresel ısınmaya sebep olmakla suçlanan ABD'li büyük şirketlerin tetikçisi olarak yazdığı küresel ısınma karşıtı Sessiz Tehlike'de bile geçerlidir-ki bu en ucuz romanı bile şu Gaia Teorisi ile kıyas kabul etmez. İNANMAYANLAR, SIRADAKİ İSİMLİ SON ROMANINI OKUSUNLAR, ZATEN BAŞKA ROMANI DA YAYINLANMAYACAK ÇÜNKÜ BU ÜLKEDE MAXIME CHATTAM, HATTA METAL FIRTINA BİLE ÇOK SATARKEN O SATAMADI VE ZATEN GEÇEN YIL ÖLDÜ.
Sonuçta bu romanı elinize alırken asla bir Crichton romanı beklemeyin, yanına bile yaklaşamaz, üzülürsünüz. Fakat bir Michael Crais, bir Ken Follet, ya da Jack DuBrul gibi okunamayacak kadar kötü de değil.
27.08.2009

Türklüğümüzün neyi ifade ettiğini anlamak ve belki biraz kendimizden utanmak için, günümüzün Açılımlarının ardında yatan ASIL NEDENLERİ kavramak için, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bir kez daha görmek için okumamız gereken bir ROMAN.
ROMAN, çünkü gerçek tarihi bir roman olarak anlatıyor. Böylece okunması daha kolay ve zevkli hale geliyor. Farklı mekanlarda farklı kişilerin aynı zamanda yaşadıkları paralel anlatıldığı için açık nokta da kalmıyor.
Sayın Özakman'ın romanını okurken kendimle değil ama Türklüğümle gurur duydum.
25.08.2009

Grange da artık bu türün bir tarzı olan yazarlarından birisi. İlk romanından bu yana her romanında da tarzını korurken, tekrara düşmemeyi de başarıyor. Bir Grange romanına başlarken beklentilerinizi biliyorsunuz, ve roman da bu beklentileri kesinlikle karşılıyor.
Koloni de bu romanlardan birisi. Yazarın Leyleklerin Uçuşu, Kızıl Nehirler ve Kurtlar İmparatorluğu'nda en başarılı örneklerini verdiği mistik tarzı, Siyah Kan ve Taş Meclisi'nde abardıktan sonra, son iki romanında düşüşte. Koloni, şimdiye kadarki romanlarının arasında mistizm açısından dip noktası olabilir. Daha yüzeysel ve dikkati çekecek seviyede tesadüflere dayalı bir macera içeriyor. Yine de kesinlikle okunmasını önereceğim bir roman.
16.06.2009

Michael Crichton, bu romanında bu kez bir Los Angeles polisiyesi yazıyor. Ama bu öyle bir polisiye ki, Michael Connelly'yi aratmıyor. Bir yazar, dinozorlardan genetik bilimine, küresel ısınmadan havacılık sektörüne, nano teknolojiden polisiyeye kadar ancak Crichton kadar birbirinden farklı alanlarda yazabilir. Ve her birinde de ancak bu kadar başarılı olabilir, ötesi imkansız gibi... Bu inanılmaz yazarın tek kusuru, ABD'nin büyük şirketlerinin güdümünde olmasıdır. Örneğin Sessiz Tehlike'de küresel ısınmanın bir yalan olduğunu savunur. Yükselen Güneş'te ise bir Japon-fobi oluşturmanın peşindedir açıkça. Ama onun her bir romanının her bir sayfası okunmaya değer. Eşsiz bir yazardır. Ülkemizde çok az tanınması, 70'lerde ve 80'lerde basılmış olan romanlarının tekrar basılmasının önünde en büyük engeldir. Yükselen Güneş 1990'larda basılmıştır örneğin, ama tekrar basılmayacaktır. Oysa yüz tane Da Vinci Şifresi'ne bedel, sadece bir sayfasında bütün metal fırtına çerçöp serisinden daha fazla emek ve zeka içeren, kusursuz bir romandır. Michael Crichton, Michael Connelly, Nelson Demille gibi bir çok Türkiye'de yeterince tanınmayan yazarın bir çok romanı çevrilmedi dilimize. Ama olsun, Dan Brown romanları ve metal fırtına çerçöpü üstüste baskı yapıyor ya, gerisi önemli değil.