Herşeyden önce Tom Clancy nin bu en önemli eseri, Salyangoz Yayınları gibi pek de yaygın olarak çok satan yayınlamayan bir yayınevinden çıktığında yaşadığım bir takım önyargılarımın tümü kitapları okuyunca silindi :
1. Her iki cildin de çevirileri oldukça başarılı.
2. Bir kaç editör hatası olmasına rağmen, bu sayfa sayısında normal.
3. Ciltler dağılmıyor.
4. İki cildin toplam sayfa sayısının orijinal baskıya eşit olması iyi düşünülmüş ve başarılmış bir detay.
5. Okunabilirlik (kağıt ve baskı kalitesi, font büyüklüğü, kalın ciltte sayfaların kıvrılması nedeni ile önem kazanan sol boşluklar vb.) sorunsuz.
Romana gelince, ikinci ciltte konu beyaz saraydan dışarı çıkıyor ve daha sürükleyici bir şekilde devam edip sonlanıyor.
Bütün dikkate alındığında, son 100 sayfada olayların hızlanma ivmesi, normalin üzerine çıkıyor ve şaşırtıyor. Bence normalde kalsaydı daha iyiydi.
Tom Clancy, ABD stratejilerini, geçerliliklerini yitirir yitirmez romanları ile dünyaya duyuran yazar olarak bilinir. Bunu yaparken de tüm romanlarında bütün dünyaya ABD adına gözdağı verir. Amerikancılık had safhadadır. Romanı, bundan rahatsız olmadan güzel bir politik-macera romanı olarak okumak gerekiyor.
Amerikancılığı gözardı ettiğinizde ise elinizde kesinlikle çok başarılı bir kurgu ve konu ile oluşturulmuş, bütün uzunluğuna rağmen zevkle okunan bir roman kalıyor. Saçmalama, abartma sıfır seviyesinde.
Dan Brown ve Metal fırtına okurları, bu roman hiç size göre değil, çünkü içinde saçmalık yok, uzun tasvirler, düşünmeyi gerektiren yorumlar ve olaylar var.
Son olarak, bütünü ile ülkemizin çevresinde gelişen onca olaya rağmen Türkiye nin adının bile geçmemesi çok şaşırtıcı. Buradan 90 lı yılların başında (romanın açık ettiği stratejik faktörlerin geçerli olduğu yıllarda) ABD için hiçbir stratejik önemimizin olmadığı ya da 90 lı yılların ikinci yarısında (bu romanın yayınlandığı yıllarda) büyük stratejik öneme sahip olduğumuz için bunun deşifre edilmediği sonucu çıkarılabilir.