Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

umutseyhan75 Tarafından Yapılan Yorumlar

10.09.2007

Robert Ludlum'u bile gölgede bırakan türünün gelmiş geçmiş en iyi yazarlarından biri, belki de en iyisi olan Frederic Forsyth'in, bence Çakal dan sonra en iyi romanı.
Roman, inanın para kazanmak isteyen bir yazarın elinde 3 romanlık seri halini alabilirdi. Fakat Frederic Forsyth bu romanı para kazanmak için değil, 2007 yılında son bir çivi daha çakıp veda etmek için ve ısrarlar üzerine yazdı. Babamın gençliğinde Çakal romanı ile tanıştığı yazarın 2007 yılında yeni bir romanını okumak ise gerçekten çok ilginç ve güzel bir deneyim. Sanırım 90 lı yılların ikinci yarısında Arthur Hailey in Acı Reçete sini okuyan okurlar ne demek istediğimi anlarlar.
Roman, aslında bir roman değil, bir belgesel gibi yazılmış. Bütün roman boyunca yazılmış diyalogların sayısı, normal bir romanın 100 sayfasını bile karşılamaz. Bu zaten Frederic Forsyth in tarzıdır ama Afgan, tarzının en abartılı örneği. Kurgusu, okuduğunuz bir çok romanı çocuk oyuncağına benzetecek kadar karmaşık ve hatasız. Abartı minimal seviyede, gerçekçilik maksimum. Sanırım yazar, bugünlerde Afgan ı okuyan eleştirmenlerin İNANILMAZ BİR ROMAN başlıklı eleştirilerini okuyarak ve gülümseyerek oturuyordur evinde.
Afgan ı herkes okumasın ! Çünkü okuduğunuzda örneğin Glenn Meade in son romanını okumanıza imkan yok, çizgi roman gibi algılarsınız. Dan Brown ve Metal Fırtına okurları, Afgan da Frederic Forsyth sizlerle dalgasını geçmiş. Ne mi yapmış? Romanın içine 30 sayfalık bir bölüm eklemiş. Bu bölüm, okuyacak olanların dikkatini çeksin diye söylüyorum, kesinlikle detaylarını vermiyorum, Uçağın kulübenin üzerine düşmesi ile başlayıp, Kanada sınırında sonlanan olayları içeriyor. Bu bölümü çıkararak okuduğunuzda kitabı kesinlikle okuyabiliyorsunuz. Çünkü bu bölüm, Dan Brown ve onun gibilerle dalga geçmek için özellikle eklenmiş. Bu 30 sayfa öyle hızlı ve mükemmel bir macera içeriyor ki bir çırpıda okunuyor. Oysa tam bir Dan Brown saçmalığı, abartısı, rezalet bir bölüm. Bu sayfalar bitip kitaba geri döndüğünüzde anlıyorsunuz. Mesaj şu : "Bakın bu abartılı saçmalıkları ben de yazabilirim, ama neye yarar ? Şimdi dönün de benim romanımı okuyun."
Konuya gelince, ABD de başlayıp İngiltere, Arabistan yarımadası ve güneydoğu asya da devam edip, tekrar Atlantiğe dönen ve ABD de sonlanan mükemmel bir kurgu içeriyor. Romanla birlikte, Afganistan ve El Kaide nin kısa tarihini de öğreniyorsunuz. Başka romanlarda yüzlerce sayfa süren olaylar, bir kaç sayfada geçtiğinden, okurken dinlenmenize olanak yok, bir paragrafı bile atlayamıyorsunuz. Ve her geçen sayfada yazarın inanılmaz zekasına biraz daha hayran oluyorsunuz.
Sürpriz yok! Abartı yok! İnanılmaz bir insan olan tek bir kahramanın çevresinde dönüp durmak yok! Tamamen realist, kısa tarihin gerçekliği üzerine oturtulmuş enfes bir kurgu var. Kaçırmayın.
05.09.2007

Bazen sırf insanların hayat ve etik anlayışları ve zeka seviyeleri arasındaki farkları gözlemek için kitapyurdunda dolaşıp yorumları okuyorum. Bakın Zeynep Öztürk, Gülliverin Seyahatlerini küçüklüğünde çocuk kitabı olarak okumuş, sonra gerçek romanı deneyince bambaşka tatlar almış, şiddetle tavsiye ediyor. Bu yorum bize birşey katıyor mu ? Kesinlikle evet! Ben bu yorumu okurken (ki ben de Güliverin 80-100 sayfalık bir çocuk baskısını küçükken okumuştum) Zeynep Hanıma güvendim ve kitabı sepetime ekledim. Zaten ZEYNEP ÖZTÜRK ün etik anlayışı ve değerleri, nick name yerine kendi adını ve soyadını kullanmasından da anlaşılıyor.
Şimdi gelelim ikinci yoruma. Mervemmmmmm diye saçma sapan bir nickle yazan arkadaşımız, bu romanı hiç okumamış, sadece çocukken okuduğu 80 sayfalık halini hatırlıyor ve buna istinaden saçma sapan bir yorum yaparak PUAN topluyor. Cümleye bakın lütfen : "Gülliver maceradan maceraya koşuyor, koşarken de çocukları peşinden sürüklüyor". Amanın da amanın, afferin sana, al sana 20 puan.
Gülliver in Seyahatleri, içinde bir çok edebi ve felsefi fikir ve yorum barındıran, hatta birtakım fikileri de okuyucunun onayına sunan (roman 1700 lü yıllarda yazılmıştır ve o dönemin demokrasi anlayışında her fikri serbestçe tartışmak pek olası değildir), insanlıkçı, barışçı bir romandır. Yine yazıldığı dönemi de gözönüne aldığımızda yazarın hayalgücüne de hayran kalırız. Hayalgücü o kadar yüksektir ki, romantik bir roman olarak bile tanımlanabilir. Hayalgücü o kadar sınırsızdır ki, bu temadan bir çok farklı roman ve film hatta erotik çizgi romanlar bile türetilmiş ve halen de türetilmektedir (80 yıllardaki, çocukların bir bilim adamının yaptığı makineyi çalıştırarak küçülmesi sonucu evin bahçesinde yaşadıkları harika macerayı konu alan çocuk filmini herkes hatırlar. Bugünlerde ise ya National ya da Discovery de insanların küçültülerek bahçelerdeki doğal yaşama yakından baktıkları bir belgesel izledim).
Moby Dick, Robinson Crusoe, Gülliver vs. Çocukluğunuzun kahramanlarını büyüyünce gerçek romanları ile tekrar tatmak gerçekten çok lezzet verici.
05.09.2007

kitapsever i etik dışı, düşüncesiz ve sorumsuz yorumu için kınıyorum! Kitabın konusunu baştan aşağı 4 cümle ile özetlemeyi ifade edecek kelimeleri buraya yazarsam bu yorum yayınlanmaz. En basit ifade ile terbiyesizlik bu! Zaten az kitap okunan bir ülkede bir romanın konusunu yoruma yazarak kitabın alınmasına engel olma çabasına ise KİTAPYURDU izin vermemeli. Kendisine KİTAPSEVER adını koyan insan ise bir kitabı yorumlamadan önce varsa beynini yorarak iki dakika düşünmeli!
Kitaba gelince, her zamanki gibi mükemmel bir Stephen King romanı. 1995 gibi basılmıştı, şimdilerde taze baskısı çıktı. Okumamış olanlara şiddetle tavsiye ediyorum.
17.08.2007

Clive Cussler öyle bir yazardır ki bir romanını okuyup sevmişseniz, bütün romanlarını seveceksiniz demektir. Bu, birbirine benzer romanlar yazdığı amlamına gelmiyor, tersine her romanı bir diğeriyle ilgisiz, tamamen farklı bir konu çevresinde yaşanan bir macerayı anlatır. Fakat tarz aynıdır. NUMA, Dirk Pitt ve yoldaşı Al Giordino (bir ara onun yaşlandığını düşünerek yerine Kurt Austin i ve yanına Joe Zavala yı getirmiş, ama fazla dayanamayıp Dirk i ve yoldaşını yeniden maceralara sürmüştür, üstelik NUMA başkanı olarak yaşadığı maceralar, aslında başkanlık görevini yapmadığı anlamına gelse de) ve NUMA nın diğer personeli sabittir. James Bond tarzı sabittir. Güzel bir kadın mutlaka maceraya ortak olur (ve eskiden Dirk Pitt le, ama artık Pitt evlendiği için şimdilerde Al Giordino ile sevişir). Perlmutter, tarihi bilgiye ihtiyaç olduğu anda hep karşımızdadır, her romana bir girer çıkar ve DC deki her önemli kişiyi tanır. Vs.vs. Anlayacağınız takıntılı adamdır Clive Cussler. Bu nedenle okurları da takıntılıdır. Bir Cussler sever, her Cussler romanını hemen alır, okur ve çok sever.
Bu kadar takıntılı bir adamın her romanının halen (1973 lerden bu yana) bir solukta okunmasının ve hiçşaşmadan her birinin Best Seller olmasının bir kaç nedeni vardır :
1. Cussler, bir deniz insanıdır. Bütün hayatı deniz üstünde ve altında geçmiş, bütün dünyayı dolaşmış biridir. Bu nedenle romanlarında yer alan Bond vari bilim kurgu sayılabilecek teçhizatlara rağmen okuduklarınız size saçma gelmez.
2. Cussler, tekrara düşmez. Her bir macera tamamen kendine özgüdür, genelde bütün dünyayı ilgilendirecek olaylar mevzubahistir.
Bütün bunlara rağmen hiç eleştirilecek yanı yok mudur? Cussler gibi 35 yıllık bir yazarı eleştirmek için iyi bir okur olmak yetmez bence, bayağı bir fırın ekmek yemek gerekir ama ben yine de tasvirlerinde özensizliği eleştirmeden geçemeyeceğim. Artık romanlarını oğlu Dirk Cussler (adamın takıntılı olduğunu söylemiştim değil mi) ile birlikte yazıyor, anlaşılıyor ki Cussler soyadlı yazarlar bir 30-40 yıl daha okunacak. Umarım oğlu da kendisi gibi yeteneklidir, ve umarım tasvirlere daha fazla önem verir.
Cussler, maceraya dönmek için duyduğu sabırsızlıktan olsa gerek, tasvirleri o kadar basit ve kısa tutar ki, bunun bir örneğini bu romanında göldeki dev dalganın tasvirinde bulabilirsiniz. Oysa bir başka yazar olsa o dalgayı oluşumundan itibaren adım adım okuruna yaşatır, sayfalarca tasvir ederdi. Her neyse, o kadar kusura da katlanıyoruz.
Cengiz Han da klasik ve harika bir Cussler romanı. Bu kez alışılmışın dışında denizden çok karada geçiyor ama yazar finali (çölün ortasında bir su taşkını ile de olsa) yine sulu ortamlara taşımaktan kendini alıkoyamıyor.
Dirk Pitt, NUMA başkanı olarak bir çok görevi varken böyle maceradan maceraya nasıl koşuyor sorusu ise gerçek bir defo, ama Cussler umursamıyor. Adamın 1970 lerin başında kurduğu bir dünyası var ve içini istediği gibi hareketlendiriyor. Kim ne diyebilir ki?
Son olarak, bu romanında da Clive Cussler isimli bir karakterle kısa süreli bir ilişki yaşanıyor. Elbette rolünü söylemek, kitabı okumamış olanlara haksızlık olur.
kitapyurdu her zaman olduğu gibi ciddi indirimini yine yapmış.
Mutlaka okuyun!
14.08.2007

Stephen King den Kemik Torbasından sonra onu andıran bir diğer başyapıt. Kelimenin tam anlamıyla bir şaheser. Bence King i sanat hayatının zirvesine çivileyecek bu roman. Gerçeküstünün gerçek gibi algılanışı ya da psikolojinin gerçeği gerçeküstüne taşıması. Kişilik bölünmesi. Saf, katıksız delilik. Kişilik analizleri ve psikolojik analizler. Dehşet verici sürprizler. Yani mükemmel bir kurgu ve çok edebi bir dille yazılmış (Türkçesi bile çok edebi, ayrıca çevireni de kutlamak gerek) 600 sayfa. Gerçek King okurları bayılacak.
Önemli Not : Dan Brown ve Metal Fırtına okurları, siz sakın bulaşmayın, sizin anlayabileceğiniz seviyenin çok ama çok üzerinde. Not 2 : Kitapyurdu yeni yayınlanmış bir kitapta bile müthiş bir indirim yapmış. Benim yaptığım hatayı yapıp kitapçılardan almayın sakın, büyük fiyat farkı var.