Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

umutseyhan75 Tarafından Yapılan Yorumlar

14.08.2007

Glenn Meade in ülkemizde ard arda yayınlanan ilk 4 romanı (8. Gün, Brandenburg, Sakkara nın Kumları ve Kar Kurdu) birbirinden çok farklı zaman mekan ve temalarda mükemmel romanlardı. 8. Gün, İstanbul da başlayıp Avrupa nın çeşitli kentlerinde kısa bir süre devam ettikten sonra Washington da yaşanan tempolu bir terörizm macerasını konu alıyordu. Kar Kurdu, bugünden Stalin dönemi Rusyasına dönüp okurlarına Rusya kışında müthiş bir serüven yaşatıyor ve yine bugüne dönerek sonlanıyordu. Sakkaranın Kumları II.Dünya Savaşında Mısırda yaşanan müthiş ve Indiana vari bir macerayı konu alıyordu. Brandenburg ise buz gibi bir Neo Nazi romanıydı, inanılmaz şoklarla doluydu, Ludlum tarzını anımsatmakla birlikte, kesinlikle -evet Ludlum dan bile!- daha iyiydi. Bu birbirinden mükemmel 4 roman, beni de bir çok tür okuru gibi bir Glenn Meade severi haline getirdi. Sonraki roman için bir kaç yıl beklememiz gerekti ve Buz Kapanı geldi. Şu anda detayları aklımda bile kalmayan (diğer dördünden çok sonra okumama rağmen) sıradan bir romandı, okunmaz mı, okunurdu, ama Meade bizi hayalkırıklığına uğratmıştı, çünkü mükemmel değildi. Aradan yine birkaç yıl geçti ve Şeytanın Müridi geldi. Arka kapak konusuna baktığımda, Meade in daha önce hiç alışık olmadığımız tarzda korku gerilim yazdığını gördüm. Buz Kapanının bir istisna olduğuna inandığım için ve yıllardır mükemmel bir Meade romanı hasreti ile beklediğim için, kitapyurdunun sunduğu mükemmel fiyata bile aldırmayıp hemen satın almak, 2-3 gün beklememek ve akşam okumaya başlamak istedim. Roman başladı, her bir sayfayı artık düzelecek, birşeyler olacak, bu Meade olamaz diye sabırla okudum. Başından sonuna kadar klişelerle bezeli, bir ordan bir burdan kopyalarla örülmüş, yazar adına hiçbir yenilik, tarz ifade etmeyen, sıradan, basit kurgulu, onlarca benzerinden parçalar bir araya getirilerek oluşturulmuş ve Buz Kapanını bile mumla aratan bir roman okudum. İnanamadım. Oysa ben Meade den yine mükemmel bir roman beklemekle birlikte, özellikle korku gerilim türüne bir yenilik kazandıracağına kesinlikle inanıyordum romana başlarken. Tek bir yenilik kazandırmış, o da şu : Okuru romanın kahramanı olan Kate Moran dan soğutmayı başarmış. Bu gerçekten ilginç ve kitabı okumanın bana yaşattığı tek deneyim. Roman boyunca Kate Moran ile (diğer tüm gerilim romanlarının aksine) asla barışamıyor, bir türlü sevemiyorsunuz onu. İnanılmaz bir şekilde roman kahramanı hakkında kötü şeyler düşünüyor ve hissediyorsunuz. Glenn Meade in Şeytanın Müridinde bana yaşattığı tek yazar farkı bu.
16.07.2007

Büyük yazarın Soğuk Savaş romanları ile geçen ömründen sonra kapitalist Rusya ya dönüşü. Soluksuz okunacak muhteşem bir roman. Herşey tadında. Gerilim, aksiyon, heyecan, betimlemeler, karakter analizleri, ne eksik ne fazla. Romanın tek kötü yanı bir Gaspıralı klasiği olan berbat çevirisi. Bu iğrenç çeviriye rağmen kesinlikle okunmalı.
16.07.2007

Maça Kızı, Kemik Torbası, Rüya Avcısı gibi Stephen King in önce kendisi ve sonra da gerçek okurları için yazdığı muhteşem bir eser. Çizgi roman ve Dan Brown okurlarının beğenmemesi normal. Ki bu bence eserin kalitesini kanıtlıyor. Hangi roman için "sürükleyici değil, Dan Brown dan sonra hiç çekilmiyor" şeklinde bir yorum okusam hemen o romanı satın alırım, çünkü bilirim ki mükemmeldir. İçinde karakter analizleri, deneyimler, derin betimlemeler, psikolojik analizler barındırır.
Maça Kızı, yazarın en iyi romanlarından birisi, tabi ki anlayana.
Ama çevirisi rezalet ötesi, bu çevirmenin her çevirisi gibi yani. Aslında bu yazara sadece DanBrown kitapları çevirtseler, nasıl olsa onun okurları çeviriden meviriden anlamaz.
Kitapyurdu nu ise hala bu kitabı üstelik de çok uygun fiyata sattığı için tebrik ediyorum. Gerçek roman okurları, tükenmeden alın bence bu fiyata bulmuşken.
16.07.2007

Wilbur Smith, bir tarzı olan ve o tarzı kendi belirlemiş olan ama asla da tarzından dışarı çıkmayan bir yazar. (Bir diğer örnek ise Clive Cussler) Bu nedenle de okurlarının bir W.S. kitabından beklentileri bellidir ve mutlaka karşılanır. Aynen bu romanda olduğu gibi.
Fakat bu tür yazarların okurları, hep şunu merak ederler : Acaba tarzının dışına çıksa ne yapar ?
Dan Brown gibi saçmalar mı? (Bknz. Dijital Kale).
Glenn Meade gibi 4 muhteşem romandan sonra 2 hayal kırıklığı ile hayranlarını kendinden uzaklaştırır mı ? (Bknz. Şeytanın Müridi, Buz Kapanı)
Olsun, yine de merak iyidir. Denemek iyidir. Açılım yapmak, farklı deneyimler yaşamak ve binlerce okuruna yaşatmak iyidir.
Bu roman da her W.S. romanı gibi çok güzel. Tek kötü yanı inanılmaz başarısız, hatta berbat diye nitelenebilecek çevirisi. Gerçi bu çevirmenin bütün çevirileri böyle. Ama hala bu işten ekmek yiyebiliyor.
16.07.2007

ABD nin doğusunun korku romanları üstadı Stephen King in, ABD nin batısındaki rakibi Dean Koontz dur ve en az King kadar başarılı romanlar üretmiştir.
Koonz un bu ilk dönem romanı, 80 lerden kalma bir romandır. Onun en iyi romanlarından birisidir. Koontz u ve King i ta 70 lerden bu yana onlarca, yüzlerce korku romanı yazarı gelip geçerken kalıcı kılan özellikleri şunlardır :
1. Belli bir tarzın klişelerine uymamışlar ve her zaman kendi tarzlarını yaratmışlardır. Hem gerçeküstü, hem gerçeğe uygun romanlarında, tarz belirleyen isimler olmuşlardır. (Örneğin Grange, Chatam, Harris, Geritsen gibi başarılı yazarların kitaplarını size yazarını söylemeden okutsalar, hangisinin yazdığını anlamanız olanaksızdır. Ama bir King ya da Koontz romanını kesinlikte tespit edebilirsiniz).
2. Korku ve gerilimi tasvir ve analizleri kısa tutarak ya da olayları hızla akıtarak yaratmazlar. Tersine, tasvir ve analizler önemli yer tutar, çizgi roman okurlarının canını sıkar ve heyecanı olayların içerik gücüyle, sonunun belirsizliğiyle yakalarlar. (Bu söylediğimin ispatı, bu sitede bir çok korku, gerilim, polisiye romanı yorumunda yer almaktadır. Hepiniz Dan Brown un yarattığı heyecanı yaratamadı şeklinde olumsuz yorumlar okumuşsunuzdur. Bu yorumlar bu türle magazinel basının yarattığı ve abarttığı Da Vinci Code ile tanışan çizgi roman ve Metal Fırtına okurlarının benim yorumumu doğrulamasıdır aslında.
Bundan yirmi yıl sonra Dan Brown u, Grange ı, Meade i hatırlayan kalmayacaktır. Ama Koonz ve King hayatta olurlarsa hala her yazdıkları roman En Çok Satanlar listesine kafadan girecektir.
Gelelim Yabancılara. Koontz (ve King) zaman zaman yazdıkları Uzaylı temasında da kendi tarzlarını belirlemişlerdir (Bknz. Rüya Avcısı, King). Yabancılar da yazarın uzaylılar temasını işlediği nadir bir romanıdır ve mükemmel bir korku romanıdır.
Okumamış olanlara -bulabilirlerse- şiddetle öneririm.
Herhangi bir Koonz ve King romanını düşünmeden satın alabilirsiniz.