Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
umutseyhan75 Tarafından Yapılan Yorumlar
Grange'ın tarzı, çoğu gerilim yazarından farklıdır. Tüm romanlarında psikolojik ögeler ve okuyucuyu olayların içinne çekerek roman kahramanlarından en azından birisi ile mutlaka özdeşleştirmeye çalışma çabası onun romanlarındaki en sık rastlanan özelliklerdir. Grange, uzun olaylar dizisi ile gerilim yaratır. Hızlı sahnelerle gerilim yaratmayı sevmez. Zaten açıkcası bunu yaptığı ender zamanlarda da çok başarılı olduğu söylenemez. Grange romanlarından çekilen filmlerin çok önemli oyuncular ve büyük bütçelerle çekilseler bile hiçbir zaman çok başarılı olamamalarının nedeni de budur. Bir Grange öyküsünün yaşattığı gerilim, asla kısa soluklu değildir ve filmlerde uzun soluklu gerilim yaratmak da neredeyse olanaksızdır.
Gelelim Taş Meclisi'ne. Taş Meclisi, Grange tarzının tavana vurduğu romandır. Bütün romanları içinde o diğerlerinden çok daha ağır ve yavaştır. Taş Meclisini okurken kendinizi yazarın yönlendirmesine bırakıp hikayeyi yaşamaya başlarsanız, içinizi sıkacak, üzerinizde tonlarca ağırlık hissettirecek bir gerilimi yaşarsınız. Yok ben anlık olaylardan, dehşetli ve gerilimli sahnelerden hoşlanıyorum diyorsanız, Grange zaten size uzak, bu kitap ise asla size göre değil. Öyleyse bir sürü bilinmezin içinde bir adım ötenizi bile göremezken buz gibi Moğol düzlüklerinde yol almanın ne demek olduğunu asla bilemeyeceksiniz demektir.
Büyük yazarın ikinci dünya savaşı nazizmini saçmalamadan, bir mantık dizisi kapsamında günümüze taşıyarak kurguladığı çok güzel bir roman. Nazi dehşetini günümüzde yaşasak neler olurdu ? Nazilerin geçmişten günümüze kalan izleri neler ? İnanın her sayfası final tadında çok heyecanlı ve merak uyandırıcı bir konu bekliyor sizi.
Geçtiğimiz aylarda ucuz bütçeli filmi bir tv kanalında iki bölümlük dizi olarak yayınlanan Hades Dehşeti, ölümcül bir virüsün ABD'de terör amaçlı kullanımını temeline kurulu çok güzel bir macera romanı. Biraz Kaçak, biraz da filmi 10 yıldan uzun süre önce gösterilen Tehdit (Outbreak) tadında, kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Hannibal, Thomas Harris'in Kuzuların Sessizliğindeki tarzından biraz daha farklı, çok daha şiddetli ve kanlı, ama içeriği en az Kuzuların Sessizliği kadar incelikle örülmüş,Floransa'da geçen uzunca bir bölümü boyunca yazarın bilgilerine hayran bırakacak kadar da -ilginçtir ama- entellektüel bir roman. Baştan sona bir gerilim şaheseri. Hannibal'ın, son sayfalarda Clarice Starling düşmanı FBI ajanının beyninin ön lopunu, kızgın yağda, iyice öldürülmüş soğan eşliğinde pişirip yediği sahneyi yazar öyle bir anlatmış ki, aç karna okursanız canınız çekebilir ve sonra da kendinizden korkmaya başlayabilirsiniz. Sırf bu sahneyi okurken hissedeceklerinizden sonra yaşayacağınız şaşkınlık için bile olsa okunmaya değer.
Grange okumaya başladığım kitap budur. Bu nedenle bende yeri ayrıdır. Ama siz de Grange'ın bütün kitaplarını okuyup bir yorumlayın bakalım, en güzeli Leyleklerin Uçuşu değil mi ? Avrupada başlayıp güneye uçan kurgusu, detaylardaki bir Grange klasiği olan hatasız bütünlük, sürükleyici bir konu. Bir gerilim romanından daha fazla ne beklenebilir bilmiyorum.