Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

okurtuğba Tarafından Yapılan Yorumlar

08.01.2026

kaybettiklerimizi değil; onlardan geriye kalanları anlatan bir kitap. Şermin Yaşar, okuru büyük acıların değil, küçük ama derin izlerin peşine düşürüyor. Her hikâye, hayatımızdan sessizce geçen insanların kalbimizde bıraktığı boşluğa dokunuyor. Okurken hüzünleniyor ama kararmıyorsunuz; çünkü bu kitap, gitmenin değil hatırlamanın kıymetini fısıldıyor. Bitirdiğinizde, göçüp gidenlere başka bir gözle bakacak; kalanlara biraz daha sıkı sarılmak isteyeceksiniz.
08.01.2026

Sakar, bedensel bir kusurdan çok, insanın hayata tutunurken sürekli incinmesini anlatan sarsıcı bir metin. Alexandre Seurat, yalın diliyle okuru zorlayan bir gerçekliğe yaklaştırıyor; cümleler kısa, anlatılan acı ise derin. Karakterin sakarlığı zamanla bir metafora dönüşüyor: görülmeyen, korunmayan ve yalnız bırakılan insanın hali. Kitap, okurda yüksek sesli bir etki yaratmıyor ama bitince içte kalan sessizlik uzun süre dağılmıyor.
08.01.2026

Acımak, insanları yeterince tanımadan verilen sert yargıların ne kadar yanıltıcı olabileceğini ele alan dikkat çekici kısacık bir romandır. Zehra öğretmen, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıkları nedeniyle duygularını bastırmış, hayata katı kurallar çerçevesinde yaklaşan bir kişidir. Babasına duyduğu kırgınlık, onun hem insanlara hem de hayata karşı mesafeli ve anlayışsız bir tutum geliştirmesine neden olur. Ancak babasının ölümünden sonra okuduğu hatıra defteri, Zehra’nın olaylara tek yönlü baktığını fark etmesini sağlar ve onu derin bir iç sorgulamasına sürükler.
Merhametin bir zayıflık değil; insanı adil ve olgun kılan temel bir değer olduğunu vurgulayarak sizi kendi yargılarınızı yeniden gözden geçirmeye çağıran gözyaşlarınızı tutamayacağınız sıcacık romanı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
08.01.2026

Sizi yüksek sesli olayların değil, içten içe çürüyen bir hayatın içine davet eden sarsıcı bir romana hazır mısınız? Aziz Bey’in gözden düşüşü; yalnızca bir bireyin değil, değerlerini yitirmiş bir toplumun da hikâyesi gibidir. Roman boyunca hissedilen kırgınlık, pişmanlık ve geç kalmışlık duygusu, okurun yüreğine sessizce yerleşir.
Beni en çok etkileyen karakterlerden biri de Vuslat’tı. Vuslat, sessizliği ve kabullenişiyle dikkat çeken, kırılgan biri. Aziz Bey’in savrulmuş hayatı içinde çoğu zaman arka planda kalsa da onun varlığı, kaçırılmış bir huzur ihtimalini temsil eder. Vuslat, sevilmeyi bekleyen ama bunu yüksek sesle dile getirmeyen haliyle, romandaki en hüzünlü karakter :(
Gösterişe kapılmış bir yaşamın ardındaki boşluğu ve insanın kendine yabancılaşmasını büyük bir ustalıkla anlatıyor kitap. Aziz Bey Hadisesi, insanın hem kendine hem hayata karşı nasıl yenilebileceğini düşündüren, hüzünlü olduğu kadar derin bir iç muhasebe romanıdır.
Okumanızı tavsiye ederim…
08.01.2026

insanın kendiyle yüzleşmesini sakin ama sarsıcı bir dille anlatıyor. Suzan, dışarıdan güçlü ve mesafeli görünse de içinde derin bir yalnızlık, kırgınlık ve anlaşılma isteği taşıyor aslında. Geçmişiyle kurduğu hesaplaşma, onun bugünkü suskunluğunun ve içe kapanıklığının temelini oluşturuyor. Bastırdığı duygular, söyleyemedikleri ve kendine bile itiraf edemedikleri, Suzan’ı çok gerçek ve insani bir karakter hâline getirmiş. Okurken, büyük olaylardan çok küçük anların insan hayatında nasıl derin izler bıraktığını hissediyorsunuz. Suzan’ın iç dünyasında dolaşırken ister istemez kendi hayatına da dönüp bakıyorsun. İçten, derinlikli ve düşündüren bir okuma arayan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Ayrıca kitabın sol sayfalarında Ekmel beyin günlükleri, sağ sayfalarında ise Suzan’ın günlükleri bulunuyor. Okurken bana kendini ver diyor kitap ;)