Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Galip Yüksel Tarafından Yapılan Yorumlar
"İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma" adlı eser, İskoç Aydınlanması'nın önemli bir eseridir ve modern felsefenin önemli metinlerinden biridir. Hume, bu eserde, insanın bilgi edinme yeteneği, düşünme süreci ve doğa bilimi üzerine derinlemesine bir inceleme sunar. Eserde, insan zihninin deneyimlerden ve duyumlarından nasıl bilgi elde ettiği, nedensellik ilkesi, nesnelerin varlığı ve dış dünyanın gerçekliği gibi temel felsefi konular tartışılır. Hume'a göre, insan zihni, duyusal deneyimlerden ve gözlemlerden elde ettiği verilere dayanarak düşünür ve bu deneyimlerin ötesine geçemez. Eserde, ayrıca nedensellik ilkesinin temellendirilmesi, özgürlük ve determinizm arasındaki ilişki, tanrı kavramı ve doğa bilimi gibi konular da incelenir. Hume'un empirizmine dayalı yaklaşımı, insanın bilgi edinme sürecini deneyimlere dayandırması ve aklın sınırlılıklarını kabul etmesi gerektiği fikrini vurgular.
Cicero'nun "Yasalar Üzerine" adlı eseri, Roma hukukunun ve yasal düzenin temel ilkelerini inceleyen önemli bir metindir. Cicero, bu eserde, adaletin ve hukukun doğası üzerine derinlemesine düşünürken, aynı zamanda iyi bir toplumun oluşturulması ve sürdürülmesi için gerekli olan yasal düzenin nasıl oluşturulması gerektiğini tartışır. Eserde, doğal hukukun ve evrensel adaletin önemi vurgulanırken, aynı zamanda hukukun insan doğasına uygun olması gerektiği ve toplumun refahı için gerekli olduğu savunulur. Cicero, yasaların toplumun düzenini sağlamak, hakları korumak ve çatışmaları çözmek için vazgeçilmez olduğunu belirtirken, aynı zamanda yasaların toplumun genel iyiliği ve adaleti gözetmesi gerektiğini de vurgular. Eserde, hukukun ve yasaların toplumun her kesimine eşit bir şekilde uygulanması gerektiği ve hukuki süreçlerin adil bir şekilde işlemesi gerektiği vurgulanır.
Bu eser, Roma döneminin önemli düşünürlerinden biri olan Cicero'nun etik ve siyaset felsefesine dair derinlemesine bir incelemedir. Eser, bireyin toplumsal ve ahlaki yükümlülüklerini ele alırken, aynı zamanda erdemli yaşamın ve toplumsal düzenin temellerini tartışır. Cicero, insanın doğası ve toplum içindeki rolünü anlamak için yükümlülük kavramını mercek altına alır ve insanın doğasında yer alan ahlaki ve toplumsal sorumlulukları vurgular. Eser, bireyin kendisine, ailesine, topluma ve devlete karşı olan görevlerini tanımlarken, aynı zamanda erdemli bir yaşamın önemini vurgular ve bu yaşam tarzının kişinin mutluluğunu ve toplumun refahını nasıl etkilediğini açıklar. Cicero'nun eseri, insani ilişkilerde adil ve vicdanlı olmanın gerekliliğini vurgularken, aynı zamanda toplumsal düzenin sağlanması ve sürdürülmesi için bireylerin üstlenmesi gereken sorumlulukları da ele alır.
Seneca'nın bu eseri, Roma filozofunun insanın iç huzurunu ve sükunetini bulma üzerine odaklanan derinlemesine bir incelemedir. Eserde, Seneca, bilgeliğin sarsılmazlığını ve insanın içsel dinginliğini koruma yöntemlerini tartışır. İnziva kavramı üzerinden, insanın dış etkenlerden uzaklaşarak içsel huzurunu bulma ve koruma çabasını ele alır. Seneca'ya göre, gerçek mutluluk ve sükunet, insanın iç dünyasında ve karakterinde yatar ve bunu elde etmek için dış etkenlerden arınma ve içsel dinginlik arayışı gereklidir. Eserde, insanın içsel zenginliği ve sükuneti bulma yolunda karşılaşabileceği engeller ve çatışmalar da detaylı bir şekilde incelenir. Seneca, bilgelik ve iç huzurun, maddi zenginlik veya dışsal başarılarla değil, içsel bir denge ve uyumla elde edilebileceğini vurgular. İnziva, insanın içsel dünyasına dönüp kendi değerlerini ve önceliklerini keşfetme sürecidir ve bu süreç, kişinin ruhsal ve zihinsel gelişimine katkı sağlar.
Jean-Jacques Rousseau'nun "Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev" adlı eseri, 18. yüzyıl Fransız aydınlanma döneminin önemli metinlerinden biridir. Rousseau, bu eserinde, bilim ve sanatın insan doğasına etkilerini ve toplumsal sonuçlarını ele alır. Başlangıçta Dijon Akademisi yarışmasına sunulmak üzere yazılan bu söylevde Rousseau, bilimler ve sanatların insanın masumiyetini ve özgürlüğünü nasıl zedelediğini savunur. Ona göre, bilim ve sanatlar, doğal ve basit yaşamı bozar ve insanı toplumsal normlara uydurarak özgürlüğünden mahrum bırakır. Rousseau, sanat ve bilimlerin sadece insanın ahlaki ve toplumsal gerçekliğini değiştirmekle kalmayıp, aynı zamanda onu boş inançlara ve lüks tüketimine de ittiğini öne sürer. Bu nedenle, Rousseau, insanın saf doğasına ve basit yaşam tarzına geri dönmesi gerektiğini savunur. Ona göre, gerçek mutluluk ve özgürlük, insanın içsel doğasına sadık kalması ve doğal yaşamla uyum içinde olmasıyla mümkündür.