Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
İpek Solum Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap inanılmaz keyifli, gizemli ve macera sever. Hatta karakterler arasında gerçek hayattan kişiler yer alıyor. Mesela ilk pervane ile çalışan buharlı geminin yaratıcısı Mühendis Brunel, Şair Algernon Swinburne, Aktivist Charles Bradlaugh gibi “konuk oyuncular” kitabı daha da coşkulu hale getiriyor. Yaratılan Londra’ yı çok sevdim, koşucu ulaklarına, muhabbet kuşlarına bayıldım. Günümüz yazarlarından China Miéville’in kalemi gibi Steampunk tarzında muhteşem bir seri.
Ödüllü kitapları okurken hep bir “kesin sıkılacağım” yargım oluşur. Ama bu sefer tek kelime ile savaşın ortasında idim. İnsanlık tarihinin en çok acıtan, kahreden, yok eden savaşında yazar yazmamış da yaşamış ve kaleme almış diyebilirim. Sahneler aşırı iyi, karakterler bana göre çok kaliteli işlenmiş, acıları, acımasızlıkları, sefaletleri, yok olmuşlukları, çaresizlikleri satırlardan fırlamış. Gerçekten barut kokusunu, kan kokusunu, bombardıman sesleri içinde yaşanan koşuşturmaları hissediyorsunuz! Okuyun derim.!
Jo Nesbo’nun Hamamböcekleri’nin arasına Cibola yanıyor koyup okuyorum, ayıp ediyorum evet! Ama bir sci-fi’ci iseniz polisiyeye ayırdığınız sürede maalesef bunlar olabiliyor. Enginlik serisi kesinlikle ve kesinlikle türünün en iyilerinden! Eş zamanlı olarak daha önceden 4 bis yapıp seyrettiğim dizisi ile beraber okumaya gayret edince süreç uzuyor. Kitabı mı dizisi mi derseniz, dizisinin kitabından konu-şekil olarak bütünlükten kopmayan şekilde ilerlediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Diziyi önce seyrederseniz (bana göre) kitabından daha keyif alırsınız. (((Aramızda kalsın The Expanse, türleri arasında açık ara çıtayı en üstte koymuş)))
Seri için giriş-gelişme-sonuç yapmayacağım. Cidden okuyun, cidden seyredin derim, siz anlarsınız zaten.;)
Benim için, gelmiş geçmiş tüm kitap yazarlarından açık ara önde olan Brandon Sanderson’un yeni kitabı çıktığı anda kütüphaneme eklendi. Daha en başında illüstrasyonları ile, kapak tasarımı ile, iç sayfalarına serpiştirilmiş efsane fotoğraflar ile beni benden aldı. Karakterler yine her romanında olduğu gibi ayakları yere basan, güçlü, dediğim dedik tiplemeler, mekan tamamen farklı bir konseptte oluşmuş olsada o yer-mekan-kişi havasına hemen alışıyorsun. Hayal gücünüz fazla mesai yapıyor, etrafınız bilmedik okyanusun, tanımadık dehasını yavaşça özümsüyor. Her sayfada sizinle kitap arasında ahenkli bir bağ kurulmaya başlanıyor. Brandon Sanderson kendi iç alemindeki ucu bucağı olmayan hayal gücünü yine konuşturmuş, yine konuşturmuş!
Bu türün okuyucusu olarak kitaba bayıldım, sokaklar, hanlar, kentler canlandı, o canlanan yerde gelip geçen kahramanlara dokunacak gibi oldum. Ansızın, büyü parmaklarımın ucundan akıp giderken, kılıcımın kanı kurumadan, doğaüstü savaşa insanüstü çabalarla katılıverdim. ((Tamam, Alakarga, Kalam, Kirpi, Kemancı, Paran listenin üstünde karakterler ama Anomander Rake tartışmasız ben buradayım diyor.)) Dili ağır, sayfalar çok ve okkalı tasvirler sizi yavaşlatsa da ben bu kitap serisini zirveme taşırım.