Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Ebru Aksakallı Tarafından Yapılan Yorumlar
hani kul sıkışmayınca hızır yetişmezmiş ya işte bu eseri okumam tamda böyle bir sürece denk geldi.bu eser tesadüfün olmadığını, hayatın tevafuklarla kurulduğunu gösterdi açıkçası. içinizde derin acılar, sindiremediğiniz korkular ve hatta dillendirmekten korkup beslediğiniz şeyleri aşabileceğinizi ama en önemlisi bunu nasıl yapabileceğinizi anlatıyor samimiyetle. evet en önemlisi diyor ihlas... ve tevekkül... ihlası anlamak düşüncelerinii samimiyetle inandığınız makama emanet etmenize neden oluyor sonrası mı sonrası diğer üç maddeyi öğrenmekle çorap söküğü gibi geliyor bence ruhun huzuru için okunası bir eser...
okuduğum zaman eskilere olan imrenmem daha da bir arttı. kişilerin saygısına, aşkların sadakatine ve de güvenine ve sadece sözlere adanmış ömürlere. evet ilk olması hasebiyle dikkat çeken ve objektif değerlendirilmesi gereken bir eser kurgusu hoş anlatıp yer yer hadi ama kısa keselim dedirtse de meraklandırmayı başarmıştır yazar bu güzel eserinde. Savunduğum konunun arkasında durarak önce kendi edebiyatımızı tanıyarak yola çıkmalıyız diyorum. okuyun eğlenecek ve de pişman olmayacaksınız.
Bu kitabı okumak Tarık Buğra'yı anlamaktır. Ve de anladığımız, tanıdığımız bir yazarın acıları, sevinçleri, hüzünleri ile cesaretlenerek yol almaktır. bu kitabı okumak kişinin kendine acımak lüksünü ortadan kaldırmaktır, en önemlisi de kendi klasiklerimizi keşfetmektir. bu eseri okumak, bana okul yılarımdan beri dünya klsiklerini muhakkak okuyun diyen, tolstoyu, hugoyu, kafkayı, balzacı, dostoyevskiyi vb. bir çok ismi okutupta ama önce bizim klasiklerimizi okumayı ihmal etmeyin demeyi es geçen hocalarımızın kulaklarını tatlı tatlı çınlatmaktır. bence kulaklarını çınlatacağınız insanlar için bu eseri okumalısınız.
kitap iki kadın ve de cesur bir adamı ele alınca ister istemez dikkatimi fazlaca çekti ve bir çırpıda okudum ama bazı kısımların altını çizerek bir daha bir daha okudum okuduğum bazı cümleleri yanlış anlamış olmayı istedim açıkçası. zira kadınların her zaman toplumun belirleyicisi olduklarını savunan ben için, ağır cümleler vardı. esasen çoğu kadının böyle düşüneceği inancındayım. mesela ortada bir ülkede çağdaşlaşma uğruna kadınları değiştirmek amaçlı yapılan bir evlilik var yani kadın yine kullanılmıştır bu defa en acısı aşkı suistimal edilmiştir. lakin kitapta da kadının paşalık konumunun peşinde olduğu belirtilmiştir.ne kadar doğru kısmını burada tatrışmaya açmak anlamsızdır. ve en vahimi bu evlilikte bir seçme ve seçilme var ki, seçen her zaman ki gibi maalesef erkek. hepsini bir yana bırakalım tek bir cümle olayı özetledi benim için. ülkeyi idare ettim, savaşlar kazandım ama bir kadını yönetemedim. cevap çok açık kadınlar otoriteyle yönetilmez, kadınlar şefkat ve adaletle hayata dahil edilir aksi halde hükümdar da olsan peygamberde olsan karşı cinsi anlamaya çalışmadan otoriteyle idare edemezsin bu yapılan elindeki bombanın pimini çekmektir. bence okumalısınız ve Atatürk'ün yaptığım tek hata evliliktir cümlesini kendi bakış açınızdan değerlendirmelisiniz.
fakültede ders çıkışı kurulan standda elime aldığım kitabı şöyle bir karıştırıp yazarına konusuna ve tanıtım yazısına bakıverdim. Şizofreni nasıl bir şeydi, neydi ki??? esasında kalabalıklar arasında bir kişiye bağımlı olmak illeti olan bu hastalık, yalnızlığa atıfta bulunmuştu. bence kesinlikle okunulması gereken bir kitap.aşkın fedakarlık noktasında hastalığı, ihaneti, toplumsal kuralları nasıl hiçe saydığını insanlara bir çırpıda anlatan çok akıcı bir üslup.ve elden bırakılmadan odada geçn bir kaç sonrası bitecek bir kitap. yazarın kalemine ve de yüreğine sağlık...