Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Ilhan Azak Tarafından Yapılan Yorumlar

02.01.2002

Aylak Adam Olabilmek ve Sosyal Hayatımızdaki İzdüşümleri

"Aylak Adam" lık günümüzde zor bir zenaattir. Vahşileşen, abaran, bozulan sosyal hayat, "erdemli insanlar" için güç bir zemin yaratmakta; aylak adamların, oblomovların yaşamını güçleştirmektedir. Eski hareket günlerinin samimiliğine, hürriyet, özgürlük, umut gibi kavramlara inanmayanlar için "aylak adamlık" kavramını anlamak imkansız denecek kadar zordur.
Aylak Adam; ilkokul öğretmeni bir annenin ve T.C.D.D de baş mühendis olarak çalışan bir cumhuriyet ailesinin tek oğlu olarak 1933 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Diğerlerinden farklı ve hızlı gelişen duyarlılığına; ilk kez ailesiyle gittiği "pasta salonlarında", "aile düğünlerinde", "sinema salonlarında", "lunaparklarda" kavuşmuştur. Kağıttan tavşan ve tren yapılan bir çocukluk; bilye ve misketlerle zenginleşmiş, kukalı saklambaç ile olgunluğa erişmiş, açık hava sinemalarında, tozlu arsalardaki futbol maçlarında ve Salacak iskelesinde iyice yerine oturmuştur. Bayram günlerinde "mendil" adetiyle kavrulan bu çocuk, babasından 2 kez, annesinden de komşunun çamaşırlarını kirletti diye sadece 1 kez tokat yemiş; yani dayakla pek haşır neşir olmamıştır. Bu onun; nefsi kırılmadan "birey" olabilmesi yolculuğunda önemli bir yapı taşıdır. Siyah beyaz Türk filmlerinin saflığını, küf kokan sinemaları, jartiyerleri, mücadeleyi, sigarayı, avareliği kutsal sayan insanların arasında büyümüş olmak ve arnavut kaldırımlı sokaklarda ilk bezden topunu yapmak "kahramanımızda" kalıcı olan bir "gönül" kavramını yaratmış ve muhtelif sosyal gelişmeler onu "aylak adam"lığa sevketmiştir.
İlk gençlik yılları "mahalle" diye adlandırdığımız o sihirli mekanda geçmiştir. "İlk genelev denemesi" o kuşağın önemli bir trajedisi ve zorunluluğudur. Arkadaşlara uyulup gidilen, sonraları sosyal bir alışkanlık olan ilk soft-porno Türk filmlerinin aşırı "duyarlılığı" onu derinden etkilemiştir.
Aylak(*) adam müsveddesinin insancıl tavırları, hayvan ve hatta insan sevgisi öyle gelişmiştir ki, işbu müsvedde Aylak adam, toplumla manen birleşemez ve farklılaşma-bütünleşme ikileminde farklılaşmaya meyleder. Bütünleşememenin kaçınılmaz, dayanılmaz ve kalıcı psikolojik etkileri, onu zaman zaman nevrasteniye, depresyona, ilerledikçe de manik-depresifliğe ve şizofreniye vardırır.
Zorunlu olarak kendini incelemeye başlar. Kendini inceledikçe tutunamaması ve aylaklığı artar. Çünkü şizofrenisini incelemesini bitirememekte, aritmetiği iyi olmasına rağmen kişiliğinin kaça bölük bir biçimde aylaklanmışlığını(*) sayamamaktadır.
8 yaş küçük olan erkek kardeşi Tutunamayan ise daha da alem bir çocuktur ve ayrı bir sempozyumun konusudur.
----------------------------------------------------------------------------------------------
(*) Aylak: Çok Özel İsim. Avarenin anlamlı ve sorumluluğunun bilincinde olarak yaşayanı.
(**) aylaklanmışlık: Sıfat türetilmiş fiil. Yeni Türkçe'den dilimize girmiştir. Aylak olarak yaşamak anlamında kullanılır.