"Bilim somut veriyi; kanıtı, tutarlılığı arar, gerçekle ilgilenmez. Gerçek, herkesin kendi hikayesine verdiği addır..." Aradığımızın gerçekte ne olduğunu, ancak Tanrı onu bize buldurduğu zaman anlayabiliriz.
O zaman ne aradığımızı hiçbir zaman gerçekte bilemeyiz. Belkide aradığımız peşinde olduğumuzdan bambaşka birşeydir.
Kitap istanbulun Bizans ve Osmanlı kültürleriyle harmanlanmış mistik ve gizemli atmosferinde yaşanan sosyal ve etnik farklılıkların patlama seviyesinde yaşandığı dönemlerden tutunda günümüzdeki soğuk ama sessiz bir o kadarda küresselleşmiş olduğu genel yapıda bile kendi farklılıklarını içeren bir gurup insanın aşk, bilimsel çalışma, sosyal ve idolojik farklılıklar ortamındaki hikayelerini konu edinmekle kalmamış bu insanların aynı olayları görüş ve algılayış tarzlarının nasıl kişiye görelilik arz ettiğini de ilginç bir kurgu ağıyla vurgulamış.Bu bağlamda kitabı okurken aynı olayların farklı kişilerin ağzından onların bakış açısı ve düşünceleri de eklenerek anlatılması yöntemi ile adeta Quentin Tarantinonun yönettiği bazı filimlerdeki anlatım tarzın birebir aynı olması olması acaba kim kimi taklit etti diye bir soru getirdi aklıma:)
Birde olaylar üzerine felsefik gözle yorum yapmaktanda geri durulmamış ki zaman ve mekanında ötesinde, kahramanların ağzından yapılan yorumlar sayesinde, kitaba bir ideoloji de katılmış.
Okunmaya değecek ve zaman zaman sıkılsanızda kolaylıkla sonunu getirebileceğiniz bir kitap....